PİYASA MUHASEBECİLERİ (Mali Müşavirler)

Birliğiniz birimi marifetiyle, altında imzaları olanlar tarafından genelge ile duyurulan ve sonuç kısmında “PİYASA MUHASEBECİLERİ” (Mali Müşavirler) olarak bahsi geçen 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu ile Resmi Sicilde kayıtlı parantez içi Mali Müşavirler kastediliyorsa –ki algıda seçicilik anlamında başka bir anlaşılacak taraf bırakmıyor bu imzayı koyanları kınıyor ve derhal büyük bir hatadan dönülerek tüm camiamızdan bir tekzip ile aynı şekilde, ”özür dilenmesini” arz ve talep ediyorum.

TÜRKİYE ZİRAAT ODALARI BİRLİĞİNE

(Gazi Mustafa Kemal Bulvarı No:25
06440 Demirtepe – Ankara / Türkiye)

Sayın Ş. Şemsi BAYRAKTAR

Genel Başkana İletilmek Üzere

 

03.02.2017 tarihinde 15 Numaralı Genelge ile Ziraat Odası Başkanları Muhasebe Müdürlüğü Biriminize göndermiş olduğu, Muhasebe İşlemleri Hakkındaki yazınız Sosyal Medya da infiale sebep olmuştur.

Birliğiniz ve Ziraat Odaları kullanımına sunmuş olduğunuz Ziraat Odaları Bilgi Sistemi (ZOBİS) Muhasebe Modülü ‘nün liyakat noksanlığı olanlar ile Birliğiniz kullanımına açılması tabi ki tüm emek yoğun çalışmaların heba olması anlamın da değersizleşmektedir.

İlgili yazılım neticesi eğitim noksanlığı bilgi akışının zayıflığı da elbet önemli ölçüde bu farkındalığınızı zayıflatarak,  uygulama da birlik belli ki sağlanamamıştır. İş bu durumun neticesi, Başkanlığınızın 3568 sayılı yasa ile ruhsata havi bir Mali Müşavir meslektaşımız ile anlaşarak, uygulama birliğinde tüm Odalarınız ile Muhasebe Sisteminizi tek bir elde toplama yoluna gitmişliğiniz bulunmaktadır.

Elbette ki, Sayın Meslektaşım bu konu da diğer tüm Mali Müşavirler gibi konuya ehil ve üstesinden gelebilecek liyakat ile camiasına ve mesleğine sahip çıkan sadakata havidir.  En azından şahsım olarak Ben bu şekilde düşünmek istiyorum.

“Bu açıdan her bir Odamızın mevcut sistemini, hızla gözden geçirerek, en kısa sürede PİYASA MUHASEBECİLERİ (Mali Müşavirler) ile ilişkisini kesmek sureti ile ortak muhasebe sistemine geçmek için çaba göstermeleri odaların muhasebe yönetiminin, doğruluğu, güvenilirliği ve kalitesi açısından yerinde, yararlı ve daha ekonomik olacaktır.”

Diyorum ki, Muhasebe Müdürlüğü Biriminiz 15 numaralı GENELGE ile yaklaşık 100 bin kişilik,
Türkiye Muhasebe insanlarına hakaret ederken umuyorum ki, Sayın meslektaşım, mesleğini ve tabi olarak meslektaşını korumak için, gerekli girişimleri hem söylev ve hem de yazılı olarak tarafınıza ifade etmişlerdir.  Öncelik oradan gelmesi beklenir.

Birliğiniz birimi marifetiyle,  altında imzaları olanlar tarafından genelge ile duyurulan ve sonuç kısmında  “PİYASA MUHASEBECİLERİ” (Mali Müşavirler)  olarak bahsi geçen 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu ile Resmi Sicilde kayıtlı parantez içi Mali Müşavirler kastediliyorsa –ki algıda seçicilik anlamında başka bir anlaşılacak taraf bırakmıyor bu imzayı koyanları kınıyor ve derhal büyük bir hatadan dönülerek tüm camiamızdan bir tekzip ile aynı şekilde, ”özür dilenmesini” arz ve talep ediyorum.

Hiç kimsenin bir kaç istisna olsa bile, güzide bir Mali Müşavirlik meslek camiasını karartarak, hakaret etmesine hakkı yoktur. Konu hakkında Sayın İSMMMO Başkanım ve yine Sayın TÜRMOB Başkanımın gerekli girişimlerde bulunması temennilerimi de bu vesile ile kendilerine, Dağıtım “Gereği ve Bilgi İçin” bu dilekçenin ekleri ile beraber bilhassa fax ve mail çekerek nakletmiş olacağımdan,    ziraatodalari@tzob.org.tr e-posta adresine iletilmiş ayrıca, Birliğinizin (0312) 231 76 27 nolu faksınıza gönderilmiştir.

Bilgi edinilmesini ve Birliğinizin bu konu hakkındaki tutumunuz ve cevabınızı (TÜRMOB) Türkiye Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği ile (İSMMMO) İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odasına bir örneğinin de Şahsıma gönderilmesini arz ve talep ederim. 20.02.2017

Saygılarımla…

bdselahattinipek@gmail.com

DAĞITIM

GEREĞİ İÇİN :

-TÜRKİYE ZİRAAT ODALARI BİRLİĞİNE

BİLGİ İÇİN :

– (TÜRMOB) TÜRKİYE SERBEST MUHASEBECİ VE MALİ MÜŞAVİRLER
VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER ODALARI BİRLİĞİNE

– (İSMMMO) İSTANBUL SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASINA

Not: Değerli Meslektaşlarım, adı geçen yukarıdaki üç kurumun e-posta adreslerine gönderim yapıldı.

Ek / Genelge No:15 Aşağıdadır…

BADUDER’in Düzenlemiş Olduğu Kamu Gözetim Kurumu (KGK) Kurul Kurallarının Değerlendirilmesi Konulu Toplantı Düzenlendi.

Saygıdeğer Meslektaşlarımız;

Kamu Gözetim Kurumunun, 05/01/2017 tarih 75935942-50.01.04 sayılı kurul kararı ile sorumlu denetçilik konusuna Yeni bir açılım getirmiştir. Bu konuyla ilgili olarak 15/02/2017 Çarşamba günü saat 18:30’da Okan Üniversitesi öğretim üyesi Dernek üyesi YMM Doç.Dr.Hakan TAŞTAN ve Dernek üyesi BD-SMMM Selahattin İPEK’in yapmış oldukları bilgilendirmeler Dernek merkezinde gerçekleştmiştir.

