EN BÜYÜK(!) BAŞKAN… SİZİN OLSUN…

Bugünlerde Mali Müşavirler olarak hakikaten bazı şeylerin sorgulandığına tanık olmaktayız. Bu beni inanılmaz mutlu etmekte. Daha bir zaman önce ” En düşük kademeden en tepeye sizi temsil etmesi için seçtiğiniz kişiler, çalışma ve çabalarının dörtte üç ‘ünü kendi mevkilerini korumak, dörtte birini sizi temsil ettiklerini göstermek için mÜcadele ederler, sizde kendiniz için yararlı bir şeyler yaptiklarını sanıp inanırsınız, inanmayın eleştirin SORGULAYIN… ” (Özkan Zeyrek) diye bir paylaşımı okuduk…

Şimdi ise alıntıladığım şekline tanık oluyoruz…

” Neden biz meslek mensuplarının vakıf olması gereken konularda genelde televizyon programlarına meslek mensubu olmayan danışmanlar davet edilir? Bizden danışman çıkmıyor mu? Yani meslek mensubu defter yazıp beyanname göndermekten başka bir şey bilmiyor mu? Biz belli konularda uzmanlaşamıyor muyuz? “(İsmet Argın)

Durumun fark edilerek farkındalık yaratılmaya çalışılması hem meslek ve hem de meslektaşın uzmanlaşması açısından çok önemlidir. Meslek insanları önce kendilerine olan öz güvenlerini kazanacak ve sonra saygınlıklarını..
Onun için altını bir kez daha çizmek adına aşağıda bu konuya benzer bir biçimi ile itirazım vardı.

Acz içinde olanların ne feveran halde cevaplara sığındıkları da akıl okuması yapılarak ortada.

Halbuki çok haklı ve derneği öne çıkaran bir konuşma ile üyelerin daha çok söz hakkı alması ile öz güven aşılaması yapılmaya çalışılmıştır.

Ve fakat başkan ve adamı özellikle bu reel politikten değil de işte akademisyen biri anlatsın koyunlar da (kusura bakmasın kimse… ses çıkartmayan sorgulamayanlara lafım) dinlesin merkezindeler.
Biz de başkancılık yaparak show yapalım….

Sanki akademisyeni dövüyoruz anlayışında bizi yok etmeye ve dahası hem sorgulayan ve hem de asan durumuna geçtiler. Canları sağ ve fakat İnşallah zihniyetleri salim olsun.

Akademisyen kimliğe saygım sonsuz. Ama onlarında Bizlerin kimliğine olması şartı ile. Herkes işini yapsın.
Onlar kendi dersliklerinde ders mi veriyor..? Onu yapsın.. Beni çağırıyorlar mı ki? Ders vermeye…

Eee siz öğretmen değilsiniz veya akademik kariyeriniz yok..
Senin benim mekanımdaki yerin ise abartılıyor.

Gezici VAİZ MİSİN? 🙂 (Özel bir eğitim ile alınan vaizlik belgesi)

Çünkü formen veya formatör kendim yaratamıyorum. Basiretsizim…
Güvenemiyorum kendi üyelerime… Alt yapıdan haberim yok.
Ancak iyi gezerim ve boş konuşurum…
Diyorsan yönetici olarak, o zaman o atalet içinde benim üzerime esneme. (!) An itibari derneklerin genel profili bu…
Mantar gibi açıldılar. Adları var, ama kendileri olmayan yolculuklarında uykudalar…

Özellikle de hele ki o üniversitenin ilgili birimi ile görüşerek, yüksek lisans modacılığına başlanılmış ise durum daha da vahim…
Bu yüksek lisans mesleğe yeni girecekler için bir avantaj olmasında hem fikirim. Ve fakat diğerleri pompalanmış gündeme malzeme olmuyorlar mı?
Bu da başlı başına tartışılması gereken bir konu… Belki bir gün ya ben veya bir başkası yazar…

Bu arada, bir dernek yine bir ortak panel düzenlediğini sanıyor..
İsmi var ve fakat dernekten kimse yok…(Var olan üniversite titri kullanıyor) Çünkü derneğin içinden çıkacak bir panelist yok.!!!
Bence var da… Başkan ve adamı.. Neyse…

Selahattin İPEK
Bağımsız Denetçi
bdselahattinipek@gmail.com

İLGİLİ VİDEO İÇİN RESMİ TIKLAYINIZ…

KABULLENDİĞİMİZ KADERE İSYAN ETME HAKKIMIZ YOKTUR…!

Bildiğiniz üzere 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununa göre muhasebe mesleğini icra etmek üzere tüm meslek ve meslektaşlarımız yetki almak zorundadır.
Bu vesile ile Anayasamızın bizlere vermiş olduğu eşitlikçi hak ve özgürlükler çerçevesinde, herkesin gücüne göre vergi verebilmesi ve bunu gerçekleştirirken de çalışma sözleşmelerinin taraflar arasındaki hürriyetine azami önem gösterilmesi gerekir.

Peki tüm bunları millet adına kim yapar… Meclis..

Dolayısı ile Meclis kendi üzerindeki iş yükümlülükleri ve takibatını bir ağ gibi tüm kamu kurum ve kuruluşları nezdinde bir yapılanma sağlayarak, anayasal hak ve özgürlüklerimizi ilgili maddesinde de belirttiği gibi,  koruma altına alarak, güvenlik ortamını sağlamakla mükelleftir.
Şimdi nereden çıktı tüm bunlar dediğinizi duyar gibiyim..
Hem biraz dertleşmek maksadım ve hem de bir felaket tellallığı yapmadan, yine yeniden, haksızlık üzerine havi olan bir durumu Siz değerli meslektaşlarıma duyurmak dileğindeyim…

                Konumuzla alakalı yazmaya çalıştığımdan, diğer yapılan haksızlıklar üzerinde durmayacağım..

Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) diye bir kurumumuz var.
“4 Kasım 1999’da 4457 sayılı kanunla Başbakanlığa bağlı olarak kurulan kurum, 2011 yılından günümüzde Türkiye Cumhuriyeti Avrupa Birliği Bakanlığı ile “ilgili” olarak; Uygunluk değerlendirme kuruluşlarının yeterliliklerinin, uluslararası standartlar esas alınarak değerlendirmesini ve onaylanması görevini yerine getirmektedir. ISO/IEC 17011[2] standardına uyum sağlamış olan TÜRKAK; Laboratuvar, belgelendirme ve muayene hizmetlerini yürütecek yurt içi ve yurt dışındaki kuruluşları akredite etmek, bu kuruluşların belirlenen ulusal ve uluslararası standartlara göre faaliyetlerde bulunmalarını ve bu suretle; ürün/hizmet, sistem, personel ve laboratuvar belgelerinin ulusal ve uluslar arası geçerliliğini temin etme görevini yürütmektedir. “(Vikipedi)

Kurumun mantık dairesindeki bu görevlerine elbette bir şey dediğimiz olamaz …

Karşı çıktığımız ise, her şeyin olup bitmiş ve Bizlerin de uyutularak, uygulamanın hazmettirildiği sonucunda mevcuttur. Detaylandıracak olursak;
11 Mayıs 2016 29709 Sayılı  Resmi Gazete ile Uygulanacak Akreditasyon Kullanım Ücreti/Payına Dair Tebliğ ‘de, TÜRKAK ‘a yatırılması gereken pay ile alakalıdır.
Yurt içinde faaliyet gösteren akredite kuruluşların, akreditasyon kapsamında elde ettikleri brüt gelirlerini hesaplayıp, bu bildirimlerini ispat eden mali belgelerin, imzalanarak onaylanması  ve bir örneğinin de Türk Akreditasyon Kurumuna gönderilmesi işlemi, tebliğden evvel Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirlerce yapılır iken, tebliğden sonra “yeminli mali müşavirler” tarafından yapılacağı ortaya konmaktadır.

