Beyanname İmzalatma Zorunluluğu (VUK Mükerrer Mad. 227)

2014 yılı mali tablolarına göre,
Aktif Toplamı: 6.385.000 TL ve Net Satışlar Toplamı: 12.766.000 TL’yi aşmayan kurumlar vergisi mükellefleri ile ticari, zirai ve serbest meslek kazançları dolayısıyla gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri 2015 yılı beyannamelerini, meslek mensuplarına imzalatmak zorundadırlar. Bu hadlerden herhangi birini aşan mükellefler ise beyannamelerini
dilerlerse YMM’lere tasdik ettireceklerdir.YMM ile Tam tasdik sözleşmesi yaptırmayan –ki böyle bir zorunluluk yok tabi – mükellefler, SM veya SMMM ‘lere imzalatılamayacağına göre idare tarafından beyannameleri nasıl ve ne şekilde alınacaktır ?GİB tarafından takibi yapılamaması yüzünden muallakta olan bu konunun ne kadar farkındayız. ?Limitleri aşan mükelleflerde beyanları SM veya SMMM imzalamaması gerektiği halde buna dikkat edenin çok olmadığı muhakkaktır.
İşte bu yüzden kanuni bir zorunluluk olmamasına rağmen, birçok YMM ‘nin hadler üzerindeki mükelleflere sanki zorunlulukmuş gibi tam tasdik sözleşmelerini yaparak haksız olarak yıllardır bir gelir elde etmişlerdir.
Bir nevi hırsızlık oltası değil midir?
Şirketler arasında tam tasdik sözleşmesi düzenleyenler incelenmez diye yanlış olan bir kanaat ile de bu durumu pekiştirerek işlerinin artması yönünde kullandılar.
Dolayısı ile işveren birazda korkusundan olsa gerek, tam tasdik yaptırarak denetimden kurtulacağını hedefliyor.YMM ‘lerde bu kanaatten yararlanarak sözleşmelerini yapmakta ve fakat bunun yanlış olduğunun özellikle bilinmesinde yarar vardır.
Beyannamelerini elektronik ortamda gönderebilmelerine izin verilen mükellefler diledikleri takdirde Tebliğ uyarınca elektronik beyanname göndermeye aracılık yetkisi verilmiş gerçek ve tüzel kişiler vasıtasıyla da beyannamelerini gönderebileceklerdir.
Bu demek oluyor ki, YMM ile ARACILIK SÖZLEŞMESİ yapmak sureti ile gelir ve kurum mükellefi beyanlarını gönderirler.Hem de tam tasdik ücretinden çok daha az bir ücretle bu işi yaparlar..Aynı şekilde SMMM ‘ler ile de ARACILIK SÖZLEŞMESİ yapılabilir mi?Hemen neden olmasın diyerek, limitler üzerinde zaten her iki meslek mensubunun da görevsiz olduğunun altını çizerek kanaatimi belirtmek isterim.Birine uygulanmayanın, diğerine uygulanırlığı olmaması gerekir.
Türmobun bu konudaki tutum ve davranışı nedir bilemiyorum.
Lakin firmanın muhsebeden yoksunluğu burada söz konusu bile edilmedi.
Yani bir başka sorunun varlığı şu ki, firmada kayıtlama artık ehil ellerden ziyade olmuştur.

Selahattin İPEK
SMMM-Bağımsız Denetçi
bdselahattinipek@gmail.com

Uygunluk Denetimi ve Sorumluluk (!)

Bilanço muhsabeye uygun, muhasebede belgeye uygun ve tek düzene uygunsa işlem tamam ve uygunluk denetimi gerçekleşmiş olmaktadır..

Mali Denetim (Financial Audit), Uygunluk Denetimi (Compliance Audit) ve Performans Denetimi (Performance Audit) standartları mevcuttur.
Yazımızın konusuna denetim standartına göreUygunluk Denetimi (Compliance Audit) ‘ni alarak, burada mali  mevzuata ve diğer  kanun ve  tüm  vergi tebliğlerine  göre şirket ticari operasyonlarının  gerçekleşip gerçekleşmediği , mevzuata uyulup uyulmadığı  veya hangi düzeyde uyulduğunu  belirlemek  amacıyla  yapılan denetimlerin ele avuca sığmaz, esnek pozisyonları üzerinden bazı noktalarına bakmaya gayret edilecektir..

