DENETİMİ ÇIKMAZA SOKAN AN VE ASLARIN HAYAL KIRIKLIĞI (BİG FOUR)

GİRİŞ:
14.02.2011 tarihli ve 27846 sayılı Resmi Gazete ‘de yayınlanan, 6102 Sayılı, revize edilen Türk Ticaret Kanunu (TTK), tüm yönleri ile hayatımızın bütününü kapsayacak şekilde ve özellikle ticari hayatımız da ezber bozduracak, yeni değişimleriyle beraberinde hayatımızda önemli değişikliklere temel oluşturmuş, hatta sürecin uygulama safhaların da, eksiklik ve genişlemeler münasebetiyle, yamalara gidilme ihtiyacı doğmuş, temel amacından ara ara uzaklaşması da, bu vesile ile ayrı bir sorunsalı tartışmaya açmıştır.

Dünya, özellikle 21 ‘inci yüz yılın ilk yıllarında sırlandığı yerden ortaya çıkan özellikle kötü verilerin, denetim olgusunu öne çıkararak, önemine binaen bilinçlenmelerin oluşmasına tanıklık etmiştir.
Dolayısı ile, ülkemizde de TTK ‘nu, Üçüncü Bölüm “Denetleme” başlıklı 397‘den başlayarak, 406 ‘ncı maddeleri Bağımsız Denetim ‘in yapı taşlarını oluşturacak şekilde uygulamaya alınmıştır. Tüm bu önemli değişiklikler, vergi dışılığın önüne geçmek maksadı ile, fırtınalı senaryoların var olduğu bir mücadele zinciri içindir.

Denetin her anı ve alanı, gerektiğinde sert rekabetler içinde geçen, profesyonel bir yapılanma mecburiyetindedir. Bilinir ki, bu dış denetim alanı boşluğu sevmez…
Dolayısı ile, 26.12. 2012 tarihli ve 28509 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Bağımsız Denetim Yönetmeliği ile, yasal zeminde olan veya olabilecek açıklarının kapatılması hedef alınmıştır.

Şimdiye kadar, hep olumsuzluklar üzerinden hareketle, aslında ne olması gerektiği hususunda elle tutulu bir öneriler zinciri oluşturulamamıştır. Bun da elbet paydaş olan ve-veya olabilecek tüm kurum ve kuruluşların kendi çıkarlarına hizmet edecek taraftan bakmalarını da gösterebiliriz.
Statüko anlayışından kurtularak, daha bir gerçekliği olan zemini oturtmaya gayret edelim ki, gelecek avuçlarımızdan kayıp gitmesin.
Bunlardan biri, ortak payda da buluştuğumuza kanaat ettiğim, bürokratik temsilcilerin ya emekli olması veya istifa etmesi ile, sahaya uygulamaya inerek oluşan haksız rekabet.(!)

Şimdi var olan bu ve bunun gibi tutum ve davranışlar terkedilmediği veya düzenleme yapılmadığı müddetçe, Anayasa ‘mızın 48. Maddesi muğlak ve ifadesiz kalmaktadır.

Bu vesile ile, belirtmeden geçmek istemediğim diğer bir konuda, 28537 No’lu Resmi Gazete’de yayınlanan, 2012/4213 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile, 6102 Sayılı TTK’nun 398 inci maddesi kapsamında açıklanan, denetime tabi olacak şirketlere ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir.

Yani, hemen aslında gözümüzün önünde olan ve fakat siyasi erklerin set çektiği için bir türlü kangren olmuş, Anonim ve Limited Şirketlerin denetimleri ile alakalı standardın halen Resmi Gazete ‘de yayınlanarak yürürlüğe girmemiş olmasıdır. Bağımsız Denetim sürecinde var olan denetçi insanlarının, sukut-ı hayale uğradığı ilk an bu andır.

Hayalleri düştü… Yıkıldılar.(!)

Bakanlar Kurulu Kararı, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu(KGK) tarafından sicile girerek ruhsatını alan Bağımsız Denetçileri değil, aynı zamanda Ülkemizde büyük emelleri olan Denetimin Aslarını da (Big Four) çöküntüye uğratarak, komaya sokmuştur.(!)
Bilerek bu tabiri kullanmamın sebebi ise, Bakanlar Kurulu Kararı ‘nın yukarda bahsini ettiğimiz biçimi ile, Avrupa Birliği(AB) kriterlerine göre çıkacağı beklentisinin, aksine çok üzerinde, tabana hitap etmeyen limitlerin yüksekliğinde olmasıdır. İşbu konuma göre öngörülerini hazırlayan Denetimin Asları, denetçi sözleşmelerini ve dahi büro standartlarını hazırlayarak, epeyce bir külfetin altına da girmişlerdi. Tüm bu hazırlıklar devam ederken, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavir meslek insanları, ilgili kanunun geçici 1. Maddesi ile müktesep hakların saklı kalmasından dolayı, eğitimleri sonucunda, aldıkları yeni denetçi ünvanı ile başka boyutlara geçerek gördükleri rüyaları gerçekliğine dönüştürebilmek için, şevkle hareketlenerek uyanış heyecanını yaşadılar.

TTK ilk yasalaştığı şekli ile revizyona uğrayarak, bloklamalar yapılmasa idi, kanaatim odur ki, tüm sermaye şirketleri bağımsız denetime tabi tutulacaktı. Kabul edelim ki, taraf olan kim varsa biraz hazırlıksız yakalanmış ve sermaye şirketlerinin denetimleri hatta hukuksal anlamda boşluğa uğratılmıştır. Geriye dönük olarak dahi bu imkan, Kurumun aldığı Kurul Kararlarında belirsizlik düzeyinde kalmıştır.
Oysa, hali hazırda bu “statutory audit” diye ifade edilen yasal denetim zorunluluğunu, Türkiye düzleminde kanunun ilk yasalaşması ile uygulamaya almış olsaydık, vergi dışılık ile mücadele de çok büyük bir aşama katetmiş olacağımız inkar edilemezdi.

Bu konu, oldukça ucu açık ve üzerinde çok konuşulması gereken bir önemi addetmekle beraber, uygulayıcı ülkelerin neden denetim sahasında bizden ilerde ve denetçi bazında sayısal olarak bizden çok yukarda olmalarını da anlamış oluruz. Yukarda bahsi geçen statutory audit yani firmaların denetim zorunluluğu ve
“statutory auditor” yani kanuni denetçi ifadelerine odaklanarak esastan anlamaya çalışmalıyız.

Konu oldukça detaylı ve sorgulanabilir olması hasabi ile, bu hizmet sektörünün en büyükleri hususuna özet halinde girmeye çalışalım…
Sektörün başını çeken, bir yerde “dış denetim” denildiği vakit akla gelen, dört büyükler, – ki başlığımıza da aldığımız DENETİMİN ASLARI – bir diğer tanınma söylevleri ise küresel ismi ile BIG-FOUR…
Price Waterhouse Coopers, Ernst&Young, Deloitte, KPMG.

Dünya da ve Türkiye de, denetimin kare ası bu firmaların, kuruluşlarından bu yana, ortak paydasında şu özelliklere rastlamak olağandır…

– Denetim bir hizmet sektörü vasfı ile, devamlı sürekli eğitim halinde, çıkan her türlü yasalar ve global dünya ile iletişimleri çerçevesinde dinamik bir yapılanma ve aktif sürecin parçası olarak okul olma özelliğini taşırlar.

– İyi analiz edecek olursak, aslında hepsinin mazisinde öyle ya da böyle küçük muhasebe ofisleri olduğunu unutmayalım.

– Diğer ülkelerdeki yapılanmaları biraz daha eskiye gitmekle beraber, Türkiye de var oluş ve tutunmaya başlamaları 1980 ‘dir. Ne yazık ki, varlıklarından bi haber olan muhasebe ve finans camiası, son 5 yıldır, bu dörtlünün adı ile yatar, kalkar olmuştur.

– Hatırı sayılır bir ciroyu yönettikleri gibi, hedef kitle olarak öngördükleri küçük ve orta ölçekli işletmeler ki, şimdilerde artık büyük ve orta boy işletmeler ile beraber, finansal yönelimlerinde büyük rol oynayarak, etkilerini devamlı hissettirmekteler.

– Her ülkede olduğu gibi, Ülkemizde de açılan ve açılacak ofislere franchising vererek, kurucu ortak bulunduruyorlar. Tabi olarak kuruluş ve örgütlenmelerinde farklılıkları da görmemek mümkün değil elbet. Şöyle ki; kuruluşta yer olan bu ortaklar ve atadıkları yöneticiler, rotasyon kurallarına uyarken, en önemlisi de ayrılma, emeklilik, veya ölüm halinde devreden bir pay hissesi mevcut olmamaktadır.

İşte bu yüzdendir ki, dünyanın her tarafında uygulama yapan bu dört büyükler, ne anlaşmazlık ve ne de miras yüzünden dağılma tehlikesine girmiyorlar…

Dünyanın her tarafında, bir şekilde zamanında oluşturulan tüme varım, gerçekleştiği andan itibaren artık tümden varım metodu ile en güçlü yapısında, bağımsız denetim ve diğer finansal her türlü işte görmemize sebep olmaktadır.

Sonuç olarak, Big Four veya Denetimin Asları, an itibari ile bir çok ülkede network oluşturarak, sahada olan diğer kuruluşları kıskandırmaya devam etmekte.
Öyle ki, Bağımsız Denetim üzerinden, ekonominin sınırlı imkanlarında, sınırsız olarak artarak devam eden ihtiyaçları, o sahaya ait yeteneklerin, tolera edilmiş demokratik ortamında karşılanması maksadına da havi olarak.

Bize nasip olan her nimet (!) bir borç doğurur elbet. Lakin yolumuzda yürürken ayaklarımıza bakarak dolanacağımıza, yola bakmasını öğrenerek, global markalar yaratmamız geleceğinde buluşmak üzere…
04 Eylül 2017

Saygılarımla…
Big Four firmaları, 2016 Mali Yılı büyüklüklerini gösterir tablo ve dünya üzerinde hangi ülkelerde nasıl bir networkleri oluşmuş, fikir vermesi açısından en son kamuya açık verileriyle birlikte aşağıda gösterilmiştir.

Firma Gelirler Çalışanlar Çalışan başına gelir Mali yıl Merkez Kaynak
Deloitte 36,8 milyar dolar 244.400 150.573 dolar 2016 Amerika Birleşik Devletleri
PwC 35.9 milyar dolar 223.468 160.649 dolar 2016 Birleşik Krallık
EY 29.6 milyar dolar 231.000 128.139 dolar 2016 Birleşik Krallık
KPMG 25.4 milyar dolar 188.982 134.510 dolar 2016 Hollanda

Diğer büyükler BDO , RSM , Grant Thornton , Baker Tilly ve Crowe Horwath .

