Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu ülkemizde bir zamandan bu yana faaliyet gösteren faizsiz finans sektörünü geliştirmek ve bu sayede sektöre her türlü katkıyı vererek farkındalık oluşturabilmek amacıyla faizsiz finans alanında uluslararası standartları telif antlaşması gereği olarak, mevzuatımıza kazandırılmasına devam edilmektedir.
Bu amaç doğrultusunda Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK-Kurum) tarafından 14 Aralık 2019 tarihli ve 30978 Sayılı Resmî Gazetede, Faizsiz Finans Denetim Standartlarına İlişkin Kurul Kararları Yayımlanarak mevzuatımıza kazandırılmıştır.  
Sorgulama yapabilecek konumlardayız elbet. Kimsenin bazı konulara girememesi ve görmezden gelmesi, bu gibi olguların tartışılamaz olmasından değil sanıyorum. Sadece korkaklığa alıştırıldığımız için olabilir mi? Diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Korku mu bizi dizayn ediyor aslında?
Hâlbuki muhasebe, İslam dininin önemli olarak gerekli kıldığı mihenk taşı mesleklerden biridir. Ve fakat ” Muhasebe, İslam dininin Farz-ı Kifaye* olarak gerekli kıldığı mesleklerden biridir ” diye Faizsiz Finans Kuruluşlarının Bağımsız Denetimini Yürüten Denetçiler İçin Etik Kurallar Girişinde yer alan bu söyleve asla katılmadığımı da belirtmek isterim.
Görmezlikten gelinemez hak ve adalet vurgusunun, aynı zamanda manevi haz ile bireyi coşturduğunu ussal olarak düşünerek şekil ve şartlarını oluşturduğunuz vakit, İslam fıkhı üzerinden hareketle bu sistematik durum hiyerarşik role girmektedir. İslam yaşam ve maneviyatının gerektirdiği biçim burada diğer standartlar ile kıyaslandığında ek olarak uygulanabilirlik noktasında çok daha fazla öne çıkmaktadır. 
Yani yazılanlar genel manada doğru. Giriş kısmını yeniden ve dikkatle okursak sonucunda bu ve benzeri uygulamaların normal, olduğuna kanaat getiririz. 
Kurum şimdiye kadar işin gerektirdiği her türden kararı alarak denetim camiasına kazandırmıştır. Fakat bu kararının detaylarında gezinirken, bağımsız denetçilerin hassasiyetle uyması gereken kurallar ve bu kurallar bütününün dayanaklarındaki İslami şer’i hukuk vurgusu özellik arz etmektedir. 
Kararlarda, şer’i hukuk gereği olarak ayet ve sure mealinden hareketle, denetçilerin İslam inancı temelinde uyacağı etik kurallar dayatılmaktadır. 
Denetimde genel anlayış, çalışma ve raporlama standartlarına uygun bir hizmet yapılması üzerinedir. Faizli ve faizsiz fark etmez diye düşünüyorum.
Fakat farklı anlayış ve rejim kuyruğuna takılanlar bu durumu farklı olarak görebilirler. Evet. Sahada fıtrat olarak kendinden olan ile çalışma diye bir şey var. İnkâr edilemez bir gerçek bu. Onun İçin naçizane tavsiyem, ara bir networkü ve kontrolü yapacak üst denetim kuruluşunun olmasının gerekliliği ve denetimin bir havuzdan dağıtılmasını yine yeniden tıpkı diğer yazılarımda da olduğu gibi önermekteyim. 
Bu çerçevede, 27 Eylül 2017 tarihinde Kurumumuz ile İslami Finans Kuruluşları Muhasebe ve Denetim Kuruluşu (AAOIFI) arasında faizsiz finans sektörüne ilişkin muhasebe, denetim, etik ve yönetişim standartlarının mevzuatımıza kazandırılması amacıyla bir telif anlaşması imzalanmıştır.
İmzalanan bu anlaşmayla ülkemizde faaliyet gösteren faizsiz finans kuruluşlarının finansal tablolarında gerçeğe ve ihtiyaca uygun bilginin sunulması ve bu kuruluşların finansal tablolarının faizsiz finans muhasebe standartları ile Fıkhî ilke ve kurallara uygun olarak doğru ve gerçeğe uygun bir görünüm sağlayıp sağlamadığı konusunda kullanıcılara bir güvence verilmesi hedeflenmektedir.
O halde, İslami Finans Kuruluşları Muhasebe ve Denetim Kuruluşu (AAOIFI) tarafından yayımlanan “Faizsiz Finans Denetim Standartlarının (FFDS’ler) mevzuatımıza kazandırılması amacıyla Kurum tarafından hazırlanan 1 adet Etik Kurallar ile 6 adet Faizsiz Finans Denetim Standardı aşağıdaki gibi yer almıştır.