Denetimlerde esas  alınacak en önemli vurgu, taraflar kapsamındadır.
Konumuz gereği firma ve devleti taraf olarak alacağız.
Kanunların  belirlediği kurallar çerçevesinde, kayıtlamanın yapılıp yapılmaması ve bu kayıtlama neticesinde de verginin doğru ve hakkaniyet dairesinde tahakkuk ederek ödenmesidir.
Uygunluk denetimide olması gereken yasak kurallar çerçevesinde, iş  bu durumun ne kadar ve nasıl uygulanabildiğinin belirlenmesidir.
Mali işler, vergiler,bildirgeler, beyannameler vs alanlarda  gerçekleşene bu alan aslında detay baktığımız vakit, çok daha geniş alanları içermektedir.

İncelenme,tespitlerin yapılması veya mali ve sgk müfettişlerinin, kayıt unsurlarının doğruluğunun tesvikine ve tespitine ve dahi çalışanların tüm bu işlemleri yaparkenolan samimi yaklaşımlarının tespiti için gereklidir.

Yani hata ve hileleri ortaya çıkarmak ve onları önlemek, caydırıcı etkiler ile baskı oluşturarak,
bir daha bu hata ve hilelere girilmesini önlemektir.
Bunlar denetim standartları olarak tebliğlerde yazar.
Tebliğlerin asıl amacı olarak uygunluk denetimini temel almaktır… Muhasebeci için…
Fakat dikkatlice bakıldığında ise bir sürü hırsızlık oltaları vardır.

Vergi Denetim Kuruluna ait görüşlere göre, Muhasebe kaydını düzgün yapmayıp örtmek abuk/sabuk kayıtları alarak bilançoda farklılık çıkarırsan bunuda yazman gerekiyor..

Yani sen normal yere gidecek kaydı, normal yere gitse vergi çıkarıcakken, üstünü örterek başka hesaba yaparsan, bu muhasebede hileye girer.
Buradan da o kayıtlamayı yapanın sorumluluk yazması gerekir.
Temelinde denilen uygunluk denetimidir aslında. Denetim kanun koyucunun hakkı ve işidir..
Bu işlem yapılırken, ister YMM tasdik olsun İster SMMM olsun, Vergi Denetim Kurulu ‘nu ilgilendirmez. Çünkü denetim emrini veren güç siyasidir..
Son zamanlarda o kadar eleştiri yapılan ve bir muamma olan denetim meselesi, düzene sokulabilmesi için gereken erki  yine siyasilerden alması gerekir. Yani kanun koyucular…
Muhatabı Vergi Denetim Kurulu değildir.
Refleks gösterebilmek için odalarımız ve Türmob birlikte hareket ederek, güçlü bir bir birliktelik ile siyasi erki harekete geçirebilmek mümkündür.
Yoksa bahsi edilen sorumluluk pozisyonlarının önü açık kendi içinde bir sürü hırsız oltaları vardır.
Tedbirleri alarak meslek mensuplarını sorumluluk illetinden kurtarmanın yollarına vasıl olmak aceleci bir yaklaşım değildir.Hileye giren her türlü varakanın gerekirse sahte (naylon) veya yanıltıcı belge statüsünde olup olmasının sorgulanması bir şekilde kayıtlamanın kullanılmasına sunulması gerekmektedir.
Tek taraflı olarak sanki devletin muhasebeyi tuzağa düşürebilme adına bu durumu kullanması orantısız ve suça ister istemez ortak etme gayretinden başka bir şey değildir.

Devam edelim irdelemeye…

Bilanço muhsabeye uygun, muhasebede belgeye uygun ve tek düzene uygunsa işlem tamam ve uygunluk denetimi gerçekleşmiş olmaktadır.. Önemli olanın bu uygunlukta belge düzeni nasıl olmalı ve senelerce sorumluluk olgusunun nasıl bir stres ile yük olarak işi yapanı psikolojik yıpranmaya maruz bırakacağını düşünmek bile manidardır.

O halde mutlaka belge düzenine riayet edilerek, gerçek değerler üzerinden ıslak imza ile envanter alınarak dosyaya koymak inceleme ve denetlemeler açısından önem arzetmektedir.

