GİRİŞ

İçinde seyir halinde bulunduğumuz zaman; iş tarafları arasındaki tüm işlemlerin dijital biçimde yapıldığı, giderek otomatik olarak oluşturulduğu ve gerek iş gerek ise Bilişim Teknolojileri işleme perspektiflerinden gerçek zamanlı ekonomi olarak tamamlandığı bir ortamdır.
İşletmeler, kamu sektörü ve vatandaşlar için bu ortam; örneğin siparişlerin, sipariş onaylarının, faturaların ve ödemelerin gecikmeden sistemden sisteme aktığı anlamına gelir.

Bu, elektronik arşivleme, elektronik defter tutma ve otomatik muhasebenin daha da ileriye doğru gelişimini mümkün kılar.

Genel olarak toplumun yararları hem verimlilik hem de çevre açısından çok büyüktür.
TOPLUMLARIN GÖRME KESKİNLİĞİ AYDINLIK BİR GELECEKTİR

Ekonomide iktisadın, sınırlı varlıkların sınırsız niyetlere karşı yönetişimi olarak dar kapsamlı ele alınışı artık tarihin sayfalarına hafıza kaydı olarak düşülmeye başlanmıştır.

Böyle düşünmemize vesile olan nedir ki? Bakarak görmeye ve gördüğümüzde de iz bırakmaya gayret edelim.

Bugün yaşadığımız bu süreç insanlık kadim tarihinde yine kendisinin oluşturduğu bir takım ufukların göz alabildiğine değil, nano teknolojiler aracılığında ırak sembolizmini sırlayarak çağ içinde çağlar yaşamasına sebep olmaktadır. Daha atak ve tabi olarak daha hızlı bir takım teknoloji getirilerinin müspet varlığında, bu işlerle uğraşanlara büyük ara fark atmaktalar.

O halde bu ilerici hamlelerin bir nevi okunmasına işaret eden dünya çapında organizasyonların varlığından bahsetmek hiç de şaşırtıcı olmayacaktır. Bilakis, yaratanın dahi kendini bildirme ve bilinmek isteği mevcutlu iken, yenilikçi üretimler ve yeni tasarımlar yapanın da bilinme arzusunu çok kuvvetli olarak tetikleyerek coşkulu hale getirmektedir.

Bu vesile ile dünya milletleri yine dünya fuarları adı altında Expo alanları düzenleyerek geleceğin teknolojilerini hayata sürmeyi amaçlamışlardır. Bu işleri yaparken elbette güçlü olanlar bunu gösterebilecekleri teknolojik gelişimlerini her şekil ve şartta sahaya sürerek bir nevi güç testine de girmeyi ihmal etmiyorlar. Zayıf olanlar ise elbette güçlü olanı taklit edebilmek için adeta alanlarda boy gösteriyorlar.  Ekonomik gelişimlerden söz ederken elbette Elon Musk ‘ın mutlaka anılmasında ve bir örneğinden bahsetmemizde fayda görmekteyim. Yoğun salgın dönemlerinden geçen yerküre; bu duruma düşmeden evvel güçlü emperyal şirketlerin ekonomik icatları ile kıran kırana bir rekabet içindeydiler.

Rekabet, Pandemi döneminde biraz yatay hıza düştü ise de, normalleşmeye geçildiği anda kaldığı yerden daha bir sert olarak devam edecektir. Musk ‘ın Space Exploration Technologies’i (SpaceX), 2002’de kuruldu. Şu anda bu şirketin yani SpaceX roket teknolojisinin yaptıklarını tüm dünya heyecanla, soluksuz takip etmektedir. Firmanın amaçladığı konulardan biri, dünya üzerinde internetsiz hiçbir yerin kalmayacağı projesidir. Yalnız bunlardan önce insanlığın çok iyi bildiği gibi kadim İpek Yolu ’na alternatif bir teknolojik proje olarak düşünülmüş bir kavram, varlık haline dönüşmüştür: HYPERLOOP TECH.
Hyperloop, yolcu ve yük taşımacılığı için geleceğin yüksek hızlı ulaşım projesidir. “Yeryüzünün üstünde veya altında, özel bir ortamın içerisinde bir tüp inşa etmek“ olarak tanımlanmaktadır.