Bölge Deloitte Touche Tohmatsu PwC Ernst & Young KPMG
Avustralya Deloitte Avustralya [17] PricewaterhouseCoopers Ernst & Young KPMG
Arjantin Deloitte & Co. SRL Pricewaterhouse & Co. SRL Ernst & Young KPMG
Bangladeş Yok Pricewaterhouse & Co. Limited A. Qasem & Co

EY Bangladeş

Rahman Rahman Huq, Bangladeş’teki KPMG
Brezilya Deloitte PwC EY KPMG
Bulgaristan Deloitte PwC EY KMPG
Çin Deloitte Hua Yong PricewaterhouseCoopers Zhong Tian Ernst & Young Hua Ming KPMG Hua Zhen
Mısır Kamel Saleh Mansour & Co. Muhasebe ve Denetim için Müttefik (Emad Ragheb) Hazem Hasan
El Salvador DTT El Salvador, SA de CV El Salvador PricewaterhouseCoopers Ernst & Young El Salvador, SA de CV KPMG, SA
Finlandiya Deloitte & Touche Oy PricewaterhouseCoopers Oy Ernst & Young Oy KPMG Oy Ab
Gana Deloitte PwC EY KPMG
Hong Kong Deloitte Price Waterhouse Coopers Ernst & Young KPMG
Hindistan Deloitte Haskins & Sells, Deloitte Haskins & Sells LLP, PC Hansotia, CC Chokshi & Co, SB Billimoria, M.Pal & Co., Fraser & Ross ve Touche Ross & Co. ve AF Ferguson, Deloitte Touche Tohmatsu, Deloitte & Touche Consulting, Deloitte Denetim ve Kurumsal Risk Hizmetleri Price Waterhouse, Price Waterhouse & Co., Lovelock & Lewes ve Dalal & Shah, PricewatershouseCoopers, PricewaterhouseCoopers Hizmet Teslim Merkezi SRBatliboi & Co. LLP, SRBatliboi & Associates LLP, SVGhatalia & Associates LLP, SRBC & CO LLP, Ernst & Young LLP, PDS Yasal KPMG (Kayıtlı), KPMG Danışmanlık Hizmetleri Pvt Ltd, BSR & Co LLP, BSR & Associates LLP, BSR ve Şirket, BSR & Co., BBSR ve Co., BSSR & Co., BSR And Associates, Advaita Yasal, SMA ve İştirakçiler
Endonezya KAP Osman Bing Satrio ve Eny KAP Tanudiredja, Wibisana, Rintis & Rekan KAP Purwantono, Sungkoro ve Surja KAP Sidharta Widjaja & Rekan
İsrail Deloitte Brightman Almagor Zohar Kesselman & Kesselman, PwC İsrail Kost, Forer, Gabbay ve Kasierer (Ernst & Young İsrail) KPMG Somekh Chaikin
İtalya Deloitte Touche Tohmatsu PricewaterhouseCoopers Reconta Ernst & Young SpA, Ernst & Young Finansal İş Danışmanları SpA, KPMG SpA, KPMG Danışma SpA, KPMG Fides SpA
Japonya Deloitte Touche Tohmatsu
Kansas Houjin Tohmatsu
Aarata PricewaterhouseCoopers
Aarata Kansa HoujinKyoto PricewaterhouseCoopers üzerinde daha fazlası
Ernst & Young ShinNihon LLC
ShinNihon Yugen-sekinin Kansa Houjin
KPMG AZSA LLC (eski adıyla KPMG AZSA & Co.)
Azsa Kansa Houjin
Ürdün Deloitte Touche (ME) PwC Ernst & Young KPMG
Kazakistan Deloitte PwC EY KPMG
Kenya Deloitte ve Touche (EA) PwC Ernst & Young KPMG
Kırgızistan Deloitte EY KPMG
Lübnan Deloitte Touche (ME) PwC Ernst & Young KPMG PCC
Malezya Deloitte KassimChan PricewaterhouseCoopers Ernst & Young KPMG
Malta Deloitte PwC EY Malta KPMG
Meksika Galaz, Yamazaki, Ruiz Urquiza, SC PricewaterhouseCoopers México Mancera SC KPMG Cárdenas Dosal, SC
Moğolistan Deloitte Onch PwC Ernst & Young Moğolistan KPMG
Fas Deloitte Touche (ME) PwC Ernst & Young KPMG
Nijerya Akintola Williams Deloitte PwC Nijerya Ernst & Young KPMG
Pakistan Deloitte Yousuf Adil AF Ferguson & Co. EY Ford Rhodes KPMG Taseer Hadi & Co.
Filistin Bölgesi Deloitte Touche (ME) PwC Ernst & Young Yok
Peru DELOITTE & TOUCHE SRL PRICEWATERHOUSECOOPERS S.CIVIL DE RL ERNST & YOUNG SRL KPMG SAC
Filipinler Navarro Amper & Co (eski adıyla Manabat Delgado Amper & Co.) Isla Lipana & Co. SyCip Gorres Velayo & Co. RG Manabat & Co. (eski adıyla Manabat Sanagustin & Co.)
Polonya Deloitte PwC EY KPMG
Romanya Deloitte Denetim SRL, Deloitte Vergi SRL, Deloitte Consultanta SRL, Deloitte Evaluare SRL Deloitte Mali Temsilcisi SRL ve Reff & Associates SCA (ortaklaşa “Deloitte Romanya” olarak anılacaktır) [18] PricewaterhouseCoopers Denetim SRL, PricewaterhouseCoopers Vergi Danışmanlar & Muhasebeciler SRL, PricewaterhouseCoopers Yönetim Danışmanları SRL, PricewaterhouseCoopers İş Kurtarma Hizmetleri IPURL, PricewaterhouseCoopers Servicii SRL [19] Ernst & Young Romania SRL [20] KPMG Romania SRL [21]
Suudi Arabistan Deloitte & Touche Bakr Abulkhair & Co PricewaterhouseCoopers LLP Ernst & Young Suudi Arabistan KPMG Al Fozan ve Ortaklar
Güney Afrika Deloitte PwC EY KPMG
Güney Kore Anjin LLC Samil LLC Hanyoung LLC Samjong LLC
Sri Lanka SJMS Associates (bağımsız muhabir firma) PwC Ernst & Young KPMG
İsveç Deloitte Touche Tohmatsu Öhrlings PricewaterhouseCoopers Ernst & Young KPMG
Suriye Deloitte (ME) – Nassir Tamimi Yeminli Mali Müşavir PricewaterhouseCoopers Abdul Kader Hussarie ve ortakları Mejanni & Co. Yeminli Mali Müşavirler ve Danışmanlar LLC
Tayland Deloitte Touche Tohmatsu Jaiyos PricewaterhouseCoopers Ernst & Young KPMG Phoomchai
Tayvan Deloitte Tayvan PricewaterhouseCoopers Ernst & Young KPMG
Türkiye DRT Bağımsız Denetim ve SMMAS Basaran Nas Bağımsız Denetim ve SMMM AS Güney Bağımsız Denetim ve SMMAŞ., Kuzey YMM Denetim A.Ş., Ernst Young Kurumsal Finansman Danışmanlık A.Ş., BEY SMMAŞ. Akis Bağımsız Denetim ve SMMAS
Özbekistan Deloitte Touche Tohmatsu ASC PricewaterhouseCoopers Ernst & Young LLC
Venezuela Lara Marambio ve Asociados – Deloitte Espiñeira Pacheco & Asociados – PricewaterhouseCoopers EY Rodriguez Velasquez & Asociados – KPMG
Uganda Deloitte PwC EY KPMG
Zimbabve Deloitte PwC EY KPMG
Yeni Zelanda Deloitte PwC EY KPMG

Kaynak:
* https://en.wikipedia.org/wiki/Big_Four_accounting_firms
* Salsa yapan vergi uzmanları – Eyüp Can
5 Ocak 2008
* 4 büyükleri komaya sokan yasa! – paralimani.com
25 Ocak 2013

Kiliti Kırmak !!!

Bilindiği üzere; 21 Temmuz 2017 tarihli ve 30130 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, Bağımsız Denetim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, daha çok, “denetim üstlenen bağımsız” ibaresi vesilesi ile bu konu üzerinden, Bağımsız Denetçi İnsanları arasında bir şekilde tartışılmaktadır.

Hemen ardından, 29 Temmuz 2017 tarihli ve 30138 Sayılı Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan “Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı Hakkında Tebliğ” ile “Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı-BOBİ FRS” getirilmiştir. BOBİ FRS, 1/1/2018 tarihi ve sonrasında başlayan hesap dönemlerinde uygulanmak üzere, yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Son olarak, Bağımsız denetçilerin etik kurallara uygun ve yüksek kalitede bağımsız denetim hizmeti sunabilmelerini teminen, mesleki bilgi ve becerilerinin ihtiyaç duyulan seviyede tutulması ve geliştirilmesine yönelik esasları belirlemek üzere hazırlanan “Bağımsız Denetçiler İçin Sürekli Eğitim Tebliği”ne ilişkin taslak metin görüşlerimize sunulmuştur.

Kurul Kararları, İdari Para Cezaları, Faaliyetleri askıya alma v.s… yoğun gündemin ağırlığında ezilen denetçi insanı, farkındalık yaratmak şöyle dursun, ticari denetim sahasının yaratılamaması ve bin türlü sorunlar nedeni ile bezgin halde, sonu düşünülemeyen bir senaryonun ortasında kalmışlardır.

Meslek Mensuplarının bir nevi “denetçi” yetkilendirme işlemleri ile sicile kayıtları yapılırken, tıpkı hayal satın almış şaşkın gibi ortada kalmış hissetmelerine atıfta bulunarak, güven bunalımında, ne yapacaklarının bilinmezliğine doğru yol alırken, o hayallerini hayata geçirememenin, kırıklığını yaşayarak canhıraş mücadele etmektedirler.

Madalyonun diğer yüzünde bir şeyler yapmaya çalışan, çevresi ve dolayısı ile müşterisi olan meslek mensupları ise, müfredatı yani uygulama doğruluğunu, ya biri birinden ve hatta tartışarak, ya da uygulamaya esas düzenlemeleri ifa ederken öğrenerek, az veya uz gitmek sureti ile bir arpa boyu yol almaya çalışmaktadır.

Tabi arpa boyu dedik ama, arpalıklarda olanların, katkı ve yol açma(ma)larının ne kadar manidar olduğu üzerinde durmayacağım…

Bilindiği üzere, yukarıda adı geçen ilgili değişiklik, bir nevi yürürlükte olan yönetmeliği, tam anlamı ile revize ederek, belki de yeniden kaleme alınmış olduğunun göstergesi olarak karşımıza çıktı…

Neden?

KGK, kuruluş amacı ile dolaylı ve dolaysız olarak elinde tuttuğu değeri yani gücü, şimdiye kadar, meslek insanlarına doğru ve basiret içindeki bir vakurluk ile anlatamadı. Bu vesile ile milli menfaatler ile olan ilişkisi ne yazık ki anlaşılamadı veya tam anlamı ile anlatılamadı.

Özellikle meslek örgütlerinin siyasallaşmadan kaynaklanan popülist yaklaşımları, meslek sahiplerinin içinde yaşadıkları gelir erozyonunun aşırı baskısı, konunun sınırları dışına çıkmasında en büyük etken oldu.

Konu öyle bir hale geldi ki mali denetim ile ticari denetim kavramları özünden koptu ve bütünleşti. Çok şükür ki bu bütünleşme hukuksal mevzuata yansımadı sadece algı olarak kaldı.

Bugün onlarca bağımsız denetim gruplarına göz attığınızda bağımsız denetim ve kapsama alanındaki konular ile ilgili hiç bir bilgi veya tartışmaya rastlayamayışınızın sebebi de budur.