•Faizsiz Finans Kuruluşlarının Bağımsız Denetimini Yürüten Denetçiler İçin Etik Kurallar
•Faizsiz Finans Denetim Standardı 1: Bağımsız Denetimin Amacı ve İlkeleri
•Faizsiz Finans Denetim Standardı 2: Bağımsız Denetçi Raporu
•Faizsiz Finans Denetim Standardı 3: Bağımsız Denetim Sözleşmesinin Şartları
•Faizsiz Finans Denetim Standardı 4: Bağımsız Denetçi Tarafından Fıkhî İlke ve Kurallara Uygunluğun Test Edilmesi
•Faizsiz Finans Denetim Standardı 5: Finansal Tabloların Bağımsız Denetiminde Bağımsız Denetçinin Hata ve Hileye İlişkin Sorumlulukları
•Faizsiz Finans Denetim Standardı 6: Fıkhî Denetim (Faizsiz Finans Kuruluşlarının Fıkhî İlke ve Kurallara Uygunluk Sağlamasına Yönelik Güvence Denetimi)
Söz konusu Standartlardan Faizsiz Finans Kuruluşlarının Bağımsız Denetimini Yürüten Denetçiler İçin Etik Kurallar yayımlandığı tarihten itibaren, FFDS 6: Fıkhî Denetim (Faizsiz Finans Kuruluşlarının Fıkhî İlke ve Kurallara Uygunluk Sağlamasına Yönelik Güvence Denetimi) 1 Ocak 2021 tarihi ve sonrasında yürütülen denetimlerde, diğer Standartlar ise 1 Ocak 2020 veya sonrasında başlayan yıllık hesap dönemlerinin denetimlerinde ihtiyari olarak  uygulanabilecektir.” 
Adına İslami Denetim de diyebileceğim bu ek standart Türkiye icadı değil bu arada. Uluslararası bir çıkarım. Biz oradan alarak uygulamaya çalışıyoruz. Eksik / fazla kendimize göre sindirmeye çalışıyoruz. Teknik anlamda tartışarak yola devam etmek lazım. Neticede bu bir gerçek. Diğer ötekileşme durumlarına ön vermeden, basiretli ve vakur düşünmeliyiz.
Peki, neden 14 Eylül 2019 tarih, 30888 sayılı Resmi Gazete ‘de Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan yayımlanan Faizsiz Bankacılık İlke Ve Standartlarına Uyuma İlişkin Tebliğ ve Kurum tarafından yayımlanan Bağımsız Denetçi Tarafından Fıkhî İlke ve Kurallara Uygunluğun Test Edilmesi hakkındaki 4 nolu Standardın ortak payda da aynılaştığını görmekteyiz?
Ufak bir hatırlatma ile devam etmek istiyorum. BDDK’ nın bu tebliği, 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 29 uncu ve 93 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır. Tebliğ ile müşterilerine finansman sağlayan kalkınma ve yatırım bankalarının, faaliyetlerinin faizsiz bankacılık ilke ve standartlarına uygunluğunu sağlamak amacıyla bünyesinde bir danışma komitesi tesis etmekle yükümlü kılıyor.
İkisinin de ortak özelliği Danışma Komitesi. Faizsiz bankacılık tebliği 4 nolu madde ile belli edilirken, Kurum standardına bakıldığında 16 ve 17 nolu maddelerinde Denetçi Raporunda Danışma Komitesinin Raporuna Atıfta Bulunulması ve Denetçinin Taslak Raporunun Danışma Komitesine Sunulmasını görmekteyiz. İki çok önemli kamu kuruluşunun pozitif hukuk kurallarından ari olarak Danışma Komitesi tesis etmesi pek de normal değildir. 
Normal olmayan bu yükümlülüğün yani danışma komitesinin, tesis edilirken uyulması gereken dikkat çekici şartları arasında şu paragraf yer almaktadır: 
“Danışma komitesi üyelerinin asgari üçte ikisinin, İlahiyat veya dengi alanlarda en az lisans düzeyinde öğrenim görmüş veya faizsiz finans alanında yüksek lisans ya da doktora derecesine sahip olmanın yanı sıra, faizsiz finans alanında en az üç yıl mesleki deneyime sahip olması zorunludur. Kurul, gerekli görmesi halinde üyelerin tamamı için bu şartları aramaya yetkilidir.” 
Elbette diğer şekil ve şartlar üzerinde de konuşup, sorgulama yapabiliriz. Ve fakat “ilahiyat ve dengi alanlarda” diyerek İslami olan şer’i hukuk kurallarına atıfta bulunarak, bunu dayatmanın mantalitesini anlamak mümkün değildir. 