Hali ile de kazanılmış (!) bir hak gibi, her nedense hep karşımızda olan diğer tebliğ ve yönetmelikler gibi ve hatta kararlar gibi, tebliğ ile yasalaşan bu hak (!) münasebetin de YMM ‘ler de firmalara mail yolluyorlar…

Kurumlara yeterince tanıtamamışız demek ki mesleğimizi Mali Müşavirlerin çalışma alanı içinde, “belgelerine dayanılarak, inceleme, tahlil, denetim yapmak, malî tablo ve beyannamelerle ilgili konularda yazılı görüş vermek, rapor ve benzerlerini düzenlemek, tahkim, bilirkişilik, değerleme, derecelendirme ve benzeri işleri yapmak.” ( Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Ve Yeminli Mali Müşavirlerin Çalışma Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmelik (1) Md 18) bulunmasına rağmen,
bu  işlemleri bizlere yaptırmaktan kaçınıyorlar. Ya da kaçınmaları konusunda zorlanıyorlar.

Eh ne diyelim onlar ermiş muradına, artık biz de ortalık yerde durmayalım bari, çıkalım kerevetine… Bu da gelmiş ve bu da geçmiş… Hayırlısı olsun…!!!

Ancak tam da burada , Miguel de Cervantes Saavedra (Don Kişot) ‘dan  bir alıntı yapmak istiyorum..
Don Kişot: Bir dakika bekle! Sana son bir soru daha soracağım! Ondan sonra hangi cehenneme gitmek istiyorsan yolun açık olsun!
Şeytan Atının dizginlerini çekti:
Şeytan: Sor bakalım… dedi alaylı bir sesle, ama lafı uzatma, işim acele…
Don Kişot: Ormanda savaş naraları atanlar senin adamların mıydı?
Şeytan: Elbette… Benim adamlarım çoktur!
Don Kişot: Ama Mağripliler gibi “Allah, Allah” diye bağırıyorlardı.
Şeytan: Ne sandın ya! “Şeytan, Şeytan” diye mi bağıracaklardı? Bizim işimiz bu aslanım: ALDATMAK, daima ALDATMAK!”

Sahi ya ! Bizleri ALDATAN KİM ?

Saygılarımla…

Selahattin İPEK
Bağımsız Denetçi

bdselahattinipek@gmail.com

* Sayın Meslektaşım SMMM Zehra Göker ELMAS ‘a, bilgilendirme için teşekkürlerimi sunarım..

İLGİ TEBLİĞ BİLGİNİZİE VE İLGİNİZE SUNULMUŞTUR…

11 Mayıs 2016 ÇARŞAMBA Resmî Gazete Sayı : 29709
TEBLİĞ
Türk Akreditasyon Kurumundan:

TÜRK AKREDİTASYON KURUMUNCA UYGULANACAK AKREDİTASYON

KULLANIM ÜCRETİ/PAYINA DAİR TEBLİĞ

(TÜRKAK: 2016/1)

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, Türk Akreditasyon Kurumu tarafından akredite edilen kuruluşların 2016 yılı için ödeyecekleri akreditasyon kullanım ücreti veya paylarını belirlemek ve bunların ödenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, 27/10/1999 tarihli ve 4457 sayılı Türk Akreditasyon Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 21 inci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Akreditasyon kullanım ücreti/payları ve bildirimi

MADDE 3 – (1) Türk Akreditasyon Kurumu tarafından akredite edilen kuruluşlar, akredite oldukları kapsamlarda yürüttükleri faaliyetleri dolayısıyla, 2016 yılı içinde elde ettikleri brüt gelirlerden (akredite kuruluşların devlete ödediği vergi ve kesinti dâhil) 4 üncü maddede belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde akreditasyon kullanım ücreti/payını Türk Akreditasyon Kurumuna beyan etmekle ve ödemekle yükümlüdür.

(2) Yurt içinde faaliyet gösteren akredite kuruluşların tamamı, 2016 yılında akreditasyon kapsamında elde ettikleri brüt gelirlerini hesaplayıp, usul ve esasları Türk Akreditasyon Kurumu tarafından yıl sonunda, www.turkak.org.tr adresinde yayınlanan duyuruya uygun şekilde, 2017 yılı Mart ayı sonuna kadar Türk Akreditasyon Kurumuna bildirir.

(3) Yurt içinde faaliyet gösteren akredite kuruluşların bu bildirimlerini ispat eden mali belgeleri, 1/6/1989tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununa göre yeminli mali müşavirler ya da 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 61 inci maddesinde sayılan genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin muhasebe hizmetlerini yürüten muhasebe yetkilisi tarafından imzalanıp onaylanır ve bir örneği Türk Akreditasyon Kurumuna gönderilir.

Akreditasyon kullanım ücreti/payı hesaplanması ve ödenmesi

MADDE 4 – (1) Yurt içinde faaliyet gösteren akredite kuruluşlardan;

a) Akredite oldukları kapsamlarda yürüttükleri faaliyetler dolayısıyla 2016 yılında elde ettikleri brüt gelirleri toplamı yirmi bin (20.000) Türk Lirası ve altında olanlar ile akreditasyon kapsamındaki faaliyetlerden herhangi bir gelir elde etmeyenler, gelirleri ile ilgili bildirimde bulunur, ancak akreditasyon kullanım ücreti/payı ödemez.

b) Akredite oldukları kapsamlarda yürüttükleri faaliyetler dolayısıyla 2016 yılı içinde elde ettikleri brüt gelirlerinin toplamı yirmi bin (20.000) Türk Lirasının üzerinde olanlar, brüt gelirlerinin toplamı üzerinden binde altı (%0,6) oranında hesaplanacak payı, izleyen yılın Mart ayı sonuna kadar Türk Akreditasyon Kurumunun bildireceği banka hesap numaralarına öder.

(2) Yurt dışında faaliyet gösteren akredite kuruluşlar ise, akreditasyon kullanımı ile ilgili herhangi bir bildirimde bulunmaz ve kullanım ücreti/payı ödemez.