Tüm Meslektaşlarımız bu bilgilendirmenin videolarını resmin üzerine tıklayarak izleyebilirsiniz…

Saygılarımızla

DİKKAT! KGK RESMİ SİTESİNDE DEĞİŞİKLİK…

Değerli Meslektaşlarım…

Yukarıdaki başlığı gördüğünüzde, sanki yazarın ilk defa gördüğü kanaati ile söylemlerinizi içinizden kendinize duyuracaksınız.
Bir an duraklayıp, bir kaç zamandır var olan değişikliğin pop up yani ilk girişteki uyarısını almakta ve yaklaşık 3sn sonra siteye girmiş oluyoruz…
Bunun bir maksadı harbiyesi var mutlak diye düşündüğüm zamanlar olmadı değil  hani…! Lakin adını koyamadığım bu durumun sebebini, Türkiye Muhasebe Uzmanları Derneği genel Kurulu ‘n da çiçeği burnunda yeni başkanımız
Sayın Arif Aytulun ile ayak üstü sohbetmizde anladım.
Konuşmanın bir yerinde sohbet geldi dayandı, Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK)’nun resmi sitesine…
Malum BD YMM ve BD SMMM ayrımcılığına ev sahipliği yapan Denetçi Resmi Sicili, artık sadece Ad / Soyad ve Şehir olarak vurgulanarak, BAĞIMSIZ DENETÇİ ÜNVANINI ÖN PLANA ÇIKARMAKTADIR.

Sanılanın aksine durağan akan suyun debisi yüksek misali, son kurul kararları ve sitesindeki bu devrim niteliğindeki değişiklik ile, KGK mevzuatını oturtmaya ve eksiklerini gidermeye yönelik çalışmalarını hızlandırmış bulundurmaktadır.

Belki çok küçük bir değişiklik ve fakat denetim camiasına moral olacak, geleceğe ışık tutan bir değişim sessiz sedasız hayatımıza girmekte.
Hayırlı olsun….

Saygılarımla…

Bağımsız Denetçi Resmi Sicili  


 

Kuruma yapılan bağımsız denetçi yetkilendirme başvurusu sonucunda, gerekli şartları taşıdığına karar verilen başvuru sahipleri gerekli harç ve ücretleri ödemeleri ve Kuruma tescil talebinde bulunmaları halinde sicile kayıt ve ilan edilirler.

Kurum tarafından her denetçiye bir sicil numarası verilir.

Sicile kayıtlı olmayanlar denetim faaliyetinde bulunamazlar.

 

Bağımsız Denetçi Resmi Siciline Kayıtlı Denetçileri Sorgulamak İçin Tıklayınız.

 

Selahattin İPEK – Bağımsız Denetçi KAYİK Hariç Sorumlu Denetçi Olarak Yetkilendirilmiş Olanların 01/01/2017 Tarihinden Sonraki Durumu

Bilindiği üzere;  Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından (KGK) alınan Kurul Kararı, 05/01/2017 Tarih ve 75935942-050.01.04 – [03/02] Karar Numarası ile 14 Ocak 2017 tarihli ve 29948 sayılı Resmi Gazete ‘de yayınlanmıştır.

Bağımsız Denetim Yönetmeliğinin Geçici 1/4-ç Maddesine Göre KAYİK Hariç Sorumlu Denetçi Olarak Yetkilendirilmiş Olanların 01/01/2017 Tarihinden sonraki durumunu oluşturmakta ve tüm bağımsız denetçileri ilgilendirmektedir. Hal böyle olunca, tabiri caiz ise bir açıklama yapmak zarureti doğmuştur.

            Söz konusu Kurul Kararına göre;KGK Eğitim ve Yetkilendirme Daire Başkanlığının 04/012017 tarihli Bağımsız Denetim Yönetmeliğinin Geçici 1/4-ç maddesine göre KAYİK hariç sorumlu denetçi olarak yetkilendirilmiş olanların 01/01/2017 tarihinden sonraki durumuna ilişkin müzekkeresine istinaden yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde;

1- 01/01/2017 tarihinden önce KAYİK hariç denetimler için sorumlu denetçi olarak görevlendirilen ve Kurumumuz tarafından Yönetmeliğin geçici 1/4-ç maddesi kapsamında onaylanan sorumlu denetçilerden;

– Başka bir denetim kuruluşuna geçen ve bu denetim kuruluşu tarafından sorumlu denetçi olarak görevlendirilip Kurumumuz onayına sunulan sorumlu denetçi başvurularının, Yönetmeliğin 28’inci maddesi çerçevesinde değerlendirilmesine,

– Aynı denetim kuruluşunda devam eden sorumlu denetçilere fiili denetim tecrübesi edinmeleri için 31/12/2018 tarihine kadar (bu tarih dâhil) süre tanınmasına,

– Aynı denetim kuruluşunda devam eden sorumlu denetçilerden 31/12/2018 tarihine kadar fiili denetim tecrübesi edinemeyenler hakkında daha önce verilen Kurumumuz onayının 01/01/2019 tarihi itibarıyla geçersiz sayılmasına,

2- Yönetmeliğin 13/1-ğ maddesindeki yetkilendirilme şartının kaybedilmemesi için, gerekli tedbirleri almalarını sağlamak amacıyla denetim kuruluşlarının bilgilendirmesine,

oybirliği ile karar verilmiştir.

KGK Eğitim ve Yetkilendirme Daire Başkanlığının 04.01.2017 tarihli masaya yatırarak ele aldığı Bağımsız Denetim Yönetmeliğinin Geçici 1/4-ç maddesine birlikte göz atalım… Bu fıkra kapsamına giren meslek mensuplarından 15’inci madde ile 31/12/2015 tarihine kadar 28 inci maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde öngörülen şartlar aranmaz. Bu süre Kurul tarafından toplamda 3 yılı aşmamak kaydıyla uzatılabilir.”