” Türk Ticaret Kanununun denetleme ile ilgili maddeleri incelendiğinde, küresel finans sistemi ile mükemmel bir uyumun olduğu ve denetim konusundaki kamu ağırlığının bir çok şüpheyi de sileceği hatta dünyanın en güvenilir kurumlarından biri olabileceği aşikârdır. ”

Yukarıda alıntıladığım bölümün altını çizmek istedim bir kere daha…

Fakat aşağıya aldığım yazı, devamlı vurgulamaya çalıştığım algılardaki renk ve ahenge dokunulamamasıdır. Önce Neden Ayrı Bir Oda ?” yazısındaki alıntıya bir bakalım… Altında yorumlamaya devam ederiz…

Ne deniyor…?

“Meslek mensubu muhasebeciliğinden çıkamadı. Finansal enstrümanların ne olduğu, küresel ekonomik eylemlerin ne olacağı, hangi anlaşmaların ticarete ne şekilde yansıyacağı, bu işlemlerin muhasebe kayıtlarında ne şekilde olması gerektiği konuları bir tarafa ittirildi. SGK mevzuatları mali mevzuattaki yeni düzenlemeler konu başlıklarında yer aldı.”

Peki neden?

Hah şimdi gelelim çok derinine girmeden incelemeye…

Bildiğiniz üzere, daha çok belli bir yaşın üstündeki meslek insanları, yeniliğe açık olmayan, feodal bir yapının ürünleriyiz. Nesil değişimi, yaklaşık olarak 30 – 40 yılda bir erozyona uğruyor ise, toplumsal eşitlenmemize de bir göz atmamızda fayda havi olur. Kaçınılmaz gelişmişliğe ayak uyduramayıp, hala lümpen kalmamızdan kaynaklanan bir çok sorunları her şekilde ve herkeste aramamız lazım…

Bizler nesiller olarak, geçmişimizin gaipliğe bıraktığı birçok sebebin anahtarını aramadık. Yani, Kilitleri açamadık… Yani, Kilitleri kıramadık… Yani, “Cracking The Code”. Beceremedik.(!)

Dolayısıyla, at gözlüğü ile ve hatta eşek gözü ile kendi gözümüzü mukayese ettik…

Lakin bir türlü insanın gözüne bakamadık…

Özüne inemedik…

Gelenek olarak yapımızda yer alan, “gelen” unsurunu aldık da “ek” yapamadık vesselam…

Bu düzlemden hareketle, illa değişim, ezip geçecektir. Asıl olan altında kalmamak. Ya yoksa uygulamayı yapan kurumlar, belli bir hiyerarşik teoride yapılması gerekeni yapmak gibi, sahanın ruhunu taşımayan fiillerinde doğru bildiklerini yapacaklardır.

Günümüzde artık tüm yapılanma projeleri, diğer disiplinler ile beraber ve uzun metrajlı olarak yapılmaktadır.
Hâlbuki yukarıda değinildiği üzere, birçok iktisadi network, artık bilişim teknolojilerinin sınır tanımaz gelişmişliğinde, enstrümantallerin birbiri ile temasları neticesi artık, hesap insanlarına ihtiyaç azalmıştır. Bunun tartışması yapılmadı.

Geleceği öngöremeyen mesleki teşkilatın hantallığı mı veya mesleğin temelini oluşturan kanunun, dış dünya ile olan dar ve pasif kalışı mı? An itibari ile sıkıntılarımıza merhem olmamaktadır.

Şimdi, ters paralelde düşünelim. Bizim hiç mi bu kötü gidişata katkımız olmadı?

Evet oldu… Sustuk… Sustukça da hiç olduk…(!)

Birileri nasılsa çıkar, yerimize bir şeyler yapar veya söyler ve hepimiz de bu bireycilikten yararlanırız.
Tıpkı şu günlerde olduğu gibi. Bir takım mesleki kamuoyunun kazanımları var ise ve devamında olacak ise, işte bu davranış kazanımlarıdır. Oda ve birliğine güvenmeyen bir topluluktan, olası gelecekte bile, başka ne beklenebilir?

Nedeni hakkında bir araştırmam yok. İşim bile değil. Ancak, birkaç kelam edebilirim. Kanaatimce, bu bireyci kalkışmanın temel sebebi, kültürün küreselleşerek özgürleşmeyi ve bireyciliği teşviki ile ifade edebiliriz. Hatta bireycilik kültürü, her hal ve halükarda, kendini daha fazla vurgularken, toplumsal kuralları daha az önemseyen bir sistemdir. Böylece toplumsal algoritmalar bir kenara bırakılarak, insanlar kendilerini ifade edebilmek için çok daha fazla öfkeli hale gelerek, düzeyi, şiddetle tasvip etmediğim korkusuz muhalefete dönüşerek, bahsedilmekten ayrı bir haz alır hale geldiler. Bu bireyci kültürün, yansımasından başka bir şey değildir. Uzun vadede bireysel kültürün yaygınlaşması topluma, dolayısı ile ülkeye zarardan başka bir şey getirmez. Öyle ki, öfke içinde ve/veya küfür içinde olunması duygusunun bastırılabilmesi, çok tehlikeli olduğundan, “Her evde ayrı bir oda olmalıdır.” diyen Mark Twain ‘i desteklememek elde değildir.

Ortaya çıkan bu öfkeli ifadelerin aşırı artışının, meslek odaları veya birlik veya sivil toplum kuruluşları, sosyolojik ve psikolojik analizlerini yaptırmaları acilen şarttır. Meslek insanlarının variyeti sorgulanırken, eylemsel platformlara dönüşümlerin kimsenin menfaatine olmayacağı aşikâr iken, uygulayıcı olan meslek insanlarının, ruhsal olarak sağlıklı olmalarının, ne kadar ülke menfaatine olacağı malumun arzından öte değildir.

Oysa önümüzdeki ağaca kendimizi odakladığımız vakit ormanı göremeyerek, kapalı kapılar ardında konuşulanlar ve sonrasında, dayatma ile bu değerli meslek, ellerimiz arasından kayıp giderken bizler de sessiz, sedasız kabullenmek zorunda kalmaktayız…

Vaveyla nedenimizin anlaşılması, işte sorgulamayan ve öngörüsüzlük üzerinden ışığa yürümesini bilmeyişimizden geçiyorsa, başka sebep aramamıza gerek yoktur.

Big-four sadece bu sebeplerden biridir. Sonucu değil…

Yatmadan önce hayallerinizi kurmayı unutmayın…(!)

Selam ve Saygı ile… 26.08.2017

VERGİ DENETİMİNDEN ÖNCE “İZAHA DAVET” (SMMM)

Bildiğiniz üzere 25 Temmuz 2017 Tarihli, 30134 Sayı Numaralı Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan 482 Sıra Nolu VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ yayınlanmıştır.

Vergi Usul Kanununun “cezalandırılamayacak olan şekle ait usulsüzlükler” başlıklı mülga 370 inci maddesi 6728 sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla “İzaha davet” başlığı altında yeniden düzenlenerek 9/8/2016 tarihli ve 29796 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Bu vesile ile, adı geçen Kanun”un 22. maddesi ile ölmüş (mülga) madde “yeniden düzenlenmiş” ve dolayısıyla canlanmıştır.

Temel alınması hedeflenen, izaha davet ile, idarenin verginin ziyaa uğramış olabileceğini harici karinelerle tespit ettiği hallerde, haklarında vergi incelemesine veya takdir işlemlerine başlanılmamış mükelleflerden yetkili merciler tarafından izahat talep edilmesidir.

Ortaya çıkabilecek yeni konularda Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) ve Vergi Denetim Kurulu (VDK) tarafından belirleme yapılacaktır. İzaha davet kapsamına girecek konuların ihtiyaçlar çerçevesinde genişlemesini beklemek gerekir.

“İzaha Davet” müessesesi ile asıl olan amaç, devamlı yazıla geldiği üzere vergiye gönüllü uyumun artırılmasıdır.

Peki bu nasıl olacak?

Son zamanlarda özellikle, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ‘leri (SMMM) “yok sayan” bir anlayışta direk “mükellef” hitaplı, duyuru ve bilgilendirme yazıları ile, hukuki normlar hiyerarşisine tanık olurken…

Nasıl olacak?

Bu vesile ile, kanaatimce en öncelikli olarak, Maliye Bakanlığı ‘nın tez zamanda, görsel ve yazılı yani sesli ve sessiz tüm olanaklarını kullanmak kaydı ile, Kendine mükellef olanların hizmetlerine sunduğu Mali Mevzuat Meslek Mensuplarına jest olabilecek, Kamu Spotu hazırlayarak, gönülleri kazanması gerekir. Bir çok sorunu olan Mali Müşavir Kamu Oyu ‘nun, ayrımsız olarak tüm mükellef gruplarında olduğu gibi, aynı vergisel müeyyide ve sonuçlara katlanma gibi keyfiyeti var ise, bunu pekala olarak da GİB sosyal Medya aracılığı ile de yapabilme imkanı vardır. Hem offline ve hem de online olarak…

Genel olarak “mükellefler” nezdinde bir söylev türetimi mevcut ise de, 3568 Sayılı Yasa ile sicile tabi SMMM ‘ler üzerinde yeni bir iş yükü daha oluşmuştur.

Gönüllü uyum süreci her hal ve halükarda bu olmasa gerek…

Bu olsa olsa “ seve seve”(!) yapmak zorunda kaldığımız bir “işten” öte bir şey değildir

Yukarıda yazdığım şekli ile bu bakış açısını sanki Bakanlığın memuruymuşuz gibi ele alalım. Gerçi hemen diyeceksiniz ki, her hangi bir sorun, problem olmadığı sürece özgür ve “serbest” muhasebeciyiz. Lakin işte sorun veya bir problem olduğun da yargılanırken tıpkı 657 Sayılı Memur statüsünde yargılanıyoruz… Çelişki değil mi?

Biz yine de kurduğumuz komplo teoremi üzerinden yürüyelim…

Kamu Hizmetlisi veya Kamu Görevlisi olmak şartları ele alınırsa durumumuz ne olmalı?
Cezayı alırken hizmetli / görevli diye mi alınmalı?
Mahkemede yemin ediliyor mu?
Yuvarlak mühür veriliyor mu?
Yetki verilmiyorsa, o zaman ifadeyi alacak kim..?
Savunmamı alacak olan kim ?
Ben memursam bir sıkıntı yok…Memursam o zaman memurluk hakkımı bana da ver ben de bilgiye erişeyim…
Eğer memur değilsem, bilgi erişimim söz konusu olmadığından cezam ayrılsın..

Ve fakat içerden memur olanın aslında hiçbir bilgiye ulaşmak hakkı olmamasına rağmen, o hakkı kendinde görenler meslek mensubuna memuru gibi ceza kesmekte ise bir sorun yok mudur?

Tuzaklarla dolu olan bir sistem ve sanki her şeyin çıbanbaşı meslek mensubu. Bu algı değişmediği sürece, ya Devletten tokat yiyecek veya Devletin Mükellefinden şamar…
Mükellefe paydaş olan tüm Kamu Kurum ve Kuruluşları…Bir düşünün saymakla bitmez
-Maliye, Sgk, Belediye, GTB, Kosgeb,Odalar, Ticaret Sicil, Esnaf Sicil, Banka ve Finans Kuruluşları v.s.- karşılarında ise bir SMMM. Yine de yaranamıyoruz vesselam. 

Buna rağmen o mükellef her şeye para bulur ancak, SMMM ‘ye borç takar.!

