(H)İÇLENMELER

Sayın Meslektaşlarım,

Aşağıda bir dönmeli yazıyı (!) tarafınızla paylaşmak istiyorum..
SMMM’ si olmayan firmalara YMM ‘lerin tam tasdik yapması yasakken yargıya taşınarak ” sulandırılan ” pozisyonu;
” Muhasebe organizasyonu denetime elverişli olan firmaların YMM tam tasdik sözleşmelesi yapması halinde ayrıca SMMM mecburi değildir.” şekline dönüştürüldüğü çok yıllardır bilinen bir 3568 zaafıdır.
Nitekim oportünist (!) yaklaşımlar ile takdire şayan bir menfaat birlikteliğinde, kendi çıkarlarına aykırı bir durumu kritik ederek, katlettikleri muhasebe sistemini yine kendilerine göre uyarlamaya çalışmaktadırlar.
Bu defa kendilerinin yargı yolu ile aldıkları aracaılık sözleşmesi ile beyan gönderebilme hakkının, aynı şekilde 25 Aralık 2014 KGK Kurul Kararı ile SMMM Bağımsız Denetçi ‘lere de verilmiş olması.
Bir nevi bir kanunsuzluk durumunun, diğer bir kanunsuzluk durumu ile savılması…!!!
Şimdi yargıyı da arkalarına alarak, sulandırırken sesleri çıkmayan ve firmaları SMMM ‘siz bırakan bu camia, ayıp ettik diyerek, KGK Kurul Kararı ‘n dan dönmeli diyor.Güler misin ? Ağlar mısın ?
Bu kadar bariz bir haksızlık yıllardır SMMM ‘ye reva görülürken, diledikleri gibi tam tasdik uydurmaca bir pozisyon ile meslektaşımın iflahını kurutan, iliğini emenler, şimdi bir başka açıdan BAĞIMSIZ DENETÇİLİK forsunda (!) eşitlendikleri vakit, gerçeği görür oldular.
Halbuki, kanunun kanunsuzluğunda bilinmesi gereken “Atın ölümü itin bayramı olur ” gerçeğinde aynı gemide batarken, VIP ile EKONOMİK sınıfın biribirine üstünlüğünün olmadığıdır. Meslek mensuplarının ister SMMM ve isterse YMM olarak malumun arsızlığında (!) kötü niyetli kayıt dışılara karşı durmaları şarttır.
Aslolan 3568 ‘in ilk yıllarında olduğu gibi, SMMM ‘si olmayan firmaya, tam tasdik sözleşmesi yapılamaz doğrusudur.
Hatta tam tasdik kaldırılarak, görevin Bağımsız Denetimin zorunlu hale getirilip, Bağımsız Denetçilere verilmesi öngörülmelidir.
Dolayısı ile, bağımsız denetimin tam bağımsız hale gelebilmesi, rüyamızda göreceğimiz bir realite ise, o zaman hemen acilen, o rüyaları gerçekleştirebilmek için uyanmamız gerekmektedir.
Hakkımızı alabilmek için işte tam da bu aşamada, ışığı doğru yere tutarak, gölgelerimizden kurtulmamız lazım.

Boşu boşuna (H)İÇLENME ‘NİN ANLAMI YOK

” Anayasa`nın 10. Maddesi :
Kanun önünde Eşitlik
Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar. ”
Bu maddeye daha doğru düzgün girmdik bile..!!!

Saygılarımla
Selahattin İPEK
SMMM-Bağımsız denetçi
bdselahattinipek@gmail.com

Yukardaki yazımıza temel teşkil eden yazı aşağıdadır..

*** KGK Kararından Dönmeli

3568 sayılı kanun uygulamaları gereği bilanço esasında defter tutan işletmelerin SMMM’leri olmak zorundadır. Bu işletmelerin beyannameleri e-beyan sorumluluk sözleşmesi ile yine SMM’ lerin vermesi zorunludur. Bu işletmelerin beyannamelerini naracılık sözleşmeleriyle gönderilmesi mevzuat açısından mümkün değildir.

Ancak benim de katılmadığım sulandırılmış bir istisnası var şöyleki;

Konuya ilişkin tarihsel süreci kısaca özetlemede yarar var. 3568 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği dönemlerde kural olarak SMMM’ si olmayan firmalara YMM’lerin tam tasdik yapması yasaktı. İşin doğasına uygun olanı da buydu ve ben hala aynı kanaati taşıyorum. Sonra bu konu yargıya taşındı ve olay şu şekle dönüştü. Bana göre sulandırıldı.