Buna göre KAYİK hariç sorumlu denetçi olarak yetkilendirilmiş olanların, 01/01/2017 tarihinden sonraki durumuna ilişkin müzekkeresine istinaden, yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; bu tarihten önce denetimler için sorumlu denetçi olarak görevlendirilen ve KGK tarafından onaylanan sorumlu denetçilerden; denetim kuruluşunu değiştiren ve o denetim kuruluşu tarafından sorumlu denetçi olarak görevlendirerek Kurum onayına sunulan başvurularının, Yönetmeliğin 28’inci maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi kararlaştırılmıştır.

Yine oy birliği ile karar altına alınan bir başka önem addeden durum ise, aynı denetim kuruluşunda devam eden sorumlu denetçilere fiili denetim tecrübesi edinmeleri için 31/12/2018 tarihine kadar (bu tarih dâhil) süre tanınmasına; bu tarihe kadar fiili denetim tecrübesi edinemeyenler hakkında, daha önce verilen Kurum onayının, 01/01/2019 tarihi itibarıyla geçersiz sayılmasıdır.

Bireysel denetçilerin fiili olarak, denetim tecrübesi görmemesi hali, Kurul Kararın da, ari durmakla beraber, burada alınan kararın onlara da içtihat teşkil edeceği ortaya çıkmaktadır.

Geride bıraktığımız süre içerisinde bireysel denetim yapmayanlar, fiili denetim tecrübesine de elveda diyerek, sorumlu denetçi ünvanını 31/12/2016 tarihinde kaybetmiş durumdadırlar. Yapılacak bir şey yok. Nasıl geri alabilirimin cevabı ise, bu defa bir denetim kuruluşunda tam zamanlı olarak çalışma kağıtlarını imzalamak  sureti ile sorumlu denetçi olabileceklerdir. Bireysel denetimin kaldırılabileceğine bir mum yakılmış olmuyor mu?

Gelecekte denetim kuruluşlarına yapılacak iyileştirmeleri de gözönüne alacak olursak, ortaklık kültürünün artması ile, rekabete dayanamayarak evrileceği kesindir. Haksız rekabet veya Riske karşı korunmazlıklar veya ücretlerin azlığı gibi ağır yükün altında ezilen denetçileri bir de Basel III kriterlerinin uygulamaya alınması gereken 2019 yılına kadar, büyük ihtimalle tahminim, bireysel denetim diye bir şey kalmayacağı ve kaldırılacağı yönündedir.

Bir nevi var olan denetçi sayısı da tırpanlanmış olduğu aşikar, ve bundan sonraki dönemlerde denetim kuruluşlarının, sorumlu denetçi açığı ile kapanma tehlikesi dahi olasılık dahlindedir. 

Şimdi şeytanın avukatlığına soyunmadan şu soruyu kendimize soralım… Bu zamana kadar bireysel denetim yapmamış bir denetçi, 2017 yılında kendi adına bir sözleşme yaparak, sorumlu denetçi ünvanını kurtarabilir mi? Hayır…

Denetçi, 31/12/2016 ‘ya kadar yapmadığı bir bireysel denetim neticesi, zaten imza yetkisini kaybetmiş değil midir? İmza hakkı yoksa, o halde sorumlu denetçi olarak sözleşme imzalayamaz…

Açıkca bir resmi tevsik edcici bir belge olmadığından, Kararın lafzından çıkarımım bu yöndedir. Umarım daha doyurucu açıklama KGK Kurumu aracılığı ile yapılır. Hali ile Biz de gürültüye kuyruk olarak takılmayız…

Bağımsız denetim ile alakalı olarak KGK ’nın söz sahipliğinden evvel, örneğin Sermaye Piyasası Kurumu tarafından yetkilendirilen, tüm denetçilerin yaptıkları denetimler yok hükmünde olup, Kurum şartları esas alınacaktır.

Hali hazırda kabul edilmesi beklenilen, Anonim Şirket ve Limited Şirketlerin ve hatta kooperatif denetimlerinin bir anlamda sınırlı denetlenmesi gibi vazifelerinin sadece ve sadece bağımsız denetçiler tarafından yapılacağının yasal sürece alınması dahi, bir rahatlık ve genişleme yaratacaktır. Umarım siyasi erk, adaleti daha da geciktirerek, düşkünlüklere katkı sağlamazlar. Ya yoksa devlet, ticari bir hizmet sektörü olarak “Bağımsız”  Denetim “ insanını, piyasaları denetleyemeyerek ve ticareti düzenleyemeyerek (AnaYasa-167. Maddesi), kendi eli ile doğmadan yok edecektir.

Bu durum bize gösteriyor ki, pasif denetçilerin veya denetim alanının halen temelinin oluşturulmaya çalışıldığı bir düzlem de haklı olarak iş bulamayan denetçilerin, ellerinde bulundurdukları “sorumlu denetçi” unvanları geri alınarak, tekrar aşağıdan yukarıya doğru bir hiyerarşik yapıya kavuşturulacaktır. Nedeni açık ortada iken, bazı kararların doğruluğu tartışılır olmaktadır. İş bu durumun vahameti çok büyüktür. Hayal kırıklığıdır. Gözdağıdır…!!!

Bu geçiş döneminde denetim kuruluşu olarak, fiili denetim tecrübesi olmayan deneyimsiz bağımsız denetçiyi sorumlu denetçi olarak atamış olabilirsiniz ve fakat bu denetçi insanları 31/12/2018 tarihine kadar Bağımsız denetim şartlarında olan bir denetim de göstererek tecrübeye tabi tutmazsanız, hem onlar ellerinde var olan sorumlu denetçi unvanını tanımayan KGK tarafından saf dışı bırakılacak ve hem de denetim kuruluşları aldıkları onay belgesini, yani, yetkilerini tehlikeye düşürebileceklerdir.

Bu durumun nedeni, malum, Yönetmeliğin 13/1-ğ maddesindeki 28’inci maddedeki şartları sağlayan en az iki sorumlu denetçisinin bulunması şartıdır. Dolayısı ile onay için olmazsa olmazın kaybedilmemesi için, gerekli tedbirleri almalarını sağlamak amacıyla, denetim kuruluşlarının bilgilendirilmesi çok önemlidir.