Eskiden İkmalen Tarhiyat cezası azdı..
Gerekçesi kayıtları mükellef veya muhasebecisi ibraz etmekte idi. İkmalen Tarhiyat, Kayıttan çıkan farklılıktı ve Maliye buna fazla önem vermemekte idi.
Fakat şimdilerde hile yaptına getirerek mükellefin suçuna ortak etmektedir.Bilerek ve kasıtlı yaptın diyerek kaçakçılığa bir nevi sokmaktadır. Mükellefin suçuna ortak etmektedir.Bilerek yaptığın için… Halbuki burada kasıt olsa idi defter ve belgeleri ibraz ettiğimiz vakit onların içinden bularak ceza işlemekte iken, bu defa direk hileye alarak denetim amacından cezayı yazmaktalar…
Hırsız oltalarından biri de bu..
Eskiden vergi daireleri bilgi paylaşmıyordu dolayısı ile vergi mahremiyeti vardı. Şimdilerde ise bir çok şekilde bilgi paylaşımı interaktif olarak devlet kurumları içinde dolaşmakta ve isteyanin malum ameline göre eline geçebilmektedir.

Vergi mahremiyetinin daha bir hassas olduğunu varsaydığımız o dönemler içinde Maliye, bir ay önceki borsa gibi değişen bilgileri yani hangi rapor hangi anda yazıldı kim hangi koda girdi bunları YMM Odalarına veriliyordu ve ordan da paylaşılmaktaydı. Bu adam veya bu firma sahte, bu adam veya bu firma sıkıntılı bir şekilde bilinebiliyordu.

Bu adamın veya firmanın fatura cildi kayıtlı değil gibi v.s.bilgiler varken, daha sonra bir kişinin bir program yaparak otomatik tarama ve otomatik yoklama yapılır diye piyasaya rant olarak sunması ile alternatif bir başka yol bulunacağına direk Vergi Dairesinin YMM Odasına verdiği ve YMM Odasında paylaşılan bu bilgi akışı kesildi.
Tekrar aynı hak istenmektedir. Ve fakat itiraz noktasında artık bu hakkın kayıtlamayı yapana da verilmesi zaruri görünmektedir.
Yoksa şu gerçek söz konusu olacaktır;
Kamu Hizmetlisi veya Kamu Görevlisi olmak şartları ele alınırsa durum ne olmalı?
Cezayı alırken hizmetli / görevli diye mi alınmakta?
Mahkemede yemin ediliyor mu?
Yuvarlak mühür veriliyor mu?
Yetki verilmiyorsa, o zaman ifadeyi alacak kim..?
Savunmamı alacak olan kim ?
Ben memursam bir sıkıntı yok…Memursam senin hakkını banada ver ben de bilgiye erişeyim….
Eğer memur değilsem, bilgi erişimim söz konusu olmadığından cezam ayrılsın..
Ve fakat içerden memur olanın aslında hiçbir bilgiye ulaşmak hakkı olmamasına rağmen, o hakkı kendinde görenler meslek mensubuna memuru gibi ceza kesmektedir.

Dolayısı ile uygunluk denetimi esas alınarak bilanço deftere, defter belgeye ve muhasebesine uyumluluk esasına göre bu işlemlere tavassut edilerek işlem yapılmış olur…

Burada önemli olan demek ki, stok, kasa, v.s.  gittim sayamadım durumuna göre mükelleften imza almak kaydı ile belgeye dayandırmamız gerekir.. Yazarak dosyaya koymamızda fayda vardır..
Yani envanterini doğru kabul ederek imzalı belgeyi kaşeleyerek almamız gerekir..
Gelir veya kurum beyanları dipnotlardaki durumu yazmak da aynı şeydir.

Ayrıcalıklı olan bir konuya değinmeden geçemeyeceğim.
Çünkü bu hesap diğerlerinden daha bir önem taşımaktadır ve tam bir tuzaktır.
Ortaklardan alacaklar hesabında gösterilen tutarın sadece bir çok değişik cezaya muhatablığı vardır ki, adat hesaplamadıysan kurumlar vergisine matrah farkı,Katma Değer Vergisi, Transfer Fiyatlaması ve kar dağıtımından %15 stopaj ve birde üstüne üstlük bu suçları bir anda  işlediğin için tekerrürden %50 zam konulmaktadır.
Bunların yanında, meslek mensubu da, Tek Düzen Hesap Planı ‘na uymadığı, kanun ve kurallara  uygun kayıt yapmadığından sorumlu tutulmaktadır.