(3) Yurt içinde faaliyet gösteren kuruluşların kullanım ücreti/payı ile ilgili bildirim yapmaması ya da hesaplanan ücret ve payı süresi içerisinde Türk Akreditasyon Kurumu hesaplarına yatırmaması halinde, kuruluş hakkında hem yasal takip işlemi hem de akreditasyonun askıya alınması işlemi başlatılır.

Yürürlük

MADDE 5 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 6 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Türk Akreditasyon Kurumu Yönetim Kurulu yürütür.

Yazı da gelmedi, Tura da…

“ Birliğiniz birimi marifetiyle, altında imzaları olanlar tarafından genelge ile duyurulan ve sonuç kısmında “PİYASA MUHASEBECİLERİ” (Mali Müşavirler) olarak bahsi geçen 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu ile Resmi Sicilde kayıtlı parantez içi Mali Müşavirler kastediliyorsa –ki algıda seçicilik anlamında başka bir anlaşılacak taraf bırakmıyor bu imzayı koyanları kınıyor ve derhal büyük bir hatadan dönülerek tüm camiamızdan bir tekzip ile aynı şekilde, ”özür dilenmesini” arz ve talep ediyorum. 

Diye Denetim Kütüphanesi olarak yaptığımız yayınla, Siz Değerli Meslektaşlarımıza ilk defa duyurmuş ve gereğini de ilgili kurumlardan istem yapmıştık..
Bilhassa, açık bir dilekçe mahiyetinde de olan duyuru haberin ardından, çeşitli platformlarda bu haksızlık ve neresinden tutarsanız tutun hukuka aykırılık durumu bir nebzede olsa çözüme kavuşmuştur.
Bir bir birleşerek nasıl bir güç olduğumuzun farkındalığında, ilgili odanın genelge iptaline gidebiliyorsak, artık UYANDIĞIMIZIN DA farkına her bir devlet organının veya siyasi erkin veya her kim ve organ ise, alanımıza giren sahamızda rahat at koşturamayacağına GERİ ADIM ATMIŞTIR.
Genelgenin geri çekilmesi elbet yetmez ama şimdilik kafi diyoruz. Ve fakat, artık bizlerin yönetici diye tayin ettiklerimiz ile de daha dikkatle ve “arz” etmeden, hak aramamız gerekir.
“Birliğiniz ve Ziraat Odaları kullanımına sunmuş olduğunuz Ziraat Odaları Bilgi Sistemi (ZOBİS) Muhasebe Modülü ‘nün liyakat noksanlığı olanlar ile Birliğiniz kullanımına açılması tabi ki tüm emek yoğun çalışmaların heba olması anlamın da değersizleşmektedir.”
Formatörün eşi diye birilerine peşkeş çekilerek yapılan kasıtlı yanlışın tekrarlanmaması için, daima uyanık ve daima kıyam da olmamız kayıt şartı ile, geri adım atanların yanına kar kalmadan, gerekli hukuki çalışmaların yapılması ve aymazlığın cezalandırılması, temennilere cevap şeklinde olmalıdır. 

Dikkatinizi çekmedi ise, imzaları kontrol edin lütfen…
Yazı da gelmedi, Tura da…
O hal de genelge nasılsa kaldırıldı, yani ” Dik ” geldi demeden gereğinin her halükarda yapılması ve bir daha, bir atanmışın aymazlığına heder edilmemiz önlenmelidir…

Saygılarımla…

Selahattin İPEK
Bağımsız Denetçi
bdselahattinipek@gmail.com

PİYASA MUHASEBECİLERİ (Mali Müşavirler) SELAHATTİN İPEK

VARLIK FONU NASIL OKUNMALI?

Bildiğiniz üzere; Türkiye Varlık Fonu (TVF) 6741 Sayılı Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketinin Kurulması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla 26.08.2016 tarih ve 28913 Sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak kurulmuştur.

Türkiye Varlık Fonu, 23.07.2016 tarih ve 29779 Sayılı Resmi Gazete ile Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnameden sonra kurulmuş olup, kesinlikle KANUN ile yasalaşmıştır. Bazı kesimlerde bu durum yanlış algı yaratılmak üzere dayatılmakta ise de, karıştırmamak gerektiğinin altını bir kez daha çizmek isterim.

Türkiye Varlık Fonu Yönetimi, bir Anonim Şirket “özel hukuk” yapısında, 50 milyon lira kuruluş sermayesi ile kuruldu. Tamamı ödenmiş olan bu sermaye Özelleştirme Fonu’ndan karşılandı. Bu sermayeyi temsil eden paylar Özelleştirme İdaresi Başkanlığına aittir. Şirketin hisse senetleri nama yazılıdır.

Varlık Fonu A.Ş. Ana Sözleşmesine bakacak olursak, amacı ile alakalı olarak çok kısaca şu şekilde özetleyebiliriz. Başbakanlığa bağlı, ana faaliyet konusu fonların kurulması ve yönetimi olan, sermaye piyasalarında araç çeşitliliği ve derinliğine katkı sağlamak, yurt içinde kamuya ait varlıkları ekonomiye kazandırmak, dış kaynak temin etmek, stratejik, büyük ölçekli yatırımlara iştirak etmek için bu fon oluşturulmuş ve bu fona bağlı alt fonları kurmak ve yönetmektir.

Birden bire hayatımıza giren varlık fonu gerçekten istikrarlı şekilde bütçe fazlası veren veya sosyal güvenlik sistemi fazla veren ülkeler de karşımıza çıkan bir uygulama ise, bu durum ne kadar reel politiğe uygun onu çözümlemeye çalışmamızda fayda var… Ülkemiz de o kadar insanımızın gerçekten başkaca bir istihdama gerek yokmuş gibi ortaya çıkan bu fonlaşmanın, o halde gerçek amacına bakmamız da fayda hülasa görmekteyim. Çünkü genelde Türkiye gibi bütçe ve cari açığı olan ülkelerde Varlık Fonu anlamsızdır.

Tam da burada bir başka bakış açısından konuya mercek tutacak olursak, WELFARE STATE (Refah Devleti) olmamamız için hiç bir neden yok… Kıyama kalkmanın bir başka adıdır.

Memleketim için ayrıca, yoruma genişlik vererek baktığımızda Varlık Fonu’nun, REFAH DEVLETİ açılımına işaret etmesi de çok manidar değildir. Liberal ekonomi temelinde Kapitalizmi yaşatmakla beraber, bir nevi burada, VAHŞİ KAPİTALİZM kendi silahları ile vuruldukça, dünya daha da güzel olacaktır. Hayalimizi uyguluyor olmamız, doğru algının hayata geçmiş hali olsa gerek. Vahşi Kapitalizm ve onun silahları ile mücadele ederek sosyal adaleti ve Refah Toplumunu oluşturmak elbette mümkündür diye düşünüyorum.

Şimdi buradan yola çıkacak olursak, 05 Şubat 2017 tarihli ve 29970 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2017/9756 Türkiye Varlık Fonuna Aktarılan Kuruluş, Kaynak ve Varlıklar Hakkında Bakanlar Kurulu Kararında; Aktarılan, Türkiye’nin önde gelen varlıkları, oluşturulan yönetim kurulu da dâhil olmak üzere yazılı, görsel ve sosyal medya da gündemi değiştirerek, üzerinde durulması gereken hangi konular, neden konuşulmaya başlanmıştır?