Saygılarımla…03/02/2017

DAVOS RUHU İLE YOLCULUK…

davos-ruhu-ile-yolculuk-98146. Kez düzenlenen Davos toplantılarının (Dünya Ekonomik Forumu, (WEF)) bu yılki teması nacizane tarihini denk getirerek forumun başladığı gün yani 17.01.2017 ‘de Edirne AHVAL Gazetesi ‘n de yayınlanan yazım ile aynı noktalara temas ettiğimiz İNOVASYON… 4. Sanayi Devrimi.

Türkiye olarak bu temel konuları önemseyerek, geleceğe ışık olmamız lazım. Neden mi?

İlk 3 Sanayi Devrimini de kaçırarak, muasır medeniyetler gerisinde kalmıştır. Ve fakat 4. Sanayi devrimize doğan gençlerimizi, daha önce sebebi ne olursa olsun kaçırdığımız bu temel var oluş potansiyelin de asimile ederek, eğitim ve öğretimlerini bu yönde vermemiz gerekir. Ki çağımız dünyasında ülke olarak diğerleri ile mücadele edip ve hatta ilelebet beka sorunundan ari, lider bir toplum olarak, ülke olarak yol gösterebilelim…

An itibari ile içinde bulunarak gördüğümüz 4. Sanayi Devrimi gerçekten de bu temel üzerinde, tüm bu teknolojilerle birlikte kapımızı çalan, yapay zeka, robotlar, otonom cihazlar, 3 boyutlu yazılımlar, nanoteknoloji ve bilimsel kavramlar ve pratiklerdir.
Görmek gözlerin marifeti ise, uygulayarak içinde olmak da gönül işidir.

Devrim 4.0 dediğimiz süreci iyi takip ederek, diğerleri gibi kaçırmadan ” yaşasın cühelalara cehennem” diyerek, eğitim ve öğretime olan tutkumuz Aşk olsun….
Saygılarımla…19.01.2017

DENETÇİ DERNEKLERİNİN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ(!)

954Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK), 06.09.2011 tarihli ve 660 Sayılı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile  kurulmuştur. Kurum, Avrupa Birliği(AB) düzenlemelerine uyumlu olarak, mesleki alandan bağımsız, idari özerkliğe sahip, düzenleme, denetim, yaptırım yetkilerini haiz bir üst kurul yapısındadır.

26.12.2012 Tarihli Resmi Gazete’de ise, Bağımsız Denetim Yönetmeliği yayınlanarak saha da uygulama esasları belirlenerek yürürlüğe girmiştir. Buna göre; finansal tablo ve diğer finansal bilgilerin, finansal raporlama standartlarına uygunluğu ve doğruluğu hususunda, makul güvence sağlayacak yeterli ve uygun bağımsız denetim kanıtlarının elde edilmesi amacıyla, denetim standartlarında öngörülen gerekli bağımsız denetim tekniklerinin uygulanarak defter, kayıt ve belgeler üzerinden denetlenmesi ve değerlendirilerek rapora bağlanmasına Bağımsız Denetim ve bu işleri yapan kişiye de Bağımsız Denetçi denir..

Şimdi şunu belli etmekte fayda var… Bağımsız denetim ne için gereklidir ?

Bağımsız Denetimin amacı kısa bir anlatım ile, taraf olduklarına doğru ve güvenilir bilgi sağlayarak gelecek risk analizlerine ışık tutmaktır. Şirket Yönetimi, Hissedarlar, Çalışanlar, Kredi Verenler, Yatırımcılar, Kamu Kurumları (BDDK, SPK) bağımsız denetimin bizzat neticelerini değerlemeye alarak ilerisi için yön tayininde bulunurlar.
Avrupa Birliği ‘nin üye ülkeler arasında uyumlaştırmayı sağlamak amacı ile yayınladığı muhasebe sistemi ile alakalı yönergeler (4,7 ve 8 Nolu) doğrultusunda, Ülkemiz düzleminde de  Bağımsız Denetime Tabi Olacak Şirketler, Bakanlar Kurulunca Belirlenmektedir.(TTK Md.397/4)

Bilindiği üzere, maksat hasıl olmuş ve tüm bağımsız denetçiler bir heyecan içinde hayallerini süslemeye başlamışlardır.  Üst kimlik olarak ortaya çıkan Bağımsız Denetçi(Bd) ünvanını, sicil oluşturma meşakkatlerini de aşarak, mühür dağıtım törenleri ile, hep beraber alay-ı vala içinde, kabullendik.
Bunu meslektaşlarımızın bir nevi Denetçilik müessesesini, yıllardır vesayet altında tutulmalarına bağlamak da mümkün… Devlet ricalinin kendilerine yoktan var ettikleri bir üst meslek oluşumuna bağlamak da… İşin ilginç yanı ise, devlet bürokrasisinden henüz emekli olmamışları kabul ettiğimizde geriye zekatımız kadar(!) bir topluluğun, çoğunluğa tahakkümüne de bağlamak mümkün.
Elbet, yıllardır “ kırık cam teoremi “ gibi üzerimize kabüllendiğimiz her türlü sınıfsızlığı, her türlü fuzuli işleri reddederek, bireysel özgüven fevkinde tetikleyerek arttırmış, haksızlıklara karşı kafa tutmayı cesaretlendirmiş ve çeşitli denetim kuruluşları ardı sıra kurularak, ekip halinde bir kuvvet oluşturma yolu tutulmuştur.
Yanlış bir takım hususları burada yazıya alarak, maksadın tezahürüne engel olmayacağım.