Bu teknoloji harikası ile hem ticari mallarımızı bir yerden diğer bir yere hızlıca yetiştirirken hem de insanların hızlı bir şekilde varmak istedikleri yerlere ulaştırılması düşünülmektedir.

Kısa mesafeli alanlar arasında trafiği rahatlatmak ve hava ulaşımına alternatif olması, mevcut demir yolu ağlarından çok daha hızlı olması sürdürülebilir şehir projeleri içinde tercih edilmesine sebep olmaktadır. Tren vagonları, manyetik kaldırma teknolojisini kullanarak adeta tüpün içinde havada yol alırcasına ilerler. Bu proje hakkında genel bilgi, nette yer almakta olup, meraklıları konuyu inceleyebilirler.
HER ŞEYİN MÜMKÜN OLDUĞU YER(!)

YENİ DÜZENE ayak uydurmanın zorunluluğuna inanan ve dikkatlerini doğa ve evrenden, insan ve insan zihnine kaydıran yeni düşünürler, SOFİSTLERDİR. Yani Bilgili Kişilerdir.

Neden sofistleri özellikle vurgulayarak, yenidünya düzeninin başköşesine oturttum?  Konuyu açmazından almak lazım.

O halde, yenidünyanın mottosuna bir bakalım. “Her şeyin mümkün olduğu yer. Yani “Tek Dünya Devleti”(E.Musk)

Hemen hemen ilerlemiş dijital dünya teknolojik alt yapısının, bizlere sunumu Birleşik Arap Emirlikleri Dubai ‘de 20 Ekim 2020 Expo ‘sunda gerçekleşmesi planlanmıştır. Pandemi her şeyi alt üst ettiği gibi, dünyanın en büyük etkinliğinin de ötelenmesine vesile olur mu bilinmez? Henüz bir öteleme duyurusu yapılmadığına göre, tarihinde yapılacağı ön görülmektedir.

Expo ‘da ele alınacak konular Kovid-19 diye adlandırılan virüsün, büyüyerek Pandemi ‘ye evrilmesi ile önem kazanmıştır. Öyle ki, düne kadar “özgür dünya” naraları atılarak küresel köy diye dünyayı yönetmeye kalkanlar ve diğerleri kadim tarihte hiç bu kadar aciz konuma düşmemiş ve güçsüzlüğünün farkına varmamıştır. 11 Eylül 2001 Yakın tarihi dengelerin Amerika Birleşik Devletleri lehine değiştiği bir dönemin miladı olarak kayıtlara geçmiştir. Bu defa olan başka bir şey ve kimse üstesinden gelememiştir. Ulusal devletlerin öne çıktığı sınırlarına kapanan ekonomiler ve her yerde istem dışı yenilenme zorunlulukları öne çıkmıştır.

Peki, öne çıkan bu oluşuma Yeni Dünya Düzeni ismi nereden ilham alınarak verildi ki, hakkında söz birliği edilmişçesine kabul görerek gerçekleştirilmesi için gereken uygulamalar yürürlüğe konuldu? Öncesinde stabil yürüyen bir projenin an itibari ile hızlanması, hazırlık aşamalarının çoktan geçilmiş olmasındandır.

Masonlar’ın dini ve ulusal kimliklerin üzerinde bir kimlik inşası için çalışmaları, Rockefeller ve Rothschild ailelerinin, başını çektikleri küresel sermayenin tek dünya devleti projesinin temel dayanağını oluşturuyor. Buradan bakıldığında vatansız, dinsiz, ırksız bir dünya fikrinin köklerinin bin yıl öncesine kadar uzandığı söylenebilir.

Hepsinden önemlisi Yeni Dünya Düzeni kavramı David Rockefeller’a ait. Bir Amerikan dolarının arka yüzündeki piramidin altında yazan o Latince motto: ‘Novus Ordo Seclorum’… (Sabah | Ferhat Ünlü)

Sofistlerin yani bilgili kişilerin neden şimdi Yeni Dünya Düzeni için önemli olduklarını anlayabildik değil mi? Masonik bir yapılanmanın yukarıda belirttiğim üzere yaklaşık bin yıllık bir projeyi gerçekleştirme düşünü, hemen toplumlara anlatmak kolay değildir. İşte burada bilgili insanlara ihtiyaç vardır. Tek dünya devleti uzun ve yorucu bir yolu ifade eder. Kolaylıkla anlatılacak bir proje değildir.