” Muhasebe organizasyonu denetime elverişli olan firmaların YMM tam tasdik sözleşmelesi yapması halinde ayrıca SMMM mecburi değildir.” denildi.

Bu uygulama işi yörüngesinden kaydırmakla kalmayıp, gerçek anlamda YMM hizmeti vermeye çalışan meslektaşların işlerini zorlaştırdı. SMMM’ lere de ayıp oldu.

Oysa bağımlı yada bağımsız muhakkak surette SMMM’si olmayan firmaların YMM tam tasdik sözleşmesi yapması doğru değildir. Bu uygulama değişmelidir.

Elektronik ortamda beyan vermeye sıra gelince; SMMM si olmayan YMM tam tasdik sözleşmeli firmalar. YMM Tam Tasdik Sözleşmeleriyle vergi dairesine müracaat ederek kendi adlarına şifre alarak beyannamelerini verdiler. Bu uygulama halen bu şekilde devam etmektedir. (Tabi arada başka şekilde yaparak saçmalayanlar da yok değil.)

Gelelim KGK nın 25.12.2014 tarih 55037611-050-01-04 (04/01) nolu Kurul Kararı’na

Söz konusu karar aşağıdadır.

” 25/12/2014 tarih ve 55037611-641-495 sayılı müzekkerenin incelenmesi üzerine, Maliye Bakanlığı tarafından 340 ve 405 Seri Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile mükelleflerin vergi beyannameleri, bildirim ve eklerini elektronik ortamda göndermelerine imkan tanınmış meslek mensuplarından “aralarında hizmet sözleşmesi bulunmayan, münferit talepte bulunan müşterileriyle Elektronik Beyanname Aracılık Sözleşmesi” akdetmiş olanların aynı şirketin bağımsız denetimini yapmaları, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile ilgili mevzuat kapsamında değerlendirilmiş olup:

(a)Bağımsız Denetimini üstlendiği mükellef şirket ile aralarında başkaca hizmet sözleşmesi bulunmaması, defterlerinin tutulması, finansal tablolarının hazırlanması gibi mesleki hizmetlerin verilmemesi,

(b)Münferit talepte bulunan müşterileriyle mevzuatında öngörülen şekilde aracılık sözleşmesi akdetmiş bulunması,

şartıyla, yetki verilmiş olan meslek mensuplarının “Elektronik Beyanname Aracılık Sözleşmesi”ne istinaden sadece vergi beyannamelerinin elektronik ortamda gönderilmesine aracılık edilmesinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 400 üncü maddesi çerçevesinde denetimle bağdaşmayan işler kapsamında olmadığına,

karar verilmiştir.”

KGK, bu kararı mevzuatın hangi dayanaklarına göre verdiğini ben anlamış değilim. Bu karar mevzuata, işin doğasına aykırı; son derece tehlikeli ve isabetsiz olmuştur. şöyle ki;

1.Bu karar bağımsız denetimin ruhuna, amacına ve mevzuatına aykırıdır. Bağımsız denetçi bir firmanın beyannamelerini neden versin. Beyannamesini vermeyi beceremeyen firmanın bağımsız denetimi nasıl yapılır.

2. Bağımsız denetçiler daha bismillah denetim tecrübesi yaşamadan, bu kararla denetimi yapılan firmanın defterinin bağımsız denetçi tarafından tutulmasının yolu zimnen açmış olur..

3. Bu hususun büyük denetim firmaları için yapıldığını biliyorum. Ancak o çaptaki firmaların gizli gizli defter tutma uygulamalarından bir an önce vazgeçmeleri gerekiyor keza her türlü ayıp oluyor.

Toplumlar, topluluklar yazılmış ve yazılmamış yerleşmiş kurallarla yönetilir.

Bilinen bazı ülkelerin Anayasaları dahi yazılı değil.

Benim ülkemde de yazılı kurallar kişilerin isteklerine göre yönlendiriliyor. Bu kimseye fayda getirmez.

Umarım KGK’nın sayın yöneticileri bu karardan vazgeçer.

Saygılarımla
Tarih: 02.01.2015
Yunus DOĞRU
Yeminli Mali Müşavir
Kaynak: MuhasebeTR ***

YMM ‘NİN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİNDE HİÇ OLUYORUZ !!!