Borçlanma maliyetinin düşürülmesi esas alınarak fon sağlanması amaçlanırken, diyelim ki maliyeti yüksek bir borçlanma bize göre tehlike oluşturabileceği gibi, ipotek edilerek borçlanılan fon yapısı zamanında borcunu ödeyemediği vakit ne olacak? Çok manidar olan ve son yazılarımda sırası geldikçe anlatmaya çalıştığım, kapitülasyonların hortlaması gibi bir tehlike kapımıza gelmiyor mu? Yap-işlet-devret ile hazinemizin yabancılara tahsilatını taahhüt verdiği ve riski üstlendiği bir zamanda,
elbette ki, komplo teorileri ister istemez aklımıza düşmektedir. Doğal olarak fonda var olan kuruluşların tüm gelirleri yapılması planlanan büyük projelerde kullanılması ile dış kaynak ihtiyacının azalarak işlerin hızlanması düşünülmektedir.

Bunu yaparken varlık fonu yönetimi, birkaç enstrümandan yararlanacaktır. Tahvil ihracı ve sukuk burada kullanılabilir yöntemler olarak karşımıza çıkabilir.

Diğer bir kullanacağı yöntem ise, bilançosunun dönen varlıklar bölümünde stok halindeki uzun vadeli ancak taksitlere dayanan alacakların likit hale dönüştürülmesi işlemidir ki(Seküritizasyon), sıklıkla kullanacağı aşikar görünmektedir. Yani, kredi kartı alacakları, otomobil alacakları, konuttan kaynaklanan ipotek alacakları v.s. örnek olarak gösterilebilir.

Bunun ne mahsuru var diyenlere ise, 2008 Dünya Krizini hatırlatmak isterim. Gündemimizde de var olan ve büyüme lokomotifi olarak görülen, diğer sektörleri de kalkındıran, konut projelerinin, fonlar münasebeti ile bir krize dönüşmesi, yanlış yönetimlerin elinde an meselesidir.

Öyle ise, TVF denetimleri nasıl olacak?

Bunu anlamak için tabi ki yine 6741 Sayılı kanuna bakmak lazım…
TVF bağımsız denetime tabi olacak. Ayrıca bağımsız denetimden geçen mali tablolar ile şirket ve fonların faaliyetleri, Başbakan’ın görevlendirdiği 3 merkezi denetim elemanı tarafından da denetlenecek. Bu heyet, her yıl haziran ayı sonuna kadar raporunu Bakanlar Kurulu’na sunacak. Daha sonra      Başbakanlık bu iki denetim raporu kapsamında hazırladığı raporu Ekim ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu’na gönderecek. Başbakanlığın göndermiş olduğu rapor çerçevesinde Plan ve Bütçe Komisyonu da bir denetim yapmış olacak.

Yeter mi?

Yetmez tabi… Her şeyden evvel fonun, 200 milyarlık bir varlığa sahip olmasına rağmen, Bütçe Denetimi ve Sayıştay Denetiminden ari tutulması çok da doğru değil.

Bu arada yapılacak bağımsız denetimin big-four diye tabir edilen kökü dışarda büyük denetim kuruluşlarına yaptırılması ise manidardır. Gelecekte elbet ulusal denetim kuruluşlarından biri tarafından denetlenir olması ise, denetim alanımızın ne kadar güvenilir bir hal aldığının delaleti olarak, ortaya çıkacaktır.

Son söz olarak, “ Türkiye Varlık Fonuna aktarılan kuruluş, kaynak ve varlıklar hakkındaki uygulama ile ilgili olarak ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye ve gerektiğinde uygulama esaslarını belirlemeye Başbakan yetkilidir. “

PİYASA MUHASEBECİLERİ (Mali Müşavirler)

Birliğiniz birimi marifetiyle, altında imzaları olanlar tarafından genelge ile duyurulan ve sonuç kısmında “PİYASA MUHASEBECİLERİ” (Mali Müşavirler) olarak bahsi geçen 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu ile Resmi Sicilde kayıtlı parantez içi Mali Müşavirler kastediliyorsa –ki algıda seçicilik anlamında başka bir anlaşılacak taraf bırakmıyor bu imzayı koyanları kınıyor ve derhal büyük bir hatadan dönülerek tüm camiamızdan bir tekzip ile aynı şekilde, ”özür dilenmesini” arz ve talep ediyorum.

TÜRKİYE ZİRAAT ODALARI BİRLİĞİNE

(Gazi Mustafa Kemal Bulvarı No:25
06440 Demirtepe – Ankara / Türkiye)

Sayın Ş. Şemsi BAYRAKTAR

Genel Başkana İletilmek Üzere

 

03.02.2017 tarihinde 15 Numaralı Genelge ile Ziraat Odası Başkanları Muhasebe Müdürlüğü Biriminize göndermiş olduğu, Muhasebe İşlemleri Hakkındaki yazınız Sosyal Medya da infiale sebep olmuştur.

Birliğiniz ve Ziraat Odaları kullanımına sunmuş olduğunuz Ziraat Odaları Bilgi Sistemi (ZOBİS) Muhasebe Modülü ‘nün liyakat noksanlığı olanlar ile Birliğiniz kullanımına açılması tabi ki tüm emek yoğun çalışmaların heba olması anlamın da değersizleşmektedir.

İlgili yazılım neticesi eğitim noksanlığı bilgi akışının zayıflığı da elbet önemli ölçüde bu farkındalığınızı zayıflatarak,  uygulama da birlik belli ki sağlanamamıştır. İş bu durumun neticesi, Başkanlığınızın 3568 sayılı yasa ile ruhsata havi bir Mali Müşavir meslektaşımız ile anlaşarak, uygulama birliğinde tüm Odalarınız ile Muhasebe Sisteminizi tek bir elde toplama yoluna gitmişliğiniz bulunmaktadır.

Elbette ki, Sayın Meslektaşım bu konu da diğer tüm Mali Müşavirler gibi konuya ehil ve üstesinden gelebilecek liyakat ile camiasına ve mesleğine sahip çıkan sadakata havidir.  En azından şahsım olarak Ben bu şekilde düşünmek istiyorum.

“Bu açıdan her bir Odamızın mevcut sistemini, hızla gözden geçirerek, en kısa sürede PİYASA MUHASEBECİLERİ (Mali Müşavirler) ile ilişkisini kesmek sureti ile ortak muhasebe sistemine geçmek için çaba göstermeleri odaların muhasebe yönetiminin, doğruluğu, güvenilirliği ve kalitesi açısından yerinde, yararlı ve daha ekonomik olacaktır.”