Buradan yol açılacak olursa eğer, bugün sahada olan herkesin aklından geçebileceği gibi; her imamın mali sisteme girebilmesi mümkün kılınmış olur. Nasıl mı? İlahiyat fakültesi mezunu olan imam yüksek lisansını işletme, iktisat, denetim, muhasebe vb. üzerine yapmış olursa, 3568 sayılı Kanun gereği sen SMMM ve veya YMM olamazsın diyebilir misiniz? 
Ayrıca Bağımsız Denetçi olma kurallarında da önümüzdeki zamanlarda bir değişikliğe gidilebilir mi?   
O zaman yeni bir denetçilik mi meydana geliyor? Gerçeğe uygun bir denetim olabilecek mi acaba?
Faizsiz Finans Denetim Standartlarına göre Bağımsız Denetçi, yapmış olduğu tüm çalışmaları danışma komitelerine danışmak zorunda kalacak. Bağımsızlığı pozitif hukuk kurallarına göre ciddi bir zedelenmeye uğrayacak. 
Danışma Komiteleri pozitif hukuk kurallarını kabul etmiş ülkemizde daha önceleri var olan kurumlar olmamakla birlikte herhangi bir uluslararası kabul görmüşlüğü bulunmamaktadır. Sadece birkaç ülkede olan(Malezya, Bahreyn, Katar, Pakistan vs.) danışma komiteleri artık ülkemizde de mevcut. Ayrıca bir vesile ile yargılama söz konusu olduğu vakit, neye göre ve kime göre hukuk yerine getirilecek ve modern hukuk sisteminin geçerliliği bu esnada askıya mı alınacak? Birçok bilinmezin tesbih tanesi olarak çekilmeyi beklediği şu günlerde, imamemize de püskülü takmış bulunmaktayız..!  
Düşünmeden edemediğimiz gibi, diğer mensup bireylerin algısını da okuyarak bir şeyler yazma gafletinde bulunmayalım. Konu üzerinden tartışmaya elbet teknik terminolojiden ayrılmadan devam edelim. 
Ülkemiz düzleminde ilk defa hâsıl olan bir durum değil bu standart. Sukuk uygulamasını ve 7060 sayılı Helal Akreditasyon Kurumu Kuruluş Ve Görevleri Hakkında Kanun gibi hayatımıza giren birçok örneği var.
Bir gölgemiz vardı; üzerine giderek yok edemedik ve fakat kabullenerek kucağımızda var ettik. “İslami” diye tabir edilen bir kuruluş var(AAOIFI) ve onunla da elbette lehimize olduğunu düşünerek imza edilmiş bir telif sözleşmesi var. Var yani.
Perşembenin gelişi Çarşambadan belli iken, değişik yerlerde zemin yaratmanın bir anlamı yok. Kötücül bir zemine evirilmemesi için elimizden geleni yapmamız lazım. İşte o zaman dirençli ve istediğimiz muasır medeniyet ölçütlerine kavuşuruz.
“DENETİM DENETİMDİR”
Ara başlık konu hakkında üst birliğimiz olan Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) yayımladığı bülteni ile denetim olgusuna dair duruşu hakkında ne kadar uzakta olduğunun ipuçlarını vermektedir.
2005 Rosc Raporu ve dahi 2008 yılındaki TBMM’ ne verilen Kanun Tasarısı 24. Maddeyi dikkatle okumanızı öneririm..
Burada TÜRMOB lehine hatta büyük harflerle altı çizilerek ayrı bir parantez açılmış ancak, kendisine bahşedilen bu görev ve sorumluluğu ne hikmetse elinin tersi ile itmiş olsa gerek ki, bu yetki de elinden alınmıştır.*
Bağımsız denetim ülkemizde 2011 yılından başlayarak hız aldığı zamanlarda devletin kurumu ile kavgaya tutuşanların buluşma noktası maalesef meslek üst birliğimiz oldu. Hâlbuki an itibari ile 77 SMMM Odası ve 8 YMM Odası başkanlarının birçoğunun,   özellikle Bağımsız Denetçi Belgesi aldıkları bilinen bir gerçektir.    
Fıtrata uygun olarak yazıya süreklilik verirsem, “Namaza meyli olmayanın kulağı ezanda olmaz” varsayımında, 3568 sayılı Kanunu’ nun 2. Maddesi gereği hakikat olan “denetim” olgusunun, atalet içindeki yöneticiler sayesinde elimizden uçtuğu sonucunu kabul etmeliyiz. Geldiğimiz nokta öyle bir gerçeğe işaret ediyor ki, zamanında sahiplenilmeyen ve takip edilemeyen bir sürecin sonunda algıda seçicilik yapmak inandırıcı bir duruş değildir.
Eveet. Şimdi gelelim şu galebe çalan meşhur TÜRMOB Bülteni’ ne..!