Tarafları KGK, denetim kuruluşları, denetçi gibi görünen bu bağımsız denetim disiplinin de, bir  çok yan unsurları da ve hatta paydaşları ile beraber ele almak zorundayız.
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir, Yeminli Mali Müşavirler ise temeli oluşturur…
Ancak bir örgütlenme pozisyonu var ki, henüz denetçi odaları veya yine denetçileri kapsayan bir üst birlik oluşumundan da ziyade, tabanı bir araya getirerek ve tüm bunlara hazırlayarak, az seviyeli meslek ve meslektaş siyaseti yapmak üzere, 5253 Sayılı Dernekler Kanunu uyarınca kurulan Denetim Dernekleri var…
Amaçları, genel olarak bağımsız denetin konusunda yetki alan meslek mensuplarının bir araya gelmesi ile her bir meslek mensubunun bilgi ve tecrübesini birleştirmek ve bu sayede denetim ve muhasebe uygulamaları ile ilgili standartların ve mesleki alt yapının geliştirilmesine çalışmak, Türkiye ’ deki ekonomik faaliyetlerin gelişmesine katkıda bulunmak olan Sivil Toplum Kuruluşları,
Hani şu meslek ve meslektaş ruhu ile yanıp tutuşan ve hiçbir fedakarlıktan sakınılmayacağını söyleyen ilk yediler grubu…(!) Kendi nam ve hesaplarını düşünerek bir araya gelen, gelecekte kuracakları Anonim Şirket Denetim Kuruluşlarının hayalini dernek kisvesinde yaşatanlar, egolarının esiri olanlar, ne yapacaklarına dair her hangi bir rotaları olmayanların… Tüzük adı altında Devlet kapılarının aralanacağı veya Devlet ricaline ulaşmanın resmice yolunu kullananlar…

Heyhat… Sizlere sesleniyorum…(!) Bağımsız Denetim Dernekleri… Yoksunuz…
Varlığınız da, ilk yedilerinizin kendi menfaatleri kadar…!

An itibari ile menfaat ortamının hemen hazırlanacağını sanan bu tüzel kişilikler(!),  amaçlarının dışında, kendilerini akıntıya bırakmış durumda adları veya tabelaları var ve fakat alan çalışmalarında yoklar…
Denetim ve Denetçi variyeti, KGK tarafından, şekil ve şartları ile zapturapt altına alınma gayretinde, Bağımsız Denetim Standartları, Denetim Ekipleri ve Büro Standartlarının oluşturulmaya çalışıldığı açıkça ortada iken, geleceğe yürümek adına durağan sanılan akıntı da, zamanların boşa geçirilmemesi gerektiğinin farkında olmamızda fayda vardır.

Dolayısı bu dernekler var oluşçuluğun da, boş geçen zamanların üyeler üzerinde bir destek ve eğitim sürecini oluşturarak, elbette ki bağımsız denetim uygulama aşamalarından ve bunların nasıl yapılacağını seminerlerimizde devamlı anlatarak, bilinçlenmeye katkı sağlayıp, lokalden ulusallığa erişmek gayretini zorlamamız lazım gelir.
Ehliyet, liyakat ve sadakati öğrenmemiz mutlak şarttır.
Önce yapabilme yetkisine haiz belgelerimizi alarak, birey olmanın faziletinde çok okuyarak, öğrenerek, ehilleşip ekipler kurup, güçlü ortaklıklara imza attığımız liyakatin olmazsa olmazlığında, meslek ve meslektaşa sadık ve sahiplenmeyi öğrenmeliyiz. Körü körüne inanmak gafletinden uzaklaşarak içinde bulunduğumuz oluşum her ne ise onun bilincinde, imtiyaz değil, güç birliğinde hak ve adalet kazanacağımızın idrakli ile yola çıkmalıyız.

Toplanarak bir araya gelme kültürünü oluşturup, artık her bir örgütlü toplumda olduğu gibi, sözelden yani havaya uçup giden konuşmalardan, yazıya dayalı raporlama olgularının yolunu açarak arşiv veya hafıza oluşturmamız gerekir. Maalesef bunları yapacak, kısaca bu toplanmalarda hafızayı oluşturacak yapılanmayı gören varsa beri gelsin… Zamanı askıda tutmamız gerekir.! Ki, ihtiyacı olan askıdan indirsin, alsın ve kullansın diye…   
Kim bilir toplanarak büyük bir tecrübeye baliğ olacak bu “askıda zaman”, hantallaşan bir 3568 Sayılı Meslek Kanunu ‘muz da revizyonlar yaparak, geleceğe daha bir dinamik ve pro aktif yapıda evrilerek, Smmm, Ymm, Bd kendi içsel dengelerinde barış ortamı yaratarak, biri birinin yetki hiyerarşisine girmeden, bir üst birlikte harman olabilirler.

Bir diğer yapılanma biçimi ise, her bir kanadın kendi içinde var olmasıdır. Denetçiler Odası ile ve gerekirse ikinci bir Üst Birlik yapılanmasının kimseye ne zararı, ziyanı ola ki?
Aidiyet hak ve hukukunu oluşturmaya, tabanı yani üyeleri uyandırarak öncülük etmek gerektiği ortadadır. Bunun adına kim mesleki bölücülük veya meslek haini derse piyonlaşmanın son bandını geçmiş demektir. Fillerin (!) bastığı yerde, ezilmemenin bir yoludur, ayrılarak kendi düzeninde yükselmek fiili..

Bunun için çok çalışarak feragat edenler olmalı, kendilerini o yemekli toplantı veya şu kahvaltılı eğitim toplanmalarında boy boy resimlerde göstermeye çalışanların aksine veya bulundukları grup ve derneklerin önünde görenlerden ari olarak, realiteyi ortaya koyan, kamuoyu oluşturan, fincancı katırlarını dahi yeri geldiğince ürkütmekten çekinmeyen, basiretli, vakur… Lider gibi hareket edenlere ihtiyaç vardır. Yola çıkıldığı vakit güven duyulan ve asla pes etmeyen, bir dargın, bir barışık değil, boş laflar ile değerli zamanları Oblomov gibi geçirmeyen, klavye silahşörlüğün de zevzeklik etmeyen, kulis oyunlarında baş olmak istemeyen, liyakatlilere yol vermemiz boyun borcumuz olmalıdır.

Tıpkı Devlet ‘i yazan Platon ‘un dediği gibi, “Toplumu tiranlar değil, filozoflar yönetmelidir.”

İşte bu derneklerin üyeleri de listeler savaşına yenik düşmüş gibi değil, her ortamda sorgulayarak rahat bırakmayan ve kenardan seyretmeyen, bilakis uyandım artık diyerek cühela kirliliğinden kurtulmaları gerekir. Derneklerin insana dair olduğunu bilen bir meslek camiasının, sürü psikolojisinde olduğu gibi biri birinin arkasına bakmalarını anlamak mümkün değil.

O zaman önce her bir grup ve dernek kendi birlikteliğinden bir uzlaşma çıkararak, diğer oluşumlara merhaba demeyi öğrenmesi gerekir.   