Diyorum ki, Muhasebe Müdürlüğü Biriminiz 15 numaralı GENELGE ile yaklaşık 100 bin kişilik,
Türkiye Muhasebe insanlarına hakaret ederken umuyorum ki, Sayın meslektaşım, mesleğini ve tabi olarak meslektaşını korumak için, gerekli girişimleri hem söylev ve hem de yazılı olarak tarafınıza ifade etmişlerdir.  Öncelik oradan gelmesi beklenir.

Birliğiniz birimi marifetiyle,  altında imzaları olanlar tarafından genelge ile duyurulan ve sonuç kısmında  “PİYASA MUHASEBECİLERİ” (Mali Müşavirler)  olarak bahsi geçen 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu ile Resmi Sicilde kayıtlı parantez içi Mali Müşavirler kastediliyorsa –ki algıda seçicilik anlamında başka bir anlaşılacak taraf bırakmıyor bu imzayı koyanları kınıyor ve derhal büyük bir hatadan dönülerek tüm camiamızdan bir tekzip ile aynı şekilde, ”özür dilenmesini” arz ve talep ediyorum.

Hiç kimsenin bir kaç istisna olsa bile, güzide bir Mali Müşavirlik meslek camiasını karartarak, hakaret etmesine hakkı yoktur. Konu hakkında Sayın İSMMMO Başkanım ve yine Sayın TÜRMOB Başkanımın gerekli girişimlerde bulunması temennilerimi de bu vesile ile kendilerine, Dağıtım “Gereği ve Bilgi İçin” bu dilekçenin ekleri ile beraber bilhassa fax ve mail çekerek nakletmiş olacağımdan,    ziraatodalari@tzob.org.tr e-posta adresine iletilmiş ayrıca, Birliğinizin (0312) 231 76 27 nolu faksınıza gönderilmiştir.

Bilgi edinilmesini ve Birliğinizin bu konu hakkındaki tutumunuz ve cevabınızı (TÜRMOB) Türkiye Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği ile (İSMMMO) İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odasına bir örneğinin de Şahsıma gönderilmesini arz ve talep ederim. 20.02.2017

Saygılarımla…

bdselahattinipek@gmail.com

DAĞITIM

GEREĞİ İÇİN :

-TÜRKİYE ZİRAAT ODALARI BİRLİĞİNE

BİLGİ İÇİN :

– (TÜRMOB) TÜRKİYE SERBEST MUHASEBECİ VE MALİ MÜŞAVİRLER
VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER ODALARI BİRLİĞİNE

– (İSMMMO) İSTANBUL SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASINA

Not: Değerli Meslektaşlarım, adı geçen yukarıdaki üç kurumun e-posta adreslerine gönderim yapıldı.

Ek / Genelge No:15 Aşağıdadır…

BADUDER’in Düzenlemiş Olduğu Kamu Gözetim Kurumu (KGK) Kurul Kurallarının Değerlendirilmesi Konulu Toplantı Düzenlendi.

Saygıdeğer Meslektaşlarımız;

Kamu Gözetim Kurumunun, 05/01/2017 tarih 75935942-50.01.04 sayılı kurul kararı ile sorumlu denetçilik konusuna Yeni bir açılım getirmiştir. Bu konuyla ilgili olarak 15/02/2017 Çarşamba günü saat 18:30’da Okan Üniversitesi öğretim üyesi Dernek üyesi YMM Doç.Dr.Hakan TAŞTAN ve Dernek üyesi BD-SMMM Selahattin İPEK’in yapmış oldukları bilgilendirmeler Dernek merkezinde gerçekleştmiştir.

Tüm Meslektaşlarımız bu bilgilendirmenin videolarını resmin üzerine tıklayarak izleyebilirsiniz…

Saygılarımızla

DİKKAT! KGK RESMİ SİTESİNDE DEĞİŞİKLİK…

Değerli Meslektaşlarım…

Yukarıdaki başlığı gördüğünüzde, sanki yazarın ilk defa gördüğü kanaati ile söylemlerinizi içinizden kendinize duyuracaksınız.
Bir an duraklayıp, bir kaç zamandır var olan değişikliğin pop up yani ilk girişteki uyarısını almakta ve yaklaşık 3sn sonra siteye girmiş oluyoruz…
Bunun bir maksadı harbiyesi var mutlak diye düşündüğüm zamanlar olmadı değil  hani…! Lakin adını koyamadığım bu durumun sebebini, Türkiye Muhasebe Uzmanları Derneği genel Kurulu ‘n da çiçeği burnunda yeni başkanımız
Sayın Arif Aytulun ile ayak üstü sohbetmizde anladım.
Konuşmanın bir yerinde sohbet geldi dayandı, Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK)’nun resmi sitesine…
Malum BD YMM ve BD SMMM ayrımcılığına ev sahipliği yapan Denetçi Resmi Sicili, artık sadece Ad / Soyad ve Şehir olarak vurgulanarak, BAĞIMSIZ DENETÇİ ÜNVANINI ÖN PLANA ÇIKARMAKTADIR.

Sanılanın aksine durağan akan suyun debisi yüksek misali, son kurul kararları ve sitesindeki bu devrim niteliğindeki değişiklik ile, KGK mevzuatını oturtmaya ve eksiklerini gidermeye yönelik çalışmalarını hızlandırmış bulundurmaktadır.

Belki çok küçük bir değişiklik ve fakat denetim camiasına moral olacak, geleceğe ışık tutan bir değişim sessiz sedasız hayatımıza girmekte.
Hayırlı olsun….

Saygılarımla…

Bağımsız Denetçi Resmi Sicili  


 

Kuruma yapılan bağımsız denetçi yetkilendirme başvurusu sonucunda, gerekli şartları taşıdığına karar verilen başvuru sahipleri gerekli harç ve ücretleri ödemeleri ve Kuruma tescil talebinde bulunmaları halinde sicile kayıt ve ilan edilirler.

Kurum tarafından her denetçiye bir sicil numarası verilir.

Sicile kayıtlı olmayanlar denetim faaliyetinde bulunamazlar.

 

Bağımsız Denetçi Resmi Siciline Kayıtlı Denetçileri Sorgulamak İçin Tıklayınız.

 

Selahattin İPEK – Bağımsız Denetçi KAYİK Hariç Sorumlu Denetçi Olarak Yetkilendirilmiş Olanların 01/01/2017 Tarihinden Sonraki Durumu

Bilindiği üzere;  Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından (KGK) alınan Kurul Kararı, 05/01/2017 Tarih ve 75935942-050.01.04 – [03/02] Karar Numarası ile 14 Ocak 2017 tarihli ve 29948 sayılı Resmi Gazete ‘de yayınlanmıştır.

Bağımsız Denetim Yönetmeliğinin Geçici 1/4-ç Maddesine Göre KAYİK Hariç Sorumlu Denetçi Olarak Yetkilendirilmiş Olanların 01/01/2017 Tarihinden sonraki durumunu oluşturmakta ve tüm bağımsız denetçileri ilgilendirmektedir. Hal böyle olunca, tabiri caiz ise bir açıklama yapmak zarureti doğmuştur.