Meslek camiasında zaten yönetenlere karşı bir adalet inancının bulunduğu söylenemez.
Bir çok defalar yapılan uygulamalara yönelik, hakkaniyet kuralları çerçevesinden uzak, bir takım alınan veya alınmayan kararlar mevcudiyetini muhafaza etmektedir.
Zamanında, 3568 sayılı yasayı ve o yasa ile kurulan birlik ve odaları, vesayet altına sokanlardan, kazanılmış hakların nerelere uçtuğunu sorgulamamız gerekir.

Kazanılmış haklar kavramına, genişletilmiş kapsamı ile baktığımız vakit, her türlü SMMM hak ve özgürlüklerini ve hatta sosyal politikaları, kapsadığını görmek mümkündür.
Üzüntüsüne, sevincine,sağlığına, yasına v.s. paylaşım ve katkıda bulunamayan bir yönetim faciasından, olağan kanun ve tebliğ ve sirkü veya yönerge veya her ne ise devletin vesayetini kullanma isteğinde her seferinde dumura uğramış isek kusura bakmayın bunda defaaten ” yönetin bizi “ mührünü verenler olarak bizlerde suçluyuz.Çünkü her türlü *.izm hareketi klinik olarak düşünüldüğü vakit güzeldir aslında. Ve fakat bizdeki demokrasilerde öyle bir hırs var ki seçmenin oy pusulasını kullanacağı mekanın , en güzel lojistik yerlerinin, tutulabilme kavgası ve sonrasında ise tarafların badygardları güvenliği sağlayarak rüzgar estirdikleri için kimse hür iradesinde oy kullanamıyor.Grup kararları doğrultusunda yancı oylar ile gerçekten meslek ve meslektaş adına çalışacaklar başımıza gelememektedir.
Akıl okuyarak bu akılları avuçlarına alanlar, kendine yakın olanları uç ve üst noktada kayırarak meslek kurumlarını ötekileşme düzlemine sokmuşlardır.
Her türlü kapalı kapılar ardından yapılan ve üzerimize salınan salmaları daha yeni yeni bir şekilde ağızdan kaçırmalar veya var olanın paylaşımındaki tersliklerle veya hakikaten idealist olanların deklare etmesi ile öğreniyoruz..
Öğrendikçe de şeffaf olunması gerçeğinde zorlamaya başlıyoruz.
YMM ‘lerin SMMM ‘leri kendilerine taşeron ettiği bir sistem haline dönüşürken sesi kısık olanların yapacakları tek şey varsa o da durumu kabullenerek zafiyet içinde olduklarının altını imza edip yorgunlukların da emekliliklerini yaşamaktır.
Ya yoksa tüketici yasasında bile yer almayan ve dahi 2008 de kanun tasarısı olarak meclise gönderilen bağımsız denetim aşamalarının en son halkasında üyelerini perişan eden bir zihniyet tabi ki aşağıya almış bulunduğum Sayın Başkanın birliğe yazdığı ” 2014/32 sayılı “Sigorta Acentelerinin Şube Açma İle İlgili Kurallara Uyumu Konusunda Sektör Duyurusuna Ek Sektör Duyurusu” hakkında. “ konulu hak arama dilekçesine kadar varmış bulunmaktadır.
Diğer tarafta ise bir araya gelemeyen sevgili meslektaş grubu, hala egolarının şişkinliğinde, klavye başında   don kişot olup da ve aynada aslana (!) bakarken, aslında, her kötü gidişin müsebbibi oldukalrının                       ” farkındalığında ” değiller..
Sadece bu konu ile YMM onayı değil, daha bir çok konuda SMMM ‘ler yok farzedilerek onayları kabul edilmemektedir.
Yakında Basel III kriterlerinin sert uygulamaları finans çevrelerinde uygulamaya alınırken bankaların kredi verirken istemiş olduğu tüm belgelerde de YMM onayı istenir mi ?
Basel YMM ‘yi tanımaz ve bilmez.Ama bizimkiler bir yolunu bularak mutlaka üstadlarına bir arpalık da buradan çıkarırlar..
” Dolayısı ile de toplumda saygınlığı olmayan, herkesin bizim mesleğimizi yaptığı bir ne idüğü belirsiz mesleği yapanlar olarak, devam edip HİÇBİR ŞEY oluruz.
Sonuç mu TÜRMOB’ da artık HİÇ SAYILIYOR, yok olmuş bir tek kendi farkında değil..
Tıpkı Tüketici Konseyi 5.madde de olduğu gibi…
660 Sayılı KHK ‘de olduğu gibi..
Ve “2014/32 sayılı “Sigorta Acentelerinin Şube Açma İle İlgili Kurallara Uyumu
Konusunda Sektör Duyurusuna Ek Sektör Duyurusu” ‘n da olduğu gibi..
Saygılarımla…
Selahattin İPEK
SMMM-Bağımsız Denetçi
bdselahattinipek@gmail.com