SMMM tahsilat sorunu, yıllardır bir kangren halini almış ve yeni iş sahaları yaratılamadığından, mükellef gözünde ikincil statüye düşerek, aylık ödeme hiyerarşisinde sonlarda yer almaktadır. Çocuğunun eğitim parasından, arazi araçlarının masrafından, tatil programlarından dahi –ki saymakla bitmez- sonra gelen bir ihtiyaçlar zincirinin son halkası SMMM ‘lerdir.

Üstelik de,

-Katma değer vergisi bakımından vergiyi doğuran olay malın teslimi veya hizmetin ifasına bağlı olduğundan, serbest meslek faaliyetine ilişkin kazancın tahsil edilmediği durumlarda düzenlenecek serbest meslek makbuzunda, sadece KDV tutarına yer verilerek “….TL mal teslimine / hizmet yapılmasına ilişkin olup bedeli tahsil edilmemiştir.” şeklinde notun yazılması,

-Serbest meslek kazancında tahsil esası geçerli olduğundan (kazancın kısım kısım tahsil edildiği durumlar dahil) serbest meslek makbuzunun tahsil edilen tutar kadar düzenlenmesi ve makbuz üzerinde “KDV için … gün ve … sayılı serbest meslek makbuzu düzenlenmiştir.” şeklinde notun yazılması, gerekmektedir.

Bunun anlamı şu ki, tahsil etmediğiniz muhasebe ücretiniz için, cebinizden bir de KDV ödemeniz gerekmektedir. Kanun bu şekilde…

Adalet mi?

Kanun koyucunun adaleti bu..!

Bitmedi elbet…

Kremasını da koyarsak tam olacak gibi… İzaha Davetin Kapsamı dahilinde yer alan meslek mensupları, tıpkı avukat meslek mensupları gibi yaşam standartları çerçeve alınarak, ödedikleri vergi ile vergi denetim uyumuna tabi tutulacaklardır. 
Kaynaklar:

* VUK 482 Nolu Tebliğ
* Bumin DOĞRUSÖZ – İzaha Davet
(Dunya.com)

VERGİ DENETİMİNDEN ÖNCE “İZAHA DAVET” ( İLİŞKİLİ KİŞİ)

Bilindiği üzere, İzaha Davet Müessesesi, 25 TEMMUZ 2017 tarihli ve 30134 sayılı Resmi Gazete’de yayımladığı 482 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile; 01 Eylül 2017 Tarihi itibari ile uzatmalı da olsa yürürlüğe girecektir. Mülga idi. 09 Ağustos 2016 ‘da, 6728 Sayılı Kanun ile tekrar hayatımızı en derinden etkilemek üzere, “izah zammı” gibi, yeni ihdas edilen bir türev vergileme ile yerini almıştır. Ve fakat uygulamaya geçirilemeyerek, öteleme ile günümüze kadar uzamıştır.

Tebliğin konusu oldukça geniş ve kapsamlı olması münasebeti ile, bu yazı sadece 
“Örtülü Sermaye Yönünden Mükelleflerin İzaha Davet Edilmesi” konusuna odaklanarak, hem izah etmeye çalışacağız ve hem de kendi görüş ve önerilerimizi arz etmeye çalışacağız.

     Bu vesile ile; şunu da belirtmeden geçmek istemiyorum. İzaha davetin kapsamını belirleme yetkisinin Vergi Usul Kanununun 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası ile Maliye Bakanlığı ‘na verildiğinden herhangi bir konunun izaha davet kapsamında olup olmadığı, bir başka deyişle hangi konularla ilgili olarak izaha davet müessesesinin uygulanacağı Bakanlık tarafından belirlenecektir. Kimse Bakanlık dışında, bir norm belirleme yetkisine sahip değildir.

O halde, mezkûr yetkiye istinaden Bakanlık tarafından izaha davet kapsamına alınan konulardan biri olan, yukarda bahsini ettiğim, Örtülü Sermaye Yönünden Mükelleflerin İzaha Davet Edilmesi konusunun aşağıda belirlenen tarifini okuyarak, yol almaya devam edelim…

     “Kurumlar Vergisi Kanununun 12 nci maddesine göre kurumların, ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı, ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye sayılmaktadır.

Ortaklara olan borçların toplamının, öz sermayenin üç katından fazla olduğu yönünde haklarında ön tespit bulunan mükellefler izaha davet edilir.” 

21 Haziran 2006 Tarih ve 26205 sayılı Resmi Gazete de yayınlanarak yürürlüğe giren 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu ile yapılan değişiklikler ile “ilişkili kişi” ifadesi, vergi sistemimizde yerini almıştır.
Bunda ne var…? Diyenleriniz olabilir… Meslek insanlarının mutlak surette içinde bulundukları düzlemde, istatistik veriler ve realite de feodal bir toplum anlayışından sıyrılamadığımız gerçeğini ortaya koymaktadır. Miras hakları da dolayısı ile, lümpen halka ırsi münasebetleri, hısımlıkları değer gösterdiğinden mütevellit, “ilişkili kişi” kavramı teorik kanun şümulünde doğru ve fakat reel politikte muğlak durmaktadır. Bu uygulama pratikte işletilemez. Keenlemyekün hükmünde.Hem de haddinden fazla olarak… Bir başka bakış açısında ise, Meslek İnsanı, ya uygulamayı bilmediğinden veya risk almamak adına, riski bertaraf ettiğini varsayarak, Kurumlar ekinde genel olarak göstermemektedirler.

Öyle değil mi?

Kavi lan bu durum karşısında, öyle lokal bölgelerimiz var ki, her bir mükellef şirketi düşünün, kendi aralarında veya diğer mükellef grupları ile akraba ilişkisi içinde…
Buradan yol almaya devam edecek olursak… Kanunun yürürlüğe girdiği günden bu yana verilmesi gereken Kurum Beyanı ekinde “ilişkili kişi” durumundan, kim ceza gördü veya istatistiki bilgi Gelir İdaresi Başkanlığı ‘nın elinde var mı?
Çapraz kontroller bu münasebetle yapılarak, beyan üzerine yapılan senaryolardaki bulgular ışığında, vergi denetimi ve takdir durumu v.s. neler yapıldığına dair, normal meslek insanının elinde bir bilgilenme reçetesi olmadığı gibi, böyle bir bilgilendirmeyi ise, bildiğim kadarı ile Maliye Bakanlığı dolayısı ile de, Gelir İdaresi Başkanlığı Kamu Oyu ‘na duyurmamıştır. Var mıdır, yok mudur? En azından an itibari ile bizlere karanlıktadır.
Nasıl oluyor da, açık ekonomi düzenine yeni alışmaya çalışılan ülkemizde, bu kadar kurum mükellefini kasarak, kıskaca almayı göze alacak sistem?
Hem de “izaha davet” ile zımni olarak, sahte belge kullanımına bir alt limit ile standart getirilerek, bu yoldan haksız kazanç sağlayanlar ihya edilmişken…(!) Bu durum ile, hangi vergi suçu nasıl önlenecek, kısa zamanda belli olursa raporlardan okuma fırsatı buluruz.(!) Ancak tersten okumaya çalışırsak, tebliği düzenleyen Değerli Uzmanlar, belki tam da bu konu üzerinden, hislerime tercüman olarak, tamamen ketum tavır takınmamayı uygun görmüşlerdir.(!)
Kısaca değinmek zorunda kaldığım bu durumu, ayrı bir yoruma bırakarak, deli saçması gibi bir soru ile kendimize geldiğimiz de, ilişkili kişileri nasıl ve hangi yöntemle, Meslek Mensubu ortaya çıkarabilecek…Uyap vari bir sistem dahi buna el vermez…

Nüfus kütüğünden soy ağacı çıkarmak mı?

 Aman Allah korusun…

Dilinizi ısırın…

Saygılarımla…
26 Temmuz 2017

     Kaynaklar:
* VUK Genel Tebliği-(Sıra No:482)
* Dr Hasan AYKIN – Mükellefler Hangi Konularda İzaha Davet Edilecek?
(Vergidosyasi.com)
* Bumin DOĞRUSÖZ – İzaha Davet
(Dunya.com)

ESNAF AHİLİK SANDIĞI’NIN DENETİM ZAVİYESİ !!! (II)

Birinci bölüm için tıklayınız – (Birinci bölümden devam)

“Ek Madde 6” ile“Esnaf Ahilik Sandığı” ‘nı da içinde barındıran kanunun, bu defa denetlenmesi ile alakalı pozisyonunu ele alarak, tüm“gelir ve giderleri üçer aylık dönemler hâlinde 3568 sayılı Kanuna göre ruhsat almış, denetim yetkisine sahip meslek mensubu yeminli malî müşavirlere denetlettirilerek denetim raporlarının sonuçları ilân edilir.”

Cümlesine dikkat ederek, tekrar okursanız, ne demek istediğimi anlatmak için, konuyu genişleterek vermek zaruretimi anlamış olursunuz.

Peki, bu kelimenin neresine takıldık da, önemli addederek, medet Ya Rab diyeceğiz…?

O halde bakalım ayrıntısında gizli şeytanlık bunun neresinde…?

Denetim raporları her nasıl olmuşsa olmuş (!) 3568 Sayılı Kanuna göre ruhsat almış, denetim yetkisine sahip meslek mensubu (YMM) Yeminli Mali Müşavirlerce sonuçlandırılması veya mal edilmesi manidar değil midir?
3568 Sayılı, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu 2. maddesin de var olan “Denetim Yapmak” ibaresinin karşılık bulduğu, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ile Yeminli Mali Müşavirlerin Yapacakları Denetimlerle İlgili Çalışma Usul ve Esasları, Denetim Tanıtımı üst başlığı 48. Maddesin de; “Denetim ise; bu bilgilerin ilgili mevzuat ve Genel kabul görmüş muhasebe prensiplerine uygun olarak ekonomik olayların gerçek mahiyetinin kayıtlarda yer alıp almadığını tarafsız olarak kanıtları ile araştırarak sonuçlandıran ve onaylayan sistematik çalışmadır.”şeklinde yer almaktadır.

Binaenaleyh, bir denetim raporu yazılacak ise o halde hem yetki almış SMMM’ler ve hem de yetkiye haiz YMM‘ler bu konuya havi olarak, ilgili raporu düzenleyerek, gerekeni yapabilirler.

Bu durum da, Bağımsız Denetim denilince, rapor sahibi “denetçi” değil de, ne zaman YMM olmuştur?

Neden denetleyerek onlar rapor yazıyorlar? SMMM‘ler ne zaman yoktular…
Sorgulamak hak olduğu gibi, bilgilendirmek de paydaşın görevidir. İlk olmayan bu durum daha önceleri kobiler, sigortalar, sendikalarda ve dahi kooperatiflerde olmadı mı?

Serbest Muhasebeci Mali Müşavir (SMMM) Bağımsız Denetçi, yine bildik angaryaları üstlenen, üst hizmet insanlarına (!) memur olmuş, hayali maalesef sükûta uğramıştır.

Nasıl mı? Esnafın, Esnaf Ahilik Sandığı bir diğer adı İle Esnaf İşsizlik Sigortası, aylık ahilik sandığı ödeme işlemlerinin belgelerini kayıt altına alarak ve takibini de SMMM‘ler yaparak tabi…

Şimdi kanunun detaylandırmasına bile gerek kalmadan şu tespiti yapabiliriz… Burada geçen ibare, Bağımsız Denetim. Vergi denetimi değil. O halde tam tasdik görevi ifa eden bir meslek grubuna direk atıfta bulunarak, işin tevdi edilmesinin sebebi ne ola ki?