Yeri gelmişken, David Rockefeller’ın şu sözü de projenin açık bir itirafı olarak kayıtlara geçmiştir:
“Dünyada bir devlet oluşturduğumuzda, halkların kendilerini yönetme hakları, artık dünya bankerleri ve entelektüelleri olan elitin otoritesi altına girecektir. Yüzyılımızda izleyeceğimiz strateji budur.” (Sabah | Ferhat Ünlü)
YENİDÜNYA DÜZENİNDE TEMEL ALINACAK ALT YAPILAR

Dünya üzerinde varlığını her şeye rağmen devam ettirmeye çalışan halkların bir bütünün vazgeçilmezleri olduğu gerçeği yaşanan salgın ile gözler önüne apaçık serilmiştir. Bu defa yenilikleri hep beraber uyum içinde arayarak elimize geçen fırsatı en uygun ve yararlı biçimde kullanmalıyız. Bütün disiplinler vasıtasıyla elimizden ne geliyorsa insanlık makamının gelişmesi için kullanarak, dünyamızda eksik olan hoşgörü tohumlarımızda bütünleşmeliyiz.

Bu temenni gibi duran sözcüklerin gerçekleşmesi dileğimi tekrarlarken; toplumlarda şimdiye kadar var olan çatışma ve harplerin temeli konumunda olan, “kaynaklar savaşı” ve “enerji güvenliği” aynı zamanda haksızlık, eşitsizlik gibi birçok yaşam hakkını yok sayan ve veya saydıran mücadeleler boyutundaydı. Bunun yerini , “sağlık güvenliği ve “gıda güvenliği” alacaktır diye ifade etmek isterim.

Mutasyona uğrayan toplumlar, beraberinde insan hayatından toplumsal düzene ve devlet yapılanmalarına kadar birçok şeyi derinden etkileyecek bir yenidünyaya doğru yolculuk etmektedirler. Yol alırken hal ve hareketlerimize dikkat ederek, odak noktamıza bilinçli yürümeli, yolun azizliğinde labirentlerde kaybolmamalıyız.

O halde tüm bu gerçeklikleri de göz önüne alarak temelde neleri düstur etmeliyiz ki, refah içinde birleşerek tek devlet olabilelim?
Temel alınacak alt yapıları esastan başlıklar halinde verecek olsak bunlar neler olabilir bir bakalım?
Detaylarına girmeden ön görünüze sunmak istiyorum.

  1. Sürdürülebilirlik
  2. Üç Boyutlu Baskılar
  3. 5 G Teknolojisinin hemen hemen tüm dünyada kullanılması
  4. Artıkları yani tüm çöpleri hazineye dönüştürecek teknoloji
  5. Açlığı Giderecek Süper Pirinç

Dolayısıyla yukarıda sayılan edimler, maddeler halinde daha da genişletilebilir. Akıllara algı yapan ise, “Her şeyin mümkün olduğu yer“  gerçekten bir düş müdür? Ya yoksa ufak tefek fireler verilerek, dünya coğrafyasında kırılmalar yapılarak makul birkaç devlete mi dönüşür? Kesinlikle ordu düzeninin olmayacağı devletler varsayılsa bile, Tek Devlet ordusuz olarak düşünülemez lafzından hareketle imparatorluk ve veya totaliter bir rejimle mi yönetilir? Belki bilinmez… Lakin bin yıl öncesinden başlayan bu rüya,
2070 ‘lerde bir ihtimal gerçekleşeceği kabul görse de kendi tarihinde gizemli yolculuğuna devam etmektedir.

Sonuç olarak;
Yeni Dünya Düzeni ‘nin temelinde Tek Devlet olması münasebeti ile barışın tavan yaptığı ve orduların kalktığı bir sistem güzel olurdu. Herkesin sosyal güvencesinin olduğu huzur içinde gelecek korkusunun bulunmadığı, kimsenin birbirini ötekileştirmediği Yeni Dünya Düzeni ve onun rüyası Tek Devlet… ŞİMDİLİK ASKIDA(!)

Saygılarımla.

Selahattin İPEK
Bağımsız Denetçi
bdselahattinipek@gmail.com

Mesleğimizi Seviyoruz, TÜRMOB ‘un Yanındayız.