YA HEP YA HİÇ DEMEDEN ÖNCE !!!
SAYIN İSMMMO BAŞKANI ‘NIN
” SMMM’LERİN HAKLARINI GASP ETMEYİN. ” mottosundaki duyurusu aşağıda alıntılanmıştır..

*********************************************************

İstanbul, 23.12.2014
Sayı : 38331

TÜRKİYE SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER
VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER ODALARI BİRLİĞİ
YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞI’NA
ANKARA

 

KONU : 2014/32 sayılı “Sigorta Acentelerinin Şube Açma İle İlgili Kurallara Uyumu
Konusunda Sektör Duyurusuna Ek Sektör Duyurusu” hakkında.

İLGİ : Hazine Müsteşarlığı’nın 16.12.2014 tarih 38138 sayılı yazı ve ekleri.

Hazine Müsteşarlığı tarafından, 16.12.2014 tarihinde 2014/32 sayılı “Sigorta Acentelerinin Şube Açma İle İlgili Kurallara Uyumu Konusunda Sektör Duyurusuna Ek Sektör Duyurusu” yayımlanarak ilgili kurum ve kuruluşlara gönderilmiştir.

2014/32 sayılı Sektör Duyurusunda; şube şeklinde teşkilatlanmaya devam etmek isteyen acentelerin gerekli bilgi ve belgeler ile Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü’ne elektronik ortamda müracaat etmelerinin gerektiği ayrıca, onay alan acentelerin faaliyetleri ile ilgili olarak üç ayda bir, Müsteşarlıkça talep edilecek mali tabloları hazırlayacakları belirtilmiştir. Duyurunun devamında; ekte yer alan (Ek-1, 2 ve 3) bilgi ve belgelerin temin edilerek Müsteşarlığa başvuru yapılması gerektiği ve son başvuru tarihinin 01.02.2015 olduğu belirtilmiştir.

Duyuru Ek-1 a- bendinde; “Mevcut yıl için bilanço (Ek-2) ve gelir tablosu (Ek-3) (Yeminli Mali Müşavir Onaylı) denilerek, Ek-2’de yer alan Acente Bilançosu ile Ek-3’te yer alan Acente Gelir Tablosu Yeminli Mali Müşavir Onaylı istenmiştir.

Sektör Duyurusundan; Ek-2’de yer alan Acente Bilançosu ile Ek-3’te yer alan Acente Gelir Tablosunun hem SMMM hem YMM’lerce hazırlanmasının mümkün olduğu, ancak onaylanma işleminin Yeminli Mali Müşavirlerce yerine getirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Sektör Duyurusunda, bilanço ve gelir tablosunun onaylanması şeklinde YMM’lere verilen bu görev, 3568 sayılı Kanun, SMMM Odaları Yönetmeliği ve SMMM’ler ile YMM’lerin Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik maddeleriyle, hem SMMM’lere hem de YMM’lere birlikte verilmişken, Sektör Duyurusunda SMMM’lere değinilmemesi açık hukuka aykırılık teşkil etmektedir.

SMMM ile YMM’lerin tabi oldukları 3568 sayılı Yasa’nın mesleğin konusunu düzenleyen 2.maddesinde açık ve net olarak belirtildiği üzere; “Muhasebe sistemlerini kurmak, geliştirmek, işletmecilik, muhasebe, finans, mali mevzuat ve bunların uygulamaları ile ilgili işlerini düzenlemek veya bu konularda müşavirlik yapmak, belgelerine dayanılarak, inceleme, tahlil, denetim yapmak, mali tablo ve beyannamelerle ilgili konularda yazılı görüş vermek, rapor ve benzerlerini düzenlemek, tahkim, bilirkişilik ve benzeri işleri yapmak” hem SMMM’lerin hem de YMM’lerin görevleri kapsamına girmektedir.

Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’in 18. ve 19.maddesi ile SMMM Odaları Yönetmeliği’nin 32.maddesinde de aynı şekilde düzenleme yapılmıştır