TÜRMOB’ UN YAYINLAMIŞ OLDUĞU BASIN BÜLTENİ İLE ALGI YARATARAK SANKİ(!) KONU TAKİPLERİNDE İMİŞ GİBİ DAVRANMAKTAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİL.
Bu duruma gelineceği, tüm meslek âleminin gözü önünde gösterişli seremoni eşliğinde zamanın KGK Başkanı ve AAOIFI Başkanı tarafından atılan imza ile sabitti. 2017′ den bu yana geleceği bilinen bir konuya geç kalınmış bir tepki perdeleme yapmaktan öte değildir. 
Malumun arzı olarak Resmi Gazete ‘de ilan edilen durum ile saha eşitlenerek, ayrışmaya giden yol olarak kendi miladını yazmıştır.
Bor’un pazarını kaçırdıktan sonra, Niğde’ye varmaktan öte yol yoktur..! Varsa da yine bu zahmetin bedelini bu meslek camiası ödeyecektir.
O halde, duyurusu yapılan bültende “14 Aralık 2019’da yayımına müteakip kamuoyunda tepki yaratan düzenlemeler ilk olmayıp süreç 2017’de AAOIFI ile imzalanan telif anlaşmasından bu yana devam etmektedir.” diye tepki var yazmak ne kadar kapalı kapılar ardında yapılmış ki(!) bu tepkilerden, meslek camiasının haberi olmadığı ile bakidir.
Üst Birlik kendi halinde, zamanla yanlış yönetişimler ve kabullenmeler neticesinde üstünlerin kast sistemi olarak kabul edilen düzeni korumakla mükellef olduğunun omurgası olarak ortadadır.
Zaten bu konuya 2008 den bu yana pek de sıcak bakmadığı gibi “ortası çamur” diye etrafında dönüp duruyor.
KGK, denetim olgusunun aslında tek kurum ve iki kendine bağlı alt komite biçimli yönetim olarak, ayrışmasına ön ayak olduğunun muhakkak farkındadır.
Big Four’ da İslami Finans yapıyor ve fakat bu ayrışım orada yok.
Bu da Türkiye‘ de denetimi coşku ile başlayıp devamını getiremeyen özerk bir yapılanmanın, hatta kendiliğinden maliye eksenine doğru kaymasına sebep olan memurların copycat (taklitçi) telif çevirimleri ile daha uzun zamanlarda emekleme noktasında kalacaktır.
SONUÇ
Meri bir kanunun uygulama alanındaki başarısı birçok senaryoya bağlı olarak vurgulanabilir. Oysa arzu ettiğim ve olmasını istediğim profesyonel bir hizmet bileşkesinin etik değerler içinde normatif olarak nasıl uygulanabilirliğidir. Bir denetimin doğru sonuca ulaşması için yapılması gereken ne ise o yapılmalı. Bunun ateisti, deisti, Hristiyan’ı, Yahudi’si, Budist’i vs. vs. olsa kaç yazar ki. 
Denetimde “etik” kuralların dini olamaz. Türmob ‘un toplantısından çıkan bu sonuca da aynen katıldığımı ifade etmek isterim.  
İngiltere’ de bir sukuk işlemi yapıldığında kimse dana altında buzağı aramıyorsa, demek ki sistem ona göredir. Biz de ne gerekiyorsa onu yapalım. Kanun onu kale alanların yanındadır. Normatif değerler bireyleri ve veya toplumu zorlar. Dolayısı ile kim hangi mensubiyeti kabulleniyorsa saygı ile selam durmak bize özgü insani olan değil midir?
Öyle ise, illaki bizim de işimizi yaparken profesyonelliğin gerektirdiği şekilde yapmamız icap eder. Profesyonellik ise ocu bucu olmayı gerektirmez. Saygılı olmak ve gerekeni gerektiği gibi yapmak düstur olmalı.
Gerisi karanlıkta yumruk savurmaktır. 
Fikrimce…
Saygılarımla
21 Ocak 2020
Selahattin İPEK
Bağımsız Denetçi
bdselahattinipek@gmail.com
* Farz-ı Kifaye: Toplumun bazı fertlerinin yapması sebebiyle tamamından düşen yükümlülüktür. Yapanlar sevabını alır, ancak tümden yapılmadığı takdirde toplumun tamamı sorumlu olur. (www.diyanet.gov.tr)
Kaynak:
– Faizsiz Finans Denetim Standartlarına İlişkin Kurul Kararları – KGK
– Faizsiz Bankacılık İlke Ve Standartlarına Uyuma İlişkin Tebliğ – BDDK
– TÜRMOB Basın Bülteni
* HANTALLIĞIN BELGESİNE BAKIN…(!)