Vergi Müfettişlerinin yapmış olduğu denetim türü uygunluk denetimi ise, bu gibi denetimlere hazır olmak veya hazırlanmak gereğini ensemizde devamlı hissederek geleceğe yürümek dileği ile…!!!

Selahattin İPEK
SMMM-Bağımsız Denetçi
bdselahattinipek@gmail.com

Kaynak: YMM Mehmet Şahan-Sohbetimizden alıntılar yapılmıştır…

 

EKMEK PARASINA (HAK)SIZ REKABET (!)

E-devletin gündem de olduğu şu günlerde memurların yapması gereken işleri yapmamız dolayısı ile “ SANAL MEMURLAR “ olarak serbest olma özelliğinden uzaklaşarak, maliye teşkilatının birer neferi olmaktayız. (!)

EKMEK PARASINA (HAK)SIZ REKABET (!)<br />
Pazardaki bir malın alış /satış aşamalarındaki her durumu rekabet unsuru olarak görmek yanlıştır. Rekabet denilenin neresinden anlaşıldığına bağlı…

Hele hele rekabet edilenin kayıtlama ve denetim interlandında meslek ve meslektaş üzerine olması konumunda ise, rekabet mümkün değildir.
Olması hali ise, mesleğin bitirilmesini çabuklaştırır, büyük olanlar kendi nam ve hesabına geçimliğini sağlayanları ortadan kaldırarak, tekelciliğe varacak boyutlarda tehlikeli durumlara yelken açılmasına vesiledir.
Kaliteli bir muhasebenin varlığı artık bir anlamda tükenen mükellef pazarında doğru düzgün ara eleman ve meslektaş yetiştirmekten geçtiği aşikardır. Önüne gelenin muhasebe yaptığı bir meslek dünyada yok. Türkiye istatistiği her ailede en az bir kişinin muhasebeci olduğu ise ne denli yoğun bir meslek mezaliminde olduğumuzu daha iyi anlamış oluruz.

Serbest Muhasebeci Malî Müşavir Olabilmenin Özel Şartları

Madde 5-A) Serbest muhasebeci malî müşavir olabilmek için aşağıdaki özel şartlar aranır.

a) Hukuk, iktisat, maliye, işletme, muhasebe, bankacılık, kamu yönetimi ve siyasal bilimler dallarında eğitim veren fakülte ve yüksekokullardan veya denkliği Yükseköğretim Kurumunca tasdik edilmiş yabancı yükseköğretim kurumlarından en az lisans seviyesinde mezun olmak veya diğer öğretim kurumlarından lisans seviyesinde mezun olmakla beraber bu fıkrada belirtilen bilim dallarından lisansüstü seviyesinde diploma almış olmak.

yani bu maddeyi aralamak gerekirse, ziraat fakültesinden mezun olan birisi kalkıp işletme iktisat hukuk üzerine yüksek lisans yaparsa mesleğe girmek üzerine gerekli adımları atmaya muvaffak olunur diyor.. Böyle bir şeyin oluyor olması içinde bulunduğumuz ve yaptığımız mesleğin yüz karasıdır ve dahi olacak şey değil..
Bunun da acilen düzeltilmesi gerekir.

Haksız Rekabetin hırsız oltaları çok fazladır.

Ücret üzerinden yazılımın işliyor olması bir nevi eksikliktir.

Ve fakat işini Sizden alan iş sahibi, havuzda eğer meslek mensubundan izin aldığını göstererek kanıtlayamaz ise, havuza idarecilik ile görevli amir kişilerce maliyeden sorgulanması düsturu, iyi kurgulanmış bir pozisyon olarak ele alınmalıdır..

Çünkü Size borcu olduğu halde işini bir şekilde alan iş sahibi, muhakkak dönemi itibari ile gerekli beyanları vermek zorundadır.

Eğer verilmeye devam ediliyorsa havuza bakılarak onay alınmadığı görülürse, suç duyurusu yapılacak ve bu beyanları yapacak meslek mensubu ise yönetmelik gereği cezaya tabi olacaktır.

Defter sayıları haddinden fazla olanlar için  3568 hakkındaki tebliğleri teke düşüren taslaktaki “IV- DÜZENLEDİKLERİ HiZMET VE TASDiK SÖZLEŞMELERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ NETİCESİNDE KAPASİTELERİNİN ÜZERİNDE İŞ KABUL ETTİKLERİ YÖNÜNDE KANAAT OLUŞAN MESLEK MENSUPLARINDAN İZAHAT İSTENMESİ VE BU HUSUSTA GEREKLİ İDARİ TEDBİRLERİN ALINMASI” bölümü önemsenerek derhal hayata geçirilmelidir.