Bir denetim işi var ise, denetçi orada görevlendirme almalı değil mi? Bunun SMMM’si YMM’si olmaz. Esnaf Ahilik Sandığı, usulüne uygun yönetilip, yönetilmediği, SGK tarafından toplanarak, İŞKUR tarafından doğru kişilere yardımın verilip verilmediği, para ve diğer mevcutların yine doğru yönetilip, yönlendirilmesinin denetim raporuna bağlanması… İşlerinin direk olarak, “denetim yetkisine sahip meslek mensubu yeminli malî müşavirlere” verilmesinin kanun koyucunun ne kadar konudan uzak olduğunun da ispatıdır.

Bu adaletten uzak ve mesnetsiz, birden çok haksızlık hali ile yılma ve bıkkınlığa sebebiyet vererek, anlatma ve yazın olarak boşa ve beyhude çaba olarak yanımıza kalmaktadır.

Aklımıza tufan olan ise, hem bu Esnaf İşsizlik Sigortası ve hem de önceki bilinen kanunu arkadan dolanarak elde edilen haklar da YMM ‘ler işaret edilmiş ise, tüm bu denetim işlerini yapacakları kanun dâhilinde ise, 

Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) neden kuruldu?

Neden Bağımsız Denetçilik Sınavı Hala Yapılıyor?

Yapılması belki YMM azınlığında olabilir, doğal ise, SMMM meslek mensubu sınava giremez dersiniz, gereken cıngılla oyun sahneye alınmış olur… Bu şekilde taraf olana, kin ve nefret duyguların da artmaya sebebiyet verilmektedir. Dahi meslek grupları arasındaki uçurum daha bir net ayrışarak,meslek milliyetçiliğin degettolaşmalar yaşanmasına doğru gidildiği yadsınamaz bir gerçektir.

660 sayılı Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile 13/01/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa dayanılarak çıkartılan Bağımsız Denetim Yönetmeliği kimlerin bağımsız denetim yapacağını çözüme kavuşturmuş bulunmaktadır. Denetim Meslek camiasına rağmen ısrarla denetim yetkisini 3568 sayılı yasaya dayanarak yetki almış bir meslek mensubu grubuna tevdi etmek, Kuruma, Ticaret Kanununa 660 sayılı Kanun hükmünde kararnameye karşı bir muhalefet girişimidir.

İlgili bölüm de geçen ” 3568 sayılı Kanuna göre ruhsat almış denetim yetkisine sahip meslek mensubu Yeminli Mali Müşavirlere denetlettirilerek denetim raporu sonuçları ilan edilir. ” Paragrafının değiştirilerek“Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumundan yetki almış, Bağımsız Denetçilere denetlettirilerek denetim raporları sonuçları ilan edilir. şeklinde değiştirilmesi için gereğinin yapılması önem arz etmektedir.

Durumun vahameti göz önüne alındığında, görsel ve işitsel tüm sahalar da kamuoyu oluşturarak, gereken her türlü çalışmaların aynı zamanda SMMM Odaları nezdinde de ele alınarak, açıklamalar yapılması ve meslektaşın ortaya koyduğu tepkiyi ilgili mercilere en saf ve güçlü bir şekilde iletmeleri, elbette ki meslek camiamızın geleceğine ışık tutacaktır.

Şahsen şimdiye kadar merak ettiğim bir konu var ki ( ! ) paylaşarak farkındalık yaratmak isterim.

Bu zamana kadar, yazar – çizer takımı yazılar yazmakta, her türlü kamuoyu oluşturmak adına, hayal üstüne hayatlar kurarak, hep boşa meslek ve meslektaşlarımıza bir şeyler vermeye çalıştık. Gerçekleşeceğine olan kanaatlerimiz devamlı olarak, kabul olunamayan dualar olarak bize sukut-ı hayal olmuştur.

İsterseniz burada değerli meslektaşlarım bir kıssa anlatalım ve sonra hissemize düşeni suya yazmadan, konumuz konseptinde ciddiyetle ele alınmasına katkı sağlayalım.

O halde soru şu olmalı… “Bizim Duamız Neden Kabul Olunmuyor?”

Hz. Musa zamanında müthiş bir kuraklık baş göstermişti. Musa peygamber ve ümmeti günlerce yağmur duasına çıktılar. Fakat duaları kabul olmuyor ve gökten yağmur inmiyordu.

Hz. Musa Tur’a çıkıp münacatta bulundu:

— Ya Rabbi! Halimiz, sana malûm. Bizim duamız neden kabul olunmuyor, dediğinde, Allah tarafından şu îlâhî hitap geldi:

— Ya Musa! İçinizde nemmam (Lâf taşıyıcı) var. Duanız o sebepten kabule şayan olmuyor.

Bu sefer Hz. Musa:

— Ya Rabbi bize bildir de, o nemmamı aramızdan çıkaralım ve Sana öyle yalvaralım. Bizim duamızı kabul buyur, diye niyaz ettiğinde, Cenab-ı Allah:

— Ya Musa o kulumu sana haber veremem. Duanızın kabul olunmasını istiyorsanız onu siz bulup aranızdan çıkarın, buyurdu.

Hazreti Musa, gelip kavmine durumu bildirdi ve hep beraber tövbe ettiler. Bunların içinde nemmam da bulunuyordu, o da hulusu kalp ile tövbe etmişti.

Günahlarının affını dileyenlerin tövbesini kabul eden Cenab-ı Allah kısa zamanda yağmur inzal etti.

Kabul olmayan dua yoktur… Yeter ki hulusu kalp ile tövbe edelim…

Saygılarımla… 

Kaynaklar :

* 6824 Sayılı Kanun
* 3568 Sayılı Kanun
* 660 Sayılı KHK – Bağımsız Denetim Yönetmeliği
* SMM ve YMM Çalışma Usul ve Esasları

ESNAF AHİLİK SANDIĞI’NIN DENETİM ZAVİYESİ !!! (I)

Bilindiği üzere; 08 Mart 2017 tarihli ve 30001 sayılı Resmi Gazete ile 6824 Sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 9. Maddesi ile 25.08.1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa “Esnaf Ahilik Sandığı” adlı “Ek Madde 6” eklenmiştir.

Eklenen bu madde 01.01.2018 tarihinde yürürlüğe girecek olup, “Esnaf Ahilik Sandığının gerektirdiği görev ve hizmetler için malî kaynak sağlamak, piyasa şartlarında kaynakları değerlendirmek, bu Kanunun öngördüğü ödemelerde bulunmak üzere Esnaf Ahilik Sandığı kurulmuştur. Esnaf Ahilik Sandığı, Kurum Yönetim Kurulunun kararları çerçevesinde işletilir ve yönetilir. Esnaf Ahilik Sandığı, Fon kaynakları ile aynı usul ve esaslar çerçevesinde değerlendirilir. Esnaf Ahilik Sandığı, Sayıştay tarafından denetlenir.”

Esnaf Ahilik Sandığı; Gelirleri ve Giderlerinden oluşur. Fakat “bütçe kapsamı dışında olup gelirlerinden vergi kesintileri hariç hiçbir şekilde kesinti yapılamaz ve gelirleri genel bütçeye gelir kaydedilemez.”

Ekonomik zorluklar nedeni ile bir şekilde iş yerini kapatmak zorunda kalan esnaf insanının geçimlik ihtiyaçlarını karşılamak maksadı ile kurulan bu çok olumlu uygulamadan, 4/B diye adlandırdığımız hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan, yaklaşık iki milyon sigortalı olarak faydalanma imkânı bulacaktır. Aynı zamanda esnafımız, hem de sağlık hizmetlerinden yararlanabilecektir.

Sandığa katkı sağlayan, ancak ihtiyacı olmadığı için destek almayan esnafımız da belli bir yaş ve ödeme süresinden sonra toplu olarak emekli ikramiyesi gibi para alabilecek vatan hizmetini yapan esnafa ve ailesine yapılan katkılar ile esnaflığının devamına esas olabilecek tüm düzenlemelerin de yapılması temennimiz dâhilindedir. Bir nevi İşsizlik Fonu türevi olarak da kabul edebileceğimiz bu sistemden tabii olarak sadece esnaflar değil, tacirler ve şirket ortakları olan gerçek kişiler ve noterlerin de sistem kapsamında olduğunu kanunun şümulünden anlamaktayız.

Esnaf Ahilik Sandığı sigortası zorunlu olup, sigortanın gerektirdiği ödemeleri, hizmet ve yönetim giderlerini karşılamak üzere, Esnaf Ahilik Sandığı sigortalıları ve Devlet, Esnaf Ahilik Sandığı primi öder. Kapsama giren ve hâlen faaliyette olanlar bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, faaliyetine daha sonra başlayanlar ise başladıkları tarihten itibaren Esnaf Ahilik Sandığı sigortalısı olurlar. Esnaf Ahilik Sandığı primi sigortalının 5510 sayılı Kanunun 80 inci ve 82’nci maddelerinde belirtilen prime esas günlük kazançlarından, %2 sigortalı ve %1 Devlet payı olarak alınır.

Buna mukabil olarak, isteğe bağlı BAĞ-KUR’lular ile köy ve mahalle muhtarları, tarım-çiftçi BAĞ-KUR’lular, jokey ve antrenörler Esnaf Ahilik Sandığı imkânlarından faydalanamayacaktır.

Bildiğiniz üzere, Ahilik Sandığı, geçmişten bu yana halden hale girerek, bugünün esnaf odalarına benzer bir işlevi olan, sosyal ekonomik düzendir.

Güzel ahlak ve tüm güzel meziyetlerin hayata geçirilmesi ve dahi esnafın, tüccarın, zanaatkârın bu minval de çalışıyor olması demek, uygulamanın yani Ahilik diye adlandırılan yardım sandığının bilinçaltına yerleşmesi elbette önemlidir.

Kendi kural ve kurulları vardır.

Kurullar da ilgili kanunun şümulünden anladığımız kadarı ile tüm “gelir ve giderleri üçer aylık dönemler hâlinde 3568 sayılı Kanuna göre ruhsat almış, denetim yetkisine sahip meslek mensubu yeminli malî müşavirlere denetlettirilerek denetim raporlarının sonuçları ilân edilir.” …
Diye vurgu yaparak açıkça, ifadenin denetçi insanlarının bir kısmını yok saydığına, tanıklık etmemiz gerçeğinde buluşmamıza vesiledir.

Kanunu, anladığımız kadarı ile yorumlayarak anlatmaya gayret ederken, seyrimizde bizleri rahatsız eden bu cümlenin varlığı, elbet dikkatimize mazhar olmuştur. Konunun iyi yanlarını anlatırken, tabii olarak haksız ve hukuksuz duraklarında da, adalet istemek gibi becerilerimizi serlevha etmemiz şart ve geleceğimizdeki “Asım’ın Nesline” boyun borcumuzdur.