Denetimde Algı Değişikliği (Edirne Ahval Gazetesi)

selahattin_ipek_yazisi_ahval

Enayilik Bir Kısır Döngüdür !!!

enayilik-bir-kisir-dongudur-selahattin-ipek-898Değerli Meslektaşlarım,

Öncelikle attığım başlığın ağır bir terminiloji olarak algılanmasını istemem. Belki biraz çarpıcı olmak hasabi ile metabolizmalarımıza dokunabilir. Dokunsun istiyorum.

Bakın bu böyle gelmiş ve fakat böyle gitmemeli… Başı boşluk ve hantallığımıza bir gem vurmanın zamanı geldi de geçiyor… Yeter artık diyenin, gettolar arasında yok olan seslerini yedi kat yerin dibine gömerek, büyük resmin ufak ufak kopan parçalarında yok oluyoruz.

Saygıdeğer Meslektaşlarımın an itibari ile gemilerini yüzdürmek için zorunlu olarak hayat mücadelesini ve yok olan değerlerini, bir beter çizgi gibi görememek bahtsızlığına eyvallah diyorsak, zaten çoktan, gören gözlerimizde bir çukurlaşma ve karanlık oluşmuştur.
Kimse alınmasın… Enayilik Bir Kısır Döngüdür *
Bilindiği gibi ! Vergi Usul Kanunu Tebliğ Taslağı Form Ba ve Form Bs yayınlanarak, tartışmaya açılmış, dolayısı ile eleştiri ve öneriler alınmak sureti ile böyle bir yol haritası gerçeğinden daha haberimiz olmuştur.

Taslağın neresine bakıp, neresinden tutarsanız oradan bir meslek ve meslektaşı tuzağa düşürebilecek çeşitli enstantanelere sahne, senaryoları görmekteyiz.

İşletme hesabı esasına göre defter tutan, serbest meslek kazanç defteri tutan ve zirai işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflere  de Form Ba ve Form Bs bildirimi verme yükümlülüğü getirilmekle beraber, biri birine uyumsuz maddeler de limitlerin gösterilmesi ile kendi içinde çelişen bir sistem…

Bağışlayın ne olur tabirimi… (!) Tam bir püskevit hesabı…

Bu bakkal hesabın da, üzerimize yıkılan bu tür fil ayaklarının altında canımız çıkmakta.

En önemlisi de aşağıya yaptığım sorgulama ile algılamam da bir tür hata olabilir. Keşke olsa… Sıkıntım olmaz. Lakin kafama takılan deli bir soru var…

Yeminli Müşavirler defter tutabilirler… Yolu mu açlıyor ? Taslakla beraber..

Hayırlı olsun…

Fason Muhasebecilerin de böylece işi bitti… İçimizdeki İrlandalılar sobelenmiş oldu.

Dün angarya dediklerimize parmak ısırtan, bugünün şeytanları değil, şeytanca düşünerek gürültüye kuyruk olarak takılanlardır.

Kendi vatandaşını aldatmaya yönelik bir yapılanmayı devlet reddeder… Kötü oyunu, devlet vatandaşına kurmaz. Anayasanın 10., 48., 73., 135. ve 167. Maddeleri ile eşitlikçi, gücüne göre vergisini veren, koruyup-kollayan ve düzenleyerek gözetim altında tutan bir hukuk sistemini daima aktif ve dinamik tutmak zorundadır. Aksine, güven duyulmaz ve dikta eden bir erkin dinamiklerinde yok oluruz…

Bizim kabullendiğimiz kadere, eyyy Selahattin İpek sen isyan ediyorsun diyorsanız; artık söyleyecek bir sözüm yok. Boğazıma düğümlenen kelimelerimi içime akıtarak, döner giderim…

Arkama bile bakmadan..!!!

 

CAMBAZA BAK! İPTE… PEKİ, O ZAMAN SEN NEREDESİN?

cambaza-bak-ipte-peki-o-zaman-sen-neredesin-selahattin-ipek-878Bilindiği üzere, 01 Temmuz 2012  tarihinde yürürlüğe giren revize 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) “denetim ve denetçi “ esaslarını belirleyen 397’nci maddeden başlayarak 406’ncı maddesi dâhil belirlemiş bulunmaktadır.

Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu  (KGK), ilgili kanun maddeleri çerçeve almak sureti ile kendi yetki sorumluluğu dâhilinde denetçileri genel ve özel esaslar dâhilinde sınava tutmak sureti ile sicil oluşturma, saklama  ve gözetim ile standartları oluşturmada  tek yetkili kılınmıştır. Kronik hale gelmiş olan devlet erklerinin hiyerarşisinde yanlışa bali olabilecek bazı uygulamalar elbet, kanunların uygulanması ve işlevine mani teşkil etmiş ve hala bir düzene oturmamıştır. KGK’nun sınav şartını kendilerine yediremeyen bu üstünler sınıfı öncelikle sınav olmadan veya bir eğitime tabi olmadan almak istedikleri “denetçi unvanı” meslektaşlar arasında infial yarattığından, tepkiler neticesi geri adım atılmak sureti ile olması gereken şekli ile kabullenilmiştir. Devamında ve hala özel imtiyazlar, kanunların etrafında dolanmak sureti ile elde edilmeye çalışılsa da, uyanma başlanmış olup, hakkını arayanların sayısı çoğalarak azınlığın vesayeti kırılmaya başlanmıştır.

Şimdi bu vesile ile istediğini elde edemeyen bu yeminli müşavirler, hem devlet eskisi olmaları ve hem de siyasi erkler münasebeti ile her yasal zeminde meslek ve meslektaş adına çıkarılacak düzenlemeleri lehlerine çıkarma yolunda faaliyetlerine devam etmektedirler. Dolayısı ile bu üstünler sınıfı (!), siyasi erkleri  ve tabi devlet maliye teşkilatını da iyi bildiklerinden kullanarak, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB*) gibi kurumlar da bile İcra Komitesi olur kararı (20 Mayıs 2016- 6759 sayılı Karar) ile imtiyazlı konuma geçmişlerdir.