Müşteri sınırlaması tahsilatı da hızlı bir şekilde artıracak  ve bu sayede meslekte aslında dinamiklik yaratarak daha iyi hizmet verileceğine delalet edilir. Bu sayede 150-200 ve daha fazla defter tutan mükelleflerden adilane bir dağılımı esas alan bir yapı oluşturulursa yeni işe başlayanlarında hak ve hukuku korunarak iş sahibi olmalarına katkı sağlanmış olunur. Tarifenin altına düşmemek veya fiyat kırmamak gibi söylemleri yıllardır işitmekteyiz.
Fiyatı arz ve talep belirliyor. Tüm bunların önüne geçmek için belirli bir mükellef sınırlaması olmazsa olmazdır.Buradan yola çıkarak fiyat tarifesinin en az lümitleri gösterir şekilde yayınlanması mesleğe zarardan ziyade fiyatta alt sınır oluşumunun belirlenmesi açısından önemlilik arz edeceği; üst limitin açık olması ile de kalitatif yeteneğin, hizmetin ücretlendirileceği ortadadır.
Devamlı bahsedilmesine rağmen, haksız rekabet hususunda zamanaşımı konusu hemen hemen işlenmemiştir.
Burada buna biraz değinmekte yarar var…
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 56 ncı maddede yazılı haksız rekabete ilişkin davalar, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her hâlde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 56 ncı maddede yazılı haksız rekabete ilişkin davaları hatırlamak gerekirse ;

a) Fiilin haksız olup olmadığının tespiti

b) Haksız rekabetin men’i

c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesi ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhası

d) Kusur varsa zarar ve ziyanın tazmini

e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesi

Haksız rekabet fiili aynı zamanda 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu gereğince daha uzun dava zamanaşımı süresine tabi olan cezayı gerektiren bir fiil niteliğinde ise, bu süre hukuk davaları için de geçerli olur.

Netice itibari  ile bu konu hakkında o kadar bahse konu sebepler dahilinde feveran etmek şüphesizdir.
Meslek Kararına göre;
MADDE 7 -Meslek mensupları bağlı oldukları odalardan şifre alarak yazılımı kullanmak zorundadır.

Ve yine, Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Ve Yeminli Mali Müşavirlerin Çalışma Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmelik gereği olarak Sözleşme Yapılması zorunlu haller 24.Madde de belirlenmiş olup aşağıdaki gibidir…

Madde 24 – Taraflar, mesleki konularda yapılacak işler için sözleşme yapabilirler.

Aşağıdaki çalışma konularında sözleşme yapılması zorunludur.

a) Defter tutmak,

b) Süreklilik arz eden müşavirlik hizmetinde,

c) İnceleme, tahlil ve denetim yapmak ve bunlarla ilgili, rapor ve benzerlerini düzenlemek,

d) Yeminli Mali Müşavirlerin tasdik işlemleri.

Bu kararı buraya almamın sebebi tamamen dikkat çekmek amaçlıdır.
Çünkü yönetmeliğin çıktığı andan itibaren devamlı SMMM üzerine gidilerek,
YMM ‘ler sanki zımni olarak gözardı edilmiş gibidir. Ne yapacaklar ve bu konuda ne düşünmekteler fikir beyanında bulunmamakla beraber, sundukları herhangi bir katkı yok ve hatta gündemlerinde bile yok.
Şunu da adilane belirtmem gerekirse 2013 yılında çıkan yönetmeliğe her nedense bu zamanlarda Şahsımda dahil yazılar yazmak ise manidardır.
Önceleri yazılan, cılız yazıları gözardı edecek olursak, yeni sistemin meslek ve genç meslektaş geleceğine ufuklar açması için eksikliklerin belirlenmesi ve bu sayede düzenlemelerin, yapılanmalara imkan ve fırsatlar oluşturacağına kanaatim vardır.

E-devletin gündem de olduğu şu günlerde memurların yapması gereken işleri yapmamız,
dolayısı ile “ SANAL MEMURLAR “ olarak serbest olma özelliğinden uzaklaşarak,
maliye teşkilatının birer neferi olmaktayız. (!)
Selahattin İPEK
SMMM-Bağımsız Denetçi
bdselahattinipek@gmail.com

 

Go to Top