DEVAMI VAR…

KIZILCA KIYAMET KÖYÜ

Kızılca Terzi Köyü sınırları içinde, yaşamsal alanlarımızın da bağlı olduğu köy sahil şeridinde yer alan Dengiz Şantiyesi Siteleri Kızılca Terzi Köyü Muhtarlığının iyi niyetli ama bir o kadarda “acz ve tembellik ile korkak” tutumu yüzünden, “ Şarköy Doğalgaz Kombine Çevrim Santrali (890MWe/900MWm/1532MWt)”  Projesi’nde adı bile geçmeyen (Sadece Binbirinci Köy Tatil Sitesinin adı geçmekte)şu anki hali ile yaklaşık 2.100 yazlıkçı diye tabir edilen ve fakat artık kışlık olarak da kullanılan bir yerleşim yerinden tek bir laf bile edilmiyor.
Toplamda ise mağdur vatandaşların yerlerini kendi imkanları ile yaparak tamamlandığında 5.000 konutluk bir yerleşim yeri kendi kaderine terk edilerek, adeta yok sayılmaktadır. Ve kendi köylüsü tarafından bile bir şey yapmadığı vurgulanan muhtarlık kaldı ki , ilgili hiç bir makama resmiyetinde yer vermemiştir.Çünkü o bilgi ve beceriye sahip olunmadığı gibi köylerinin gelişmişliğinin farkında olmadan bizzat köylüsünü eğitim ve kültür üzerinden yönlendiremedikleri için bir çoğu dışarıdan oraya gelerek sahile yerleşen halkında yanında çalışmaya başlamışlardır.
Şimdi Şarköy’de yine yerel sesli ve görüntülü ve basın v.s. kaynaklarda bu bölgeye bir şekilde gelmiş vatandaşlardan hiç bahsedilmiyor. Köyün yaklaşık 100 ün az üzerinde olan hane sayısına karşılık binler olan Dengiz Şantiyesi Siteleri unutulmamalı ki Kızılca Terzi Köyü sahilidir.
Bununla birlikte projesi belli bir noktaya gelen 2015 yılı ikinci yarısı devreye sokulması planlanan çerçevede yapım aşamasında 800 kişi ve fakat bittikten sonra 50 kişiye iş verileceği yazılan raporda yer almaktadır.
500 milyon Euro’luk bir yatırımla 50 kişiye iş verilmekte ise bu nasıl bir yatırım olmakta; zaten şu an siteler bölgesinde köy halkı çalışmakta veya kendi işini yapmaktadır; Demek ki bu bölgeye göç alacağız bundan böyle !!!!!
Diğer yan getiriler varsayılmamıştır burada –gerçi Samsun-Termedeki gibi ileri teknolojide bile elektrik üretiminin verimi % 60; burada yapılacak olanın ise teknolojik ayrıntısı hakkında tam bir bilgi olmamakla birlikte % 40 gibi bir tahmini verimlilik en iyimser düşünme ile olacaktır.
Denizimizde, havamızda oluşacak kayıplar ve topraklarımızda meydana gelecek tahribatlar ise telafisi mümkün olmayan insanlık kayıpları ve yine insanlık ayıbı olarak karşımıza hemen bir kaç yıl sonra çıkacaktır.
Bu zamanın uyanıklarının, rant uğruna peşkeş çektikleri insanlık menfaatleri, bir gün gelecek onları vicdanlarında karanlığa hapsedecek..!!
Pek sayın Kızılcaterziköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Mustafa Üstün Şarköyün Sesi Gazetesi’ne verdiği demeçte ilgili alanın kişi adına mera kaydı olduğunu ve diğer bilgileri açıkça anlattıklarının yanında Dengiz Şantiyesi Siteleri gerçeğini ya unuttu !! veya burada da bu gerçeği yok sayarak tek başına hareket etmeyi yeğledi !!!
Bu gibi büyük bir projenin tüm köy halkı ve sahilde yer alan Dengiz Şantiyesi Siteleri ile birlikte örgütlü hareket edilerek savuşturulması gerekir.
İyi niyet kuralları dahilinde düşünmek isteriz -ki tersinin Bizlere bir menfaati yok- bundan sonra resmi yazışmalar sıklaşsın ve hep beraber birlik ve beraberlik ruhu ile hareket edelim.
Ve yine Sayın Muhtarlığın kendi köyünde eğitim ve öğretim faaliyetlerine önem vererek temelinde mefkuresi yerleşmiş bir toplumun basiretli ve vakurluğu ile kin ve nefretleri yok etmesi de gönlümüzden geçen temennimizdir.Hizipçilik, kin ve nefret, ben merkeziyetçilik v.s.ile tüm köylü birbirinin kuyusunu kazarken, yarınlarda Bizim yaşam standartlarımıza da zarar vereceğinden diyalog esaslı iletişim sağlanmasında fayda vardır.

Eski* Dengiz Şantiyesi Siteleri
Üst Yönetim Kurulu Başkanı
Selahattin İPEK

 

**24/05/2011 Şarköyün Sesi Gazetesin’de Yayınlanmıştır.

KİMLİKLERİMİZ HAPİSHANELERİMİZ OLMASIN !!!

Bildiğiniz üzere; Genel Kurul’a Sunulan Mevzuat Değişiklikleri için, Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) 10 Haziran 2016 ‘da 2. Olağanüstü Genel Kurula Gitti.

Meslek mensuplarının yararına olabilecek değişiklikler olduğu gibi, yöneticilerin de bir takım işlem yönergelerini rahatça uygulamaya alacakları ve yönetme kabiliyetini kuvvetlendirecek değişikliğe gidilerek, T.C. Maliye Bakanlığı ‘na onaylanmak üzere gönderilmiştir.

Özellik arz eden ve diğerlerinden ayrı gördüğüm bir konuda görüşlerimi açıklayarak, meslek mensuplarına, bir fikrin oluşmasında katkı sağlayacağımı umut ediyorum.

SMMM ve YMM‘lerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik;
Ortaklık Bürosu veya Şirket Kurarak Mesleki Faaliyette Bulunma Madde 30 – Birden çok meslek mensubu, ortaklık bürosu veya şirket kurarak mesleki faaliyette bulunabilirler. Bu takdirde;
a) Meslek mensuplarının bu büro veya şirketlerde sürdürdükleri faaliyetler ticari faaliyet sayılmaz. “

İbaresi hem eski metin de ve hem de yeni metin de varlığını korumaktadır.

Bu da çelişkiler yumağına katkı sağlıyor kanaatindeyim.. Çünkü Türkiye olarak verdiğimiz taahhüt, bu yönetmeliğin tersini söylemektedir. 2023 vizyonunda da tahmin edilen veya öngörülen hizmet sektör gelirleri küçümsenmeyecek kadar yüksek ve önemlidir. O halde ilgili taahhüdü aşağıda vererek hatırlamanıza yardımcı olursam, yönetmeliğin ne Türk Ticaret Kanunu ve ne de Hizmet Ticareti Genel Antlaşması ile uyum sağlamadığı açıkça ortada olduğu görülmektedir.

Çelişkiden yukarda kastettiğim de budur..

*** Ticari olarak;

– Hukuk hizmetleri,

– Muhasebe, denetim ve danışmanlık hizmetleri,

– Vergi hizmetleri,

– Mimarlık, mühendislik, entegre mühendislik, şehir plancılığı

gibi sektör ve alt sektörler, piyasa ekonomisine açılması talep edilecek şekilde, hem ulusal çerçevesi ile Türk Ticaret Kanunu(TTK) ve hem de 1994 yılında, GATS (The General Agreement on Trade in Services) Hizmet Ticareti Genel Anlaşması kapsamında taahhütte bulunulduğu gibi sayılan hizmet sektörleridir. ***

Bu maddenin bu şekilde olmasının esas sebebi malumu aliniz, eğer ticari sektör olarak kabul edilecek olması halinde, kimsenin odalara kayıt olmayacağı ve odaların hatırı sayılır bir gelirden eksik olacakları varsayımına dayanmaktadır.

Bu vesile ile örnek teşkil etmesi mukabilinde, şirketleşmiş Serbest Muhasebeci Mali Müşavir (SMMM) şirketleri ve
Yeminli Mali Müşavir (YMM) şirketleri bağlı olmaları gereken odalar yerine, ticaret odalarına kayıt yaptırarak, var olan SMMM ve YMM odalarını bypass ederek, odaları yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bırakabileceklerdir.

Tersi de olabilir (mi) ? diğer bilmediğimiz gerekçeleri var ise, bilmediğim için iddia etmek istemem.

Ticaret odalarına ödenen ücret ile, meslek odalarımıza ödediğimiz arasında, epey bir fark olduğu ortadadır.
Başka bir gerçeklik de ticari sektör olarak kabul edilmesi halinde, ilgili faaliyet kodları (şimdide değiştirilebilir düşüncesindeyim) daha rahat tespit edilerek, KOSGEB destek kredilerine rahat ulaşım imkanı sağlanacaktır.

Hali ile yeni piyasaya girecekler için bir fırsat eşitliği olmuş olacaktır. Maliyeti aşağı çekilen meslek mensubu, işine odaklanma şansı yakalayacaktır.

Bir de aynı 30. Maddenin,

g) Ortaklık bürosu veya şirketlerin unvanında meslek unvanının açık şekilde kullanılması zorunludur.

Bu fıkranın (b) bendi uyarınca kurulan şirketlerin unvanında, şirket ortaklık hisselerinin yarısından fazlasına sahip olan meslek grubunun unvanı kullanılır.

Bendi çok da masum ifade gibi durmadığını ifade etmek isterim. Sözleşme serbestliği çerçevesinde, bağımsız denetim yaptıracak şirketin, hissesi yüksek olan, unvanın da YMM geçen Denetim Şirketi ‘ne evrilmesi, diğer bir meslek grubuna daha bir baskın olacağından, çok da alkışlanacak bir yanı olmadığıdır.
YMM, bilinen liyakat düsturu üzerinden öncelikle SMMM ile ortaklık neden kurayım sorusuna, kendi benliğinde cevap verecek. Networkü olmayan bir SMMM ile neden bir şirket kurulsun ki?

Tam tasdik ve defter tutma işlemleri yapılamayacaksa neden?

Yine burada ortaklık geleneğini baz alacak olursak, egoların ve güven unsurlarının tarafları şüpheye düşüreceği kanaatini taşımaktayım.
Her ne kadar bi taraf düşünmeye çalışsak da, %50 yani yarı yarıya oranına dem vurulmaması bu hakikatten dolayı önemlidir.
Tabi ki, hisselerde yarı yarıya oranı var olduğu vakit, karşılıklı anlaşılarak hangi unvan kullanılacaksa o meslek grubunun unvanı kullanılabilir.

Sonuç olarak yukarıdaki konular hakkındaki düşüncelerimi kaleme almak ve aktarmak istedim..

Kimlik denilen hapishanelerimize girmeden; görmez, görünmez diye sandığımız karanlıklarda durmayalım, çıkalım..

Saygılarımla…
11 Haziran 2017

Selahattin İPEK
Bağımsız Denetçi

bdselahattinipek@gmail.com

-Selahattin İPEK – Hangi Adalet !!! 03.06.2017
-Gats – Hizmet Ticareti Genel Anlaşması
-TÜRMOB – Yönetmelik Taslağı

HANGİ ADALET !!! ” Bu camiada ardıç kadı, çam müftü olduğu sürece, kime gideyim şikayete …? “

GİRİŞ:

İstanbul Yeminli Mali Müşavirler Odası’nın tertiplediği “Bağımsız Denetimin Kalitesinin ve Güvenirliliğinin Artırılmasına Yönelik KGK Faaliyetleri Konulu “, Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu ( KGK ) Başkanı Sayın Dr. Genç Osman YARAŞLI ’nın da açılış konuşması yapmış olduğu Panel 11 Mayıs 2017 tarihinde gerçekleşmiş bulunmaktadır.