Hatırlamak maksadı ile alıntılıyorum… “ KOBİ’lerin Bağımsız Denetiminin YMM’ler tarafından yapılması durumunda Bağımsız Denetim desteklerinden yararlanabileceklerini, SMMM den alınan bağımsız denetim hizmetlerinin desteklenmeyeceğini hüküm altına aldırarak bağımsız denetim yetkisine sahip mali müşavirlere bir kez daha büyük bir haksızlık yapmışlardır.“

13.6.1989 tarih ve 20194 sayılı Resmi Gazete ‘de yayımlanan 3568 Sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik Ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu ile azınlığın çoğunluğa tahakkümünü kabul eden zihniyet ile bu uygulamaya ses çıkarmayarak olumlama yapan zihniyette aynıdır. Hatta uzun zamanlı olarak “ üst akıl “ olduklarını sanan bu yapılanma, çok daha gözünü karartarak daha büyük yetki gaspına mazhar oldular.

Buraya kadar bir durum değerlendirmesi ile realiteyi gözler önüne ser levha ettiğimizi düşünüyorum. 

O zaman neden bu ayırım yapılmakta ve şimdi denetçi odalarına karşı çıkanların ki aynı gerekçe ve zaruri şekil ve şartlarında YMM Odalarına ses çıkaramayarak -olur- aymazlığına evet demeleri?

Yukarıda anlatmaya çalıştığım, azınlığın çoğunluğa tahakkümüdür. Artık olağan kabul etmediğimiz istatistik veriler göstermektedir ki, 04 Aralık 2016 tarihi itibari ile 4709 olan YMM sayısı, 99476 olan SMMM ‘ye karşı siyasi erkler münasebeti ile üstünler hukukun da korunarak, eskiden beri Üst Birliğimizi yönetmişler ve yönetmeye devam etmektedirler. 

Geçmişten gelen bu alışkanlık, algılara yön vererek, kendi çapında bir günah keçisi gibi yükselmeye devam etmektedir.

Nasıl mı?

 Şimdi istatistiklere denetçi gözü ile bakalım. 4709 olan YMM ‘nin 2678 ‘i denetçi ünvanı almış bulunmaktadır. Geriye kalan 2031 YMM denetçi belgesi almamış ve fakat denetim yapma hakkına sahipler.  Nerden çıktı bu şimdi demeyin… Çünkü sizin yerinize de çok şaşırarak söyledim ve okuduğunuz üzere yazmaya da hatta devam ediyorum…

Nedenini birlikte sorgulamaya çalışalım…

 Denetçi belgesi olan SMMM’ler yetkileri gereği Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeleri (KOBİ) denetleyebilir ve fakat her ne hikmetse bu denetimi yaptıran KOBİ ‘ler Bağımsız Denetim Desteğinden yararlanamazlar. Fakat çok enteresan olan ise Bağımsız Denetçi Belgesi olmayan YMM‘lere denetim yaptıran bu işletmeler destekten yararlanabilirler. 
Hangi hakla ve hukukla veya hangi etik ve ahlakla… Üst ünvanı denetçi olanın elinde tuttuğu belgenin sahibinin SMMM oluşu buna mani… KOBİ ‘de dolayısı ile kime gider.. Denetçi bile olmayan YMM’ye… Haksız Rekabetin daniskası bu değil mi? Zaten biz alışkınız bu yazdıklarına derseniz bir sıkıntı yok elbet… Dolayısı ile efendim bireysel denetçilik olsun / olmasın diye de bir sorununuz yok…

İş bulan ve bulduğu işi de hakkı ile yapan bir denetçinin bu tezviratlar la uğraştığını sanmıyorum.

Elbet denetim kuruluşunun girdiği birçok yükümlülükten ari. Elbet, haksızlık ama daha da haksız olanını gözden kaçırmanıza ne demeli Soru şu… Aynı zaman da soru da sorunu da bulacağız… Buyurun… YMM’ler Tam Tasdik sözleşmesi yaptıkları şirketlere bağımsız denetim hizmeti de verebilirler mi?

Anlaşılmayacak bir tarafı yok sorunun… Peki, cevaba bakalım o zaman…

Tam Tasdik hizmetleri bir çeşit vergi denetimidir. 6102 sayılı TTK 400/3 uyarınca “Denetçi, denetleme yaptığı şirkete, vergi danışmanlığı ve vergi denetimi dışında, danışmanlık veya hizmet veremez, bunu bir yavru şirketi aracılığıyla yapamaz.” Bu nedenle, danışmanlık veya tam tasdik hizmetleri bağımsız denetim yapılmasına engel teşkil etmez.

Bireysel denetim diyerek kulaklarımız da çınlayanlar bunu görmezden geliyor. Yahu hiç değilse işi kotaran denetçi… Burada ne…? YMM… Denetçi değil yani…

Cambaz ip üstünde oynadıkça, daha çok “baba cambaza bak beee ”(ekşi) cıngılın da, hayranlığımızı ifade ederken, çok şeylerden bi haber zararlar göreceğimizi unutmayalım.

Uyuyarak üç yüz yıl sonra uyanacağınıza inanan Yedi Uyurlar ‘sanız o hurafe artık değişti. 
Farz edelim uyandınız, Kırk Abdal gibi kırklara karışacağınıza inanıyorsanız, o da hayal…
 

Bilindiği üzere, artık mesleğimiz de yakın zamanda yerini, kayıplara karışarak nostalji rüzgarında berhava olacaktır.

İşte tam da bu zaman artık ayağa kalkma zamanıdır. Uyumadan, uyanık olma zamanıdır…

Saygılarımla…
04 Aralık 2016

HAYAL ETTİKLERİMİZİ BAŞARABİLMEK TERCİHLERİMİZDE SAKLIDIR

hayal-ettiklerimizi-basarabilmek-tercihlerimizde-saklidir-selahattin-ipek-730

Bir şeyin imkansız olduğuna inanırsanız, aklınız bunun neden imkansız olduğuna dair size ispatlamak üzere çalışır. Ama bir şeyi yapabileceğinize inandığınızda, gerçekten inandığınızda, aklınız yapmak üzere çözümler bulma konusunda size yardım etmek için çalışmaya başlar. ‘ Dr. David J. Schwartz

Dilek ağacına astığımız hayallerimizin bir bir gerçekleştiğini gördükçe, hali ile hepimiz bir heyecan ve huzura kavuşuruz. Hayaller ile beslenmek ve sonunda ona ulaşmak gerçeği dünyamız da…İşte yaşıyoruzun karşılığı olsa gerek.