            Söz konusu Kurul Kararına göre;KGK Eğitim ve Yetkilendirme Daire Başkanlığının 04/012017 tarihli Bağımsız Denetim Yönetmeliğinin Geçici 1/4-ç maddesine göre KAYİK hariç sorumlu denetçi olarak yetkilendirilmiş olanların 01/01/2017 tarihinden sonraki durumuna ilişkin müzekkeresine istinaden yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde;

1- 01/01/2017 tarihinden önce KAYİK hariç denetimler için sorumlu denetçi olarak görevlendirilen ve Kurumumuz tarafından Yönetmeliğin geçici 1/4-ç maddesi kapsamında onaylanan sorumlu denetçilerden;

– Başka bir denetim kuruluşuna geçen ve bu denetim kuruluşu tarafından sorumlu denetçi olarak görevlendirilip Kurumumuz onayına sunulan sorumlu denetçi başvurularının, Yönetmeliğin 28’inci maddesi çerçevesinde değerlendirilmesine,

– Aynı denetim kuruluşunda devam eden sorumlu denetçilere fiili denetim tecrübesi edinmeleri için 31/12/2018 tarihine kadar (bu tarih dâhil) süre tanınmasına,

– Aynı denetim kuruluşunda devam eden sorumlu denetçilerden 31/12/2018 tarihine kadar fiili denetim tecrübesi edinemeyenler hakkında daha önce verilen Kurumumuz onayının 01/01/2019 tarihi itibarıyla geçersiz sayılmasına,

2- Yönetmeliğin 13/1-ğ maddesindeki yetkilendirilme şartının kaybedilmemesi için, gerekli tedbirleri almalarını sağlamak amacıyla denetim kuruluşlarının bilgilendirmesine,

oybirliği ile karar verilmiştir.

KGK Eğitim ve Yetkilendirme Daire Başkanlığının 04.01.2017 tarihli masaya yatırarak ele aldığı Bağımsız Denetim Yönetmeliğinin Geçici 1/4-ç maddesine birlikte göz atalım… Bu fıkra kapsamına giren meslek mensuplarından 15’inci madde ile 31/12/2015 tarihine kadar 28 inci maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde öngörülen şartlar aranmaz. Bu süre Kurul tarafından toplamda 3 yılı aşmamak kaydıyla uzatılabilir.”

Buna göre KAYİK hariç sorumlu denetçi olarak yetkilendirilmiş olanların, 01/01/2017 tarihinden sonraki durumuna ilişkin müzekkeresine istinaden, yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; bu tarihten önce denetimler için sorumlu denetçi olarak görevlendirilen ve KGK tarafından onaylanan sorumlu denetçilerden; denetim kuruluşunu değiştiren ve o denetim kuruluşu tarafından sorumlu denetçi olarak görevlendirerek Kurum onayına sunulan başvurularının, Yönetmeliğin 28’inci maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi kararlaştırılmıştır.

Yine oy birliği ile karar altına alınan bir başka önem addeden durum ise, aynı denetim kuruluşunda devam eden sorumlu denetçilere fiili denetim tecrübesi edinmeleri için 31/12/2018 tarihine kadar (bu tarih dâhil) süre tanınmasına; bu tarihe kadar fiili denetim tecrübesi edinemeyenler hakkında, daha önce verilen Kurum onayının, 01/01/2019 tarihi itibarıyla geçersiz sayılmasıdır.

Bireysel denetçilerin fiili olarak, denetim tecrübesi görmemesi hali, Kurul Kararın da, ari durmakla beraber, burada alınan kararın onlara da içtihat teşkil edeceği ortaya çıkmaktadır.

Geride bıraktığımız süre içerisinde bireysel denetim yapmayanlar, fiili denetim tecrübesine de elveda diyerek, sorumlu denetçi ünvanını 31/12/2016 tarihinde kaybetmiş durumdadırlar. Yapılacak bir şey yok. Nasıl geri alabilirimin cevabı ise, bu defa bir denetim kuruluşunda tam zamanlı olarak çalışma kağıtlarını imzalamak  sureti ile sorumlu denetçi olabileceklerdir. Bireysel denetimin kaldırılabileceğine bir mum yakılmış olmuyor mu?

Gelecekte denetim kuruluşlarına yapılacak iyileştirmeleri de gözönüne alacak olursak, ortaklık kültürünün artması ile, rekabete dayanamayarak evrileceği kesindir. Haksız rekabet veya Riske karşı korunmazlıklar veya ücretlerin azlığı gibi ağır yükün altında ezilen denetçileri bir de Basel III kriterlerinin uygulamaya alınması gereken 2019 yılına kadar, büyük ihtimalle tahminim, bireysel denetim diye bir şey kalmayacağı ve kaldırılacağı yönündedir.

Bir nevi var olan denetçi sayısı da tırpanlanmış olduğu aşikar, ve bundan sonraki dönemlerde denetim kuruluşlarının, sorumlu denetçi açığı ile kapanma tehlikesi dahi olasılık dahlindedir. 

Şimdi şeytanın avukatlığına soyunmadan şu soruyu kendimize soralım… Bu zamana kadar bireysel denetim yapmamış bir denetçi, 2017 yılında kendi adına bir sözleşme yaparak, sorumlu denetçi ünvanını kurtarabilir mi? Hayır…

Denetçi, 31/12/2016 ‘ya kadar yapmadığı bir bireysel denetim neticesi, zaten imza yetkisini kaybetmiş değil midir? İmza hakkı yoksa, o halde sorumlu denetçi olarak sözleşme imzalayamaz…

Açıkca bir resmi tevsik edcici bir belge olmadığından, Kararın lafzından çıkarımım bu yöndedir. Umarım daha doyurucu açıklama KGK Kurumu aracılığı ile yapılır. Hali ile Biz de gürültüye kuyruk olarak takılmayız…

Bağımsız denetim ile alakalı olarak KGK ’nın söz sahipliğinden evvel, örneğin Sermaye Piyasası Kurumu tarafından yetkilendirilen, tüm denetçilerin yaptıkları denetimler yok hükmünde olup, Kurum şartları esas alınacaktır.

Hali hazırda kabul edilmesi beklenilen, Anonim Şirket ve Limited Şirketlerin ve hatta kooperatif denetimlerinin bir anlamda sınırlı denetlenmesi gibi vazifelerinin sadece ve sadece bağımsız denetçiler tarafından yapılacağının yasal sürece alınması dahi, bir rahatlık ve genişleme yaratacaktır. Umarım siyasi erk, adaleti daha da geciktirerek, düşkünlüklere katkı sağlamazlar. Ya yoksa devlet, ticari bir hizmet sektörü olarak “Bağımsız”  Denetim “ insanını, piyasaları denetleyemeyerek ve ticareti düzenleyemeyerek (AnaYasa-167. Maddesi), kendi eli ile doğmadan yok edecektir.