“ BDY Değişiklik Taslağı ve Kurul Kararları ile Yapılan Düzenlemeler ” hakkında KGK Başkan Yardımcısı Sayın Rafet DİLMEN panelist olarak sunumlarını yapması dolayısı ile yönelttiğim ve meslek camiasını aşağılayan ve incittiğini bildiğim “Serbest” kelimesinin, Bağımsız Denetçi (BD) ibaresinin başına getirilmesinin gelecekte onanmaz meslektaş ayrımcılığına yapılmış bir yanlış olduğunun altını çizerek, Kurum tarafından verilen kimliklerin SBD olarak değiştirilmesi mi gündeme gelecek… ? Düşünce mi paylaşarak, konunun açıklık kazanmasına yönelik bilgilenme sorumu sordum…!

Değerli Meslektaşlarım, bu soruya aldığım cevabı ve infiali biraz sonraya bırakarak, konunun vahameti üzerinde ki haklılık durumumuza bakalım…

İlk duyurusu Haziran 2017 ‘ye kadar olan, Bağımsız Denetim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Taslağı kapsamında, tüm kişi ve kuruluşlar görüş ve önerilerini, tarih revize edilerek bu defa, “ 02/05/2017 tarihine kadar hukuk@kgk.gov.tr elektronik posta adresine veya Kurumumuza yazılı olarak bildirebilirler. “ denildi.
-Bu revizenin sebebi neydi ?
-Neden öne çekildi?
-Emek – yoğun bir dönem geçiren meslek kamuoyuna, ansızın bu şekilde baskın bir kararla, düşünce ve önerilerini vermesinler diye sanki önemsenmediği iz düşümünü de merak etmiyor değilim. Değiliz…

KOSGEB İcra Kurulu ‘nun, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler (SMMM) aleyhine olmak üzere,
“İşletmelerin; Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) tarafından yetkilendirilmiş
bağımsız denetim kuruluşları ve bağımsız denetim yapan Yeminli Mali Müşavirler’den aldıkları bağımsız denetim hizmetlerine destek verilir. , hükümlerini içeren 20.05.2016 tarih, 6759 sayılı OLUR kararı ile bir düzenleme mevcuttur.

Smmm burada buharlaştırılmıştır. Ki tadil edileceği siyasi kurum tarafından (AKİM),
“talep ve önerileri müteakiben söz konusu destek programına ilişkin revizyonlar değerlendirilme sürecine alınmıştır.” yazısı ile cevaplanmış ve 30 Mart 2017 tarihinde, ilgilisine¹ gönderilmiştir.
KOSGEB İcra Kurulu ‘nun bu değişim sinyali su-i zan etmeden yazmaya çalışıyorum ama, ilerdeki meslek ayırımcılığında, ibrenin malum, devlet kademesinden emekli veya süreç içinde unvan sahibi olanlara çevrilmesine mi dayanaktır ?

Ticari olarak;
– Hukuk hizmetleri,

Muhasebe, denetim ve danışmanlık hizmetleri,

– Vergi hizmetleri,

– Mimarlık, mühendislik, entegre mühendislik, şehir plancılığı

gibi sektör ve alt sektörler, piyasa ekonomisine açılması talep edilecek şekilde, hem ulusal çerçevesi ile Türk Ticaret Kanunu(TTK) ve hem de 1994 yılında, GATS (The General Agreement on Trade in Services) Hizmet Ticareti Genel Anlaşması kapsamında taahhütte bulunulduğu gibi sayılan hizmet sektörleridir.

O halde, ulusal ve uluslararası platformlarda kabullenilen bir reel politiğin, geliştirilerek, 2023 vizyonu olarak açıklanan eylem planında yer alan 150 milyar dolarlık ihracatın içinde Bağımsız Denetim hizmet ihracının da olduğu bilinirken; hedef olarak bir şekilde SMMM ‘lerin kenara atılması ile kimlere yol açarak, ranta yönelik destek ve katkı payı sunulduğunun gelecekteki ayak seslerini duymamız gerekir.
Ön görülerimizi iyi görerek duru bir şekilde geleceğimize ters tepki yapan Bağımsız Denetçi ibaresinin başına “ serbest “ ifadesi tabirimi mazur görün, ucubelikten başka bir şey değildir.
Yıllar var ki, kaldırılmasını temenni ettiğimiz bir ifadenin, illa istenmediği halde meslek insanına yakıştırılarak yaftalanmasının anlamını sorgulamamız gerekmektedir.
“ Ticari işletme ” deyimi TTK ‘da mevcut hali ile, GATS ile örtüşüyor.
Hizmet ticareti ile uğraşanları da aynı şekilde ticari ünvanlı birer, “ ticari işletmesi ” olarak ele almamızda bir mahsur yok.

Hatta bu şekli ile bakarsak 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ‘un kıyısı, köşesinde de dolanmamızın yolunu aralayabiliriz. Doğru olur, yanlış olur o başka bir şey.. Tartışılır…
İş bu durum aynıyla vaki iken, serbest doktor, avukat, mimar, mühendis, eczacı v.s. var mı ki ?
Buna karşılık tuhaf tuhaf işler yapan da, yapamayan da sorduğunuz zaman “serbest” meslek diye yaptığı işi tanımlayabiliyor. Turist rehberleri(!), topuğuna basanlar, kabadayılar…
Kısaca vergi dışılar…
Şimdi başlarda bırakmış olduğum, o panel anlarına dönelim…
Açıklamaya çalıştığım bu ve daha bir çok sebeplerden dolayı “SERBEST” ile olan imtihanımı, yukarda da belirttiğim üzere, Kurumun değerlendirmeye alması yönündeki kanaatimi tevdi ettiğimde, eski Roma’nın Ölüm Arenası olan Colosseum ‘da bir parya ve kendini aslan zanneden moderatörü ile karşılaştım…
Bitmedi sanki provakatör gibi algılanarak, üstünlerden olduklarını kendilerine fısıldayanlardan bile “güvenliği çağırın atın dışarı” diyecek kadar basiretsiz, vakarsız… seslere tahammül etmek zorunda kaldım…
Ha bir de unutmadan yazayım…
Genel kurula beş kala başkanları… Hem ünvanları SMMM olanlar ve hem de denetim derneği yönetim kurulları v.s. Çıt yok…
Çünkü bir yaprak düşse onların gönülleri sevince havi olur. Cühela bilmez… Ancak tabi olur.
İnadına düşmeden, inadına yancı ve yağdanlık olmadan ve hatta kendimizi ortaya koyarak nerede olursa olsun kıyama kalkarız.
Resmen ve alenen tarafıma “benim kim olduğumu biliyor musun ?” diyerek tehdit eden kibirli söz de aslana (moderatör) dediğim gibi, ben Mali Müşavirim… Sen kimsin…
Yerini de biliyorum, yerim de belli. Senin sırça köşkünden baktığın yerden bakmıyorum.
Bizzat saha da ve çok şükür otuz yıldır aynı yerde çok topuklu ve kabadayı gördüm… Sallıyorsun… Sallama… Azdan az, çok dan çok gider. Eyvallah… Tehdit ettiğinin farkındalığında utandığına eminim… Ancak küçük küçük (!) adamların hiç de sesi çıkmadı. Küçük olduklarından mı ne?
Bunlara aynı konumda aynı şey olsa, bizler protesto ederek o çatıda bir hoş seda bırakırız.
Şükür ki ilk ses İkra (Oku) idi, İstiklal Marşım da Korkma diye başlar… Korkmasınlar…

Bu aralar çok bilinen ve seyredildiğine inandığım, eşofmanlı Şevket Hoca gibi cevaplar vermek istemiyorum.. Lakin, bürokrat görünümündeki devlet ricalinin tarafkir olması başka bir sorun.. Moderatörün agresif ve gereksiz çıkışına ve durumu devam ettirmesine sebep yani manipüle etmesinin sebeplerinden bir diğeri de Gözetim Daire Başkanı ‘nın tutumudur. “Soru anlaşılmadı” gibi bir de vücut dilini kullanarak… Yakışmadı vesselam…
Aynı genç ve tecrübesiz bürokratın, Kendi Başkanı, küçük bir derneğin reklam maskotu olduğunda aynı tepkiyi verdi mi? Merak ediyorum… Ediyoruz…

Kurum dahi en az benim kadar konuşur kanaatindeyim ki, reklam panolarından alınan ücretler karşılığında KGK emaresini gösteren hiç ama hiçbir yerde ne bir flama ve alakalı emtea yoktu.
İlginç olan da, slaytları, bu söz de reklamlar münasebeti ile kafalarını sol yan duvara çevirerek görebiliyorlardı. Sahi ya o daire başkanı neredeydi ?
Kerameti kendinden menkuller ne diye Kurum bilincinde buluşarak, tepki gösteremediler. İlginç… Kimseden bir ses duyuldu mu? Anlamadım… Duyuldu mu?
Haksız rekabeti ilgili panelde hem başkan ve hem de konuşmacılar Kuran ‘dan alıntı ile önlemenin ayet numaralarını duyan ve seyreden, pozitif ilmin din ile yordamına kendimden olan benim, olmayanın canı cehenneme demesi mi doğruydu? Sayın genç bürokrata sormak lazım…
Salonun bir kısmını dolduran çağdaşcılardan bu konuda bir cılız ses bile çıkmadı.
Kimsesizlerin kimsesi olmaya devam ederek, sordum dedim ki, Hak ve hukukun hakkını Hak ‘ka teslim ettiniz de hukuk nerede ? Daire başkanının ne ağırına gitti de herkese eşit durması gereken yerde, bizi sattı…!!!
Benim sicilimi tutan Kurumun daire başkanının bir yeminli odasında ne kadar acz içinde olduğunu hele hiç yazmıyorum… Ne işin vardı uzun zamandır ortada yokken bir ymm odasının bahçesinde… Kendin bu kadar küçük bir organizasyonu yapamaz mıydın?
Cevapların çok enteresan olur ve dinlemek isterim aslında…
Ne zaman devlet kisvesinden ayrılarak, denetçi oda ve birlikleri için seçim yaptırmak sureti ile, vesayet ve baskı unsuru olmaktan bu meslek insanları kurtulacak. Yüce Devletimin asık suratlı ve ekabir bürokratlarına saygım olmadığı gibi, gelebilecek her türlü durumu göze aldığımı açıkça beyan ve ikrah etmekteyim.

Devletimin olduğu bir yerde, ara verildiği vakit moderatör hazretlerine yaklaşıp niye böyle oldu dediğim de “ burası yeri değil git kendi odanda derdini anlat “ diyene, diyecek bir şeyim yok. Devlet ricali de onların bir zamanlar birlikte çalıştıkları değil mi? Hele ki bu duruma düşüren odamın da Allah…
Olan biten kameralar tarafından belgeli olmasına rağmen yayınlanmamıştır. Veya yayınlatılmamıştır.
Güvenli ellerde olduğundan o kadar eminim ki, tezviran etmiyorum…
Hasılı hülasa tüm olup biten elbette geride kaldı. Had bilene Eyvallah. Gerisi etiksiz…
Hep kötü şeylerden bahsedecek değilim.