Her zaman peki bu böyle mi olur ?

Tersi yok mudur bunun ?

Elbette tersi, umduğunu bulamamak gerçeğinde karşımıza çıkar ki, işte tüm hayat o zamanlarda zindan olur ve kötü karakterler ile mücadeleye başlarız. Yenersek tecrübe, yenilirsek yitik olur ve yavaş yavaş korkular da yaşamaya alışırız.(!) Kim bilir belki de korkak olur çıkarız…(!)
Hayatımızın her alanına yayılan ve yaşamsal mottomuz diye kabul ettiğimiz bu gaipliğimiz de, herkesin her şeylerinin harika olabilmesi gerçeği, özellikle tercih ettikleri seçimlerinde dikkatli olmaları ile sağlanmaktadır. Güzel bir hayatın içinde huzur ve başarı gibi merdiven olan kriterler işte bu tercihlerde saklıdır. Kendi kendilerine kısıtlama getirenlerin, pesimist yaklaşımların da kesinlikle başarı aramayınız.
Kendimizi iyi hissedebileceğimiz işlere yapamayız diye yönlendirmeyerek,  engelleme konusunda ehil olmadan, kendimizi gerekirse başaracağımız şeyin zor olabilme durumuna göre “ yapabilirim “ çözümlerimizin olması gerekir.
Toplum da bireysel başarımızın gerçekleşmesi için iş bu durum olmazsa olmaz ise, toplumu yönetmeye kalkanların hayallerinde bile gaipliğe yürüme şansları olamaz.
Çünkü yönetenler ” üstünlerimiz “ değildir ve mensup oldukları toplumun hayallerini gerçekleştirmek için bulundukları makamlar da tarafımızdan var olurlar.
Kafamızın karıştığını sanıyorum… Doğru mu?
Lakin işte kafamızın en karışık olduğu anda yani gecenin en karanlık olduğu anın sabaha varacağımız şafak vakti olduğu andır. Nasıl ki karanlık geceden aydınlık sabaha çıkacağımız inancını taşıyorsak yüreğimiz de, işte o inançla Biz ‘de neyi istiyor veya neye inanıyorsak onu gerçek yapabiliriz.
Yeter ki inançla istediğimiz gerçeğin üzerine yürüyelim..
Beynimize girerek çöreklenmiş engelleri zihinlerimizle artık fazlaca kurgulayarak büyütmeye devam etmeyelim. Alışıla geldiği gibi devam etmesini istemiyor ve kıyama kalkmak ile zihnimizi sınırlayan tüm vesayetleri yani engelleri yerle bir ederek, aydınlık geleceğe yürümek gibi bir gayretimiz olacaksa, düşünmeden “ yananlardan ” olmalıyız.

Arzuladığımız hayatın hayalini kurarken gerçekten kendimize soruyor muyuz?

Biz ne yaptık bunun için ? Diye..

Şimdiye nasip olan uyanışımızın gerçekliğinde ne hissediyorsun? Ne istiyorsun?

Değerli Meslektaşlarım, sanki karşımda bir arkadaşımla dertleşiyor gibi yazmışlığımı bağışlayın. 
Gerçi hepiniz ifade ediyorum ki, kardeşim, ağabeyim, dostum, arkadaşım, Ustam ‘sınız…
Bu realitede elbet aynı gemide yol alırken, şimdiye kadar görerek, duyarak, burnumuzun direğini titreten kokular da, damak tadımız da ve dokunabildiğimiz her şey de bir gerçeklik varsa, neden peki yaşadıklarımızla güzel şeyler hissetmiyor ve geçmişten günümüze düşündüğümüz vakit tüm olup bitenlerden rahatsızız ve mutlu olamıyoruz.
Umudumuzu yitirdik… Geleceğimizi, “ üstünlerin “ işaretine mahir olanların eline bıraktık.
Öyle ki, müşavirler olarak hepimizin ayrışarak, bireysel hak ve adalet arayışlarında, herkesin kendine olan sorunlarını çözmeye çalıştığı alem de, şahsi kazanımları genele mal ederek kazanımlar yapmaya başladık.
Halbu ki, bu böyle olmamalı… Sonuçta meslek ve meslektaş kazanıyor gibi olsada, örgütsüz bir toplumun artık hantallaşarak yok olmaya yüz tuttuğunun resmini duvara asmış oluruz.
Meslektaş, kendi sorun ve önerilerimizi değişen ve gelişen her türlü koşul ve şarta rağmen, üstesinden gelebilecek çözümler üreten ve sorunsuz bir akış için yeni iş imkanlarında toplum içinde saygınlığı olan,  dahili olduğu Sivil Toplum Kuruluşu yapılanmasının varlığını ve gücünü hissetmek istemektedir.
Bu nokta da aklımıza örgütünü tanıyan, zor gününde yanında olan,  müşavirlik mesleğine kariyer ve dahi tüm meslektaşlarımıza da itibar kazandıracak meslek yasamızın revize edilmesini ve hatta yeniden yazılmasını sağlayacak, emektar duayenleri, birliğimizin ve dirliğimizin nişanesi olarak tercih ederek, akıl tutulmasına girmeden o onurlu görevlere getirmemiz lazım.
     “Yaşam bizlere verilen en büyük ödül.”
Dolayısı ile Hayal Ettiklerimizi Yaşayabilmemiz için, tüm enerjimizi harcadığımız ayrışmalarımızdan ari olarak, 
”Hayalleri ve isyanı…”olanlardan olmalıyız diyen değerli meslek büyüğüm, Usta insan Masum TÜRKER doğru tercihinde buluşalım.
Bilindiği üzere, bizlerin gerçeğini ancak  bizden biri bilir.
Yapılması gereken ise, TÜRMOB 22.Olağan Kongresi ‘dSayın Masum TÜRKER lehine tüm adayların çekilerek, samimiyet testine girmeden, meslek ve meslektaşın kazanacağı bir yapılanmaya evet denilmesi için, katkı sunmaları gerekir.
Ele ele vererek “ BİZ ” olmak istiyorsak, feragatlarımızı doğru tercihlerden yana kullanmalıyız.

Ya yoksa her Firavun, kendi Musa ‘sı ile doğar…

Saygılarımla…

Go to Top