Bu durum bize gösteriyor ki, pasif denetçilerin veya denetim alanının halen temelinin oluşturulmaya çalışıldığı bir düzlem de haklı olarak iş bulamayan denetçilerin, ellerinde bulundurdukları “sorumlu denetçi” unvanları geri alınarak, tekrar aşağıdan yukarıya doğru bir hiyerarşik yapıya kavuşturulacaktır. Nedeni açık ortada iken, bazı kararların doğruluğu tartışılır olmaktadır. İş bu durumun vahameti çok büyüktür. Hayal kırıklığıdır. Gözdağıdır…!!!

Bu geçiş döneminde denetim kuruluşu olarak, fiili denetim tecrübesi olmayan deneyimsiz bağımsız denetçiyi sorumlu denetçi olarak atamış olabilirsiniz ve fakat bu denetçi insanları 31/12/2018 tarihine kadar Bağımsız denetim şartlarında olan bir denetim de göstererek tecrübeye tabi tutmazsanız, hem onlar ellerinde var olan sorumlu denetçi unvanını tanımayan KGK tarafından saf dışı bırakılacak ve hem de denetim kuruluşları aldıkları onay belgesini, yani, yetkilerini tehlikeye düşürebileceklerdir.

Bu durumun nedeni, malum, Yönetmeliğin 13/1-ğ maddesindeki 28’inci maddedeki şartları sağlayan en az iki sorumlu denetçisinin bulunması şartıdır. Dolayısı ile onay için olmazsa olmazın kaybedilmemesi için, gerekli tedbirleri almalarını sağlamak amacıyla, denetim kuruluşlarının bilgilendirilmesi çok önemlidir.

Saygılarımla…03/02/2017

DAVOS RUHU İLE YOLCULUK…

davos-ruhu-ile-yolculuk-98146. Kez düzenlenen Davos toplantılarının (Dünya Ekonomik Forumu, (WEF)) bu yılki teması nacizane tarihini denk getirerek forumun başladığı gün yani 17.01.2017 ‘de Edirne AHVAL Gazetesi ‘n de yayınlanan yazım ile aynı noktalara temas ettiğimiz İNOVASYON… 4. Sanayi Devrimi.

Türkiye olarak bu temel konuları önemseyerek, geleceğe ışık olmamız lazım. Neden mi?

İlk 3 Sanayi Devrimini de kaçırarak, muasır medeniyetler gerisinde kalmıştır. Ve fakat 4. Sanayi devrimize doğan gençlerimizi, daha önce sebebi ne olursa olsun kaçırdığımız bu temel var oluş potansiyelin de asimile ederek, eğitim ve öğretimlerini bu yönde vermemiz gerekir. Ki çağımız dünyasında ülke olarak diğerleri ile mücadele edip ve hatta ilelebet beka sorunundan ari, lider bir toplum olarak, ülke olarak yol gösterebilelim…

An itibari ile içinde bulunarak gördüğümüz 4. Sanayi Devrimi gerçekten de bu temel üzerinde, tüm bu teknolojilerle birlikte kapımızı çalan, yapay zeka, robotlar, otonom cihazlar, 3 boyutlu yazılımlar, nanoteknoloji ve bilimsel kavramlar ve pratiklerdir.
Görmek gözlerin marifeti ise, uygulayarak içinde olmak da gönül işidir.

Devrim 4.0 dediğimiz süreci iyi takip ederek, diğerleri gibi kaçırmadan ” yaşasın cühelalara cehennem” diyerek, eğitim ve öğretime olan tutkumuz Aşk olsun….
Saygılarımla…19.01.2017

DENETÇİ DERNEKLERİNİN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ(!)

954Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK), 06.09.2011 tarihli ve 660 Sayılı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile  kurulmuştur. Kurum, Avrupa Birliği(AB) düzenlemelerine uyumlu olarak, mesleki alandan bağımsız, idari özerkliğe sahip, düzenleme, denetim, yaptırım yetkilerini haiz bir üst kurul yapısındadır.

26.12.2012 Tarihli Resmi Gazete’de ise, Bağımsız Denetim Yönetmeliği yayınlanarak saha da uygulama esasları belirlenerek yürürlüğe girmiştir. Buna göre; finansal tablo ve diğer finansal bilgilerin, finansal raporlama standartlarına uygunluğu ve doğruluğu hususunda, makul güvence sağlayacak yeterli ve uygun bağımsız denetim kanıtlarının elde edilmesi amacıyla, denetim standartlarında öngörülen gerekli bağımsız denetim tekniklerinin uygulanarak defter, kayıt ve belgeler üzerinden denetlenmesi ve değerlendirilerek rapora bağlanmasına Bağımsız Denetim ve bu işleri yapan kişiye de Bağımsız Denetçi denir..

Şimdi şunu belli etmekte fayda var… Bağımsız denetim ne için gereklidir ?

Bağımsız Denetimin amacı kısa bir anlatım ile, taraf olduklarına doğru ve güvenilir bilgi sağlayarak gelecek risk analizlerine ışık tutmaktır. Şirket Yönetimi, Hissedarlar, Çalışanlar, Kredi Verenler, Yatırımcılar, Kamu Kurumları (BDDK, SPK) bağımsız denetimin bizzat neticelerini değerlemeye alarak ilerisi için yön tayininde bulunurlar.
Avrupa Birliği ‘nin üye ülkeler arasında uyumlaştırmayı sağlamak amacı ile yayınladığı muhasebe sistemi ile alakalı yönergeler (4,7 ve 8 Nolu) doğrultusunda, Ülkemiz düzleminde de  Bağımsız Denetime Tabi Olacak Şirketler, Bakanlar Kurulunca Belirlenmektedir.(TTK Md.397/4)

Bilindiği üzere, maksat hasıl olmuş ve tüm bağımsız denetçiler bir heyecan içinde hayallerini süslemeye başlamışlardır.  Üst kimlik olarak ortaya çıkan Bağımsız Denetçi(Bd) ünvanını, sicil oluşturma meşakkatlerini de aşarak, mühür dağıtım törenleri ile, hep beraber alay-ı vala içinde, kabullendik.
Bunu meslektaşlarımızın bir nevi Denetçilik müessesesini, yıllardır vesayet altında tutulmalarına bağlamak da mümkün… Devlet ricalinin kendilerine yoktan var ettikleri bir üst meslek oluşumuna bağlamak da… İşin ilginç yanı ise, devlet bürokrasisinden henüz emekli olmamışları kabul ettiğimizde geriye zekatımız kadar(!) bir topluluğun, çoğunluğa tahakkümüne de bağlamak mümkün.
Elbet, yıllardır “ kırık cam teoremi “ gibi üzerimize kabüllendiğimiz her türlü sınıfsızlığı, her türlü fuzuli işleri reddederek, bireysel özgüven fevkinde tetikleyerek arttırmış, haksızlıklara karşı kafa tutmayı cesaretlendirmiş ve çeşitli denetim kuruluşları ardı sıra kurularak, ekip halinde bir kuvvet oluşturma yolu tutulmuştur.
Yanlış bir takım hususları burada yazıya alarak, maksadın tezahürüne engel olmayacağım.