“SERBEST” ibaresi vardı ya hani…Bilin bakalım ne oldu…
Hizmetlerin ağırlık kazanması eğilimini “sanayisizleşme” benzeri terimlerle açıklamak doğru değildir. Bu vesile ile genişleyen hizmetler sanayiye hizmet vererek gelişmektedir.
Tam da burada mesleğimizi tarif eden ibarelerimizin de “kapitalist çevrime” dahil edilerek kaybolmaması gerekir.
Belki son noktayı benimle koydu Kamu Gözetim Kurumu, gaza sahibi bir gazi olarak, çok değerli Meslektaşım, Üstadım, Türmob Yönetim Kurulu Üyesi Hayri ÖZTÜRK ‘ün tekraren sorgulayarak emin bir biçimde, Sayın Kurum Başkanı ‘mız Dr. Genç Osman YARAŞLI ‘ya teyit ettirerek bilgilendirme yapmış olduğu şekli ile “SERBEST” İBARESİ KALDIRILMIŞTIR.

Yerine ise “DENETİMİ ÜSTLENEN BAĞIMSIZ DENETÇİ” İBARESİ KULLANILACAKTIR.
Bilgilendirme için Sayın Türmob Yönetim Kurulu Üyesi Hayri ÖZTÜRK ‘e teşekkürlerimi sunarım.
SON SÖZ:
Hodri meydan dedik bir kere, kimseye dikleşmeden dik durarak…

Kaynak:
– Pınar EROL – 4 Temmuz 2002
¹ Savaş Yıldız – Akim bilgilendirme

TÜRK AKREDİTASYON KURUMU’N DA YANLIŞTAN DÖNÜLDÜ !!

Bildiğiniz üzere, 14.03.2017 tarihinde BDTURKEY.COM manşeti ileKABULLENDİĞİMİZ KADERE İSYAN ETME HAKKIMIZ YOKTUR…!makalemde aşağıya alıntıladıladığım durumu sizlerle paylaşmıştım.
İlk defa Türkiye Muhasebe cenahının Tarafımdan öğrenmiş olduğu bu haber ile, yine bir kurumumuz Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavir meslek insanlarına haksızlık fitili tutuşturarak, sessiz sedasız uygulamaya almış bulunmakta idi.
Kısaca makaleyi hatırlayacak olursak;
“Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) diye bir kurumumuz var. 
4 Kasım 1999’da 4457 sayılı kanunla Başbakanlığa bağlı olarak kurulan kurum, 2011 yılından günümüzde Türkiye Cumhuriyeti Avrupa Birliği Bakanlığı ile “ilgili” olarak; Uygunluk değerlendirme kuruluşlarının yeterliliklerinin, uluslararası standartlar esas alınarak değerlendirmesini ve onaylanması görevini yerine getirmektedir. ISO/IEC 17011[2] standardına uyum sağlamış olan TÜRKAK; Laboratuvar, belgelendirme ve muayene hizmetlerini yürütecek yurt içi ve yurt dışındaki kuruluşları akredite etmek, bu kuruluşların belirlenen ulusal ve uluslararası standartlara göre faaliyetlerde bulunmalarını ve bu suretle; ürün/hizmet, sistem, personel ve laboratuvar belgelerinin ulusal ve uluslar arası geçerliliğini temin etme görevini yürütmektedir. “(Vikipedi)

Kurumun mantık dairesindeki bu görevlerine elbette bir şey dediğimiz olamaz …

Karşı çıktığımız ise, her şeyin olup bitmiş ve Bizlerin de uyutularak, uygulamanın hazmettirildiği sonucunda mevcuttur. Detaylandıracak olursak;
11 Mayıs 2016 29709 Sayılı  Resmi Gazete ile Uygulanacak Akreditasyon Kullanım Ücreti/Payına Dair Tebliğ ‘de, TÜRKAK ‘a yatırılması gereken pay ile alakalıdır.
Yurt içinde faaliyet gösteren akredite kuruluşların, akreditasyon kapsamında elde ettikleri brüt gelirlerini hesaplayıp, bu bildirimlerini ispat eden mali belgelerin, imzalanarak onaylanması  ve bir örneğinin de Türk Akreditasyon Kurumuna gönderilmesi işlemi, tebliğden evvel Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirlerce yapılır iken, tebliğden sonra “yeminli mali müşavirler” tarafından yapılacağı ortaya konmaktadır.

Hali ile de kazanılmış (!) bir hak gibi, her nedense hep karşımızda olan diğer tebliğ ve yönetmelikler gibi ve hatta kararlar gibi, tebliğ ile yasalaşan bu hak (!) münasebetin de YMM ‘ler de firmalara mail yolluyorlar… ”
şeklinde idi.

Makalamizin yayınlanmasından sonra bu defa, T.C. Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER)’ ne yapılmış olunan 1700390963 sayılı başvuru 24.03.2017 tarihinde AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI tarafından cevaplanmış ve gelecek yıllarda (neden hemen değil o da ayrı bir konu ya neyse) yayınlanacak Tebliğde, ” beyanların doğruluğunun teyidine ilişkin belgelerin onaylanmasında söz konusu talep ” dikkate alınarak düzenlemenin önü açılmış oldu.
Sonuç olarak, ” 
Bununla birlikte, bu yıl ilk defa uygulanan bu kontrol mekanizmasında kuruluşların sadece yeminli mali müşavirleri değil serbest muhasebeci ve mali müşavirlerince ya da kamu kurumlarının yetkili mercilerince onaylanıp gönderilen tüm belgeler kabul edilmiştir.” diyereke meslek ve meslektaşın kabullenmediği kadere haklı olarak çok şiddetle katılım sağlanarak ” olur ” hükmüne gidilmiştir. 
Emeğimizin berhava olmaması için birlik olalım..

Kader Gayrete Aşıktır…! 

Saygılarımla…
Selahattin İPEK
Bağımsız Denetçi
bdselahattinipek@gmail.com

Not:15.03.2017 Tarihinde, ilgili makale üst yazısı ile beraber, aşağıdaki ünvanlara gönderilmiş ve hala bir sonuç Tarafıma tevdi edilmemiştir.

DEĞERLİ MESLEKTAŞLARIM…

Başkanlık Makamına…

Bilgi maksatlı olarak Tarafınıza gönderilmiştir.
Gereğini yapacağınız hususun da harekete geçeceğinize olan inancım ile
Saygılarımı sunarım…

Selahattin İPEK
SMMM – BD
bdselahattinipek@gmail.com

KABULLENDİĞİMİZ KADERE İSYAN ETME HAKKIMIZ YOKTUR…!

Başlığında yazmış olduğum Makalem ile Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) ‘nun yapmış olduğu bir haksızlığı daha ortaya koymuş bulunmaktayız. ” Yurt içinde faaliyet gösteren akredite kuruluşların, akreditasyon kapsamında elde ettikleri brüt gelirlerini hesaplayıp, bu bildirimlerini ispat eden mali belgelerin, imzalanarak onaylanması ve bir örneğinin de Türk Akreditasyon Kurumuna gönderilmesi işlemi, tebliğden evvel Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirlerce yapılır iken, tebliğden sonra “yeminli mali müşavirler” tarafından yapılacağı ortaya konmaktadır.”
SMMM ‘lere yapılan bu haksızlıklar öteden beri süregelmekte ve artarak devam etmektedir.
An itibari ile uyandığımız bu haksızlığı da aşağıda isimleri bulunan Oda ve TÜRMOB Başkanlık Makamlarına e-mail yolu ile göndermiş bulunuyorum…
Değerli Yöneticilerimden gereğini arz ettim…

KABULLENDİĞİMİZ KADERE İSYAN ETME HAKKIMIZ YOKTUR…!

* TÜRMOB-TÜRKİYE SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER ODALARI BİRLİĞİ
* ISMMMO-İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası
* ASMMMO-Ankara Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası
* İZSMMMO-İZMİR SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI tarafından cevaplanan başvuru aşağıdadır…

T.C. Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER)’ ne yapmış olduğunuz 1700390963 sayılı başvurunuz 24.03.2017 tarihinde AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI tarafından cevaplanmıştır:

Sayın İlgili,
1700390963 Sayılı BİMER’e yaptığınız 16.03.2017 tarihli başvuru.
İlgi dilekçenizdeki hususlar incelenip değerlendirilmiş ve başvurunuz ile ilgili açıklama ve değerlendirmelerimiz aşağıda belirtilmiştir.Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK), 4457 sayılı Kanunun 21. maddesi gereğince akredite kuruluşların elde ettiği gelirlerden alacağı katkı payları ile ilgili olarak her yıl Tebliğ yayınlamaktadır. 2016 yılında bu konuda hazırlanan Tebliğ, 11.05.2016 tarih ve 29709 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmış ve katkı payının hesaplanıp ödenmesi ile ilgili usul ve esaslar belirlenmiştir.Anılan Tebliğde geçmiş yıllardan farklı olarak, dilekçede belirtildiği üzere, beyan edilen gelirlerin dayanağı olan mali belgelerin 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Malî Müşavirlik ve Yeminli Malî Müşavirlik Kanununa göre yeminli malî müşavirlere tasdik ettirilerek bir örneğinin Kurumumuza gönderilmesi istenmiştir. Hâlbuki daha önceki Tebliğlerde yalnızca kuruluşların kalite yöneticilerinin beyanları yeterli görülmekte, Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirlerce beyanların onaylanması veya başka bir belge istenmemekteydi.Son Tebliğde bu şekilde düzenlenmesinin sebebi, Kurumumuzun 5018 sayılı Kanun kapsamında Sayıştay denetimine tabi olmasıdır. Sayıştay Başkanlığınca düzenlenen denetim raporlarında, uygunluk değerlendirme kuruluşlarının katkı payı beyanlarının doğruluğunu kontrol edebilecek herhangi bir mekanizmanın bulunmadığı tespitine yer verilmiş ve bunun için bir kontrol mekanizmasının kurulması gerektiği belirtilmiştir.Bunun üzerine TÜRKAK olarak, akredite kuruluşların beyanlarının doğruluğunu teyit edebilmek amacıyla, 2016 yılında yayınlanan Tebliğde, benzer kamu kurumlarındaki uygulamalar dikkate alınarak düzenleme yapılmıştır. Bu çerçevede özel kuruluşların beyanlarına ilişkin mali belge, defter ve raporlarını, 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Malî Müşavirlik ve Yeminli Malî Müşavirlik Kanununa göre yeminli malî müşavirlere tasdik ettirerek bir örneğini Kurumumuza göndermeleri istenmiştir.Bu konudaki örnek Tebliğ: Milli Emlak Genel Tebliği (4) (Sıra No: 324) olup,“…Hak lehdarı ile varsa alt kiracıların yıllık hasılatını gösteren ve ilgili vergi dairesine yıllık beyanname ekinde verilen gelir tabloları, 1/6/1989 tarihli 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Malî Müşavirlik ve Yeminli Malî Müşavirlik Kanununa göre yeminli malî müşavirlere tasdik ettirilerek bir örneği İdareye verilecektir.” Denilmiştir.

Bununla birlikte, bu yıl ilk defa uygulanan bu kontrol mekanizmasında kuruluşların sadece yeminli mali müşavirleri değil serbest muhasebeci ve mali müşavirlerince ya da kamu kurumlarının yetkili mercilerince onaylanıp gönderilen tüm belgeler kabul edilmiştir.

Gelecek yıllarda yayınlanacak Tebliğde, beyanların doğruluğunun teyidine ilişkin belgelerin onaylanmasında söz konusu talebiniz dikkate alınarak düzenleme yapılmaya çalışılacaktır.Bilgilerinizi rica ederiz.

Go to Top