Tarafları KGK, denetim kuruluşları, denetçi gibi görünen bu bağımsız denetim disiplinin de, bir  çok yan unsurları da ve hatta paydaşları ile beraber ele almak zorundayız.
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir, Yeminli Mali Müşavirler ise temeli oluşturur…
Ancak bir örgütlenme pozisyonu var ki, henüz denetçi odaları veya yine denetçileri kapsayan bir üst birlik oluşumundan da ziyade, tabanı bir araya getirerek ve tüm bunlara hazırlayarak, az seviyeli meslek ve meslektaş siyaseti yapmak üzere, 5253 Sayılı Dernekler Kanunu uyarınca kurulan Denetim Dernekleri var…
Amaçları, genel olarak bağımsız denetin konusunda yetki alan meslek mensuplarının bir araya gelmesi ile her bir meslek mensubunun bilgi ve tecrübesini birleştirmek ve bu sayede denetim ve muhasebe uygulamaları ile ilgili standartların ve mesleki alt yapının geliştirilmesine çalışmak, Türkiye ’ deki ekonomik faaliyetlerin gelişmesine katkıda bulunmak olan Sivil Toplum Kuruluşları,
Hani şu meslek ve meslektaş ruhu ile yanıp tutuşan ve hiçbir fedakarlıktan sakınılmayacağını söyleyen ilk yediler grubu…(!) Kendi nam ve hesaplarını düşünerek bir araya gelen, gelecekte kuracakları Anonim Şirket Denetim Kuruluşlarının hayalini dernek kisvesinde yaşatanlar, egolarının esiri olanlar, ne yapacaklarına dair her hangi bir rotaları olmayanların… Tüzük adı altında Devlet kapılarının aralanacağı veya Devlet ricaline ulaşmanın resmice yolunu kullananlar…

Heyhat… Sizlere sesleniyorum…(!) Bağımsız Denetim Dernekleri… Yoksunuz…
Varlığınız da, ilk yedilerinizin kendi menfaatleri kadar…!

An itibari ile menfaat ortamının hemen hazırlanacağını sanan bu tüzel kişilikler(!),  amaçlarının dışında, kendilerini akıntıya bırakmış durumda adları veya tabelaları var ve fakat alan çalışmalarında yoklar…
Denetim ve Denetçi variyeti, KGK tarafından, şekil ve şartları ile zapturapt altına alınma gayretinde, Bağımsız Denetim Standartları, Denetim Ekipleri ve Büro Standartlarının oluşturulmaya çalışıldığı açıkça ortada iken, geleceğe yürümek adına durağan sanılan akıntı da, zamanların boşa geçirilmemesi gerektiğinin farkında olmamızda fayda vardır.

Dolayısı bu dernekler var oluşçuluğun da, boş geçen zamanların üyeler üzerinde bir destek ve eğitim sürecini oluşturarak, elbette ki bağımsız denetim uygulama aşamalarından ve bunların nasıl yapılacağını seminerlerimizde devamlı anlatarak, bilinçlenmeye katkı sağlayıp, lokalden ulusallığa erişmek gayretini zorlamamız lazım gelir.
Ehliyet, liyakat ve sadakati öğrenmemiz mutlak şarttır.
Önce yapabilme yetkisine haiz belgelerimizi alarak, birey olmanın faziletinde çok okuyarak, öğrenerek, ehilleşip ekipler kurup, güçlü ortaklıklara imza attığımız liyakatin olmazsa olmazlığında, meslek ve meslektaşa sadık ve sahiplenmeyi öğrenmeliyiz. Körü körüne inanmak gafletinden uzaklaşarak içinde bulunduğumuz oluşum her ne ise onun bilincinde, imtiyaz değil, güç birliğinde hak ve adalet kazanacağımızın idrakli ile yola çıkmalıyız.

Toplanarak bir araya gelme kültürünü oluşturup, artık her bir örgütlü toplumda olduğu gibi, sözelden yani havaya uçup giden konuşmalardan, yazıya dayalı raporlama olgularının yolunu açarak arşiv veya hafıza oluşturmamız gerekir. Maalesef bunları yapacak, kısaca bu toplanmalarda hafızayı oluşturacak yapılanmayı gören varsa beri gelsin… Zamanı askıda tutmamız gerekir.! Ki, ihtiyacı olan askıdan indirsin, alsın ve kullansın diye…   
Kim bilir toplanarak büyük bir tecrübeye baliğ olacak bu “askıda zaman”, hantallaşan bir 3568 Sayılı Meslek Kanunu ‘muz da revizyonlar yaparak, geleceğe daha bir dinamik ve pro aktif yapıda evrilerek, Smmm, Ymm, Bd kendi içsel dengelerinde barış ortamı yaratarak, biri birinin yetki hiyerarşisine girmeden, bir üst birlikte harman olabilirler.

Bir diğer yapılanma biçimi ise, her bir kanadın kendi içinde var olmasıdır. Denetçiler Odası ile ve gerekirse ikinci bir Üst Birlik yapılanmasının kimseye ne zararı, ziyanı ola ki?
Aidiyet hak ve hukukunu oluşturmaya, tabanı yani üyeleri uyandırarak öncülük etmek gerektiği ortadadır. Bunun adına kim mesleki bölücülük veya meslek haini derse piyonlaşmanın son bandını geçmiş demektir. Fillerin (!) bastığı yerde, ezilmemenin bir yoludur, ayrılarak kendi düzeninde yükselmek fiili..

Bunun için çok çalışarak feragat edenler olmalı, kendilerini o yemekli toplantı veya şu kahvaltılı eğitim toplanmalarında boy boy resimlerde göstermeye çalışanların aksine veya bulundukları grup ve derneklerin önünde görenlerden ari olarak, realiteyi ortaya koyan, kamuoyu oluşturan, fincancı katırlarını dahi yeri geldiğince ürkütmekten çekinmeyen, basiretli, vakur… Lider gibi hareket edenlere ihtiyaç vardır. Yola çıkıldığı vakit güven duyulan ve asla pes etmeyen, bir dargın, bir barışık değil, boş laflar ile değerli zamanları Oblomov gibi geçirmeyen, klavye silahşörlüğün de zevzeklik etmeyen, kulis oyunlarında baş olmak istemeyen, liyakatlilere yol vermemiz boyun borcumuz olmalıdır.

Tıpkı Devlet ‘i yazan Platon ‘un dediği gibi, “Toplumu tiranlar değil, filozoflar yönetmelidir.”

İşte bu derneklerin üyeleri de listeler savaşına yenik düşmüş gibi değil, her ortamda sorgulayarak rahat bırakmayan ve kenardan seyretmeyen, bilakis uyandım artık diyerek cühela kirliliğinden kurtulmaları gerekir. Derneklerin insana dair olduğunu bilen bir meslek camiasının, sürü psikolojisinde olduğu gibi biri birinin arkasına bakmalarını anlamak mümkün değil.

O zaman önce her bir grup ve dernek kendi birlikteliğinden bir uzlaşma çıkararak, diğer oluşumlara merhaba demeyi öğrenmesi gerekir.   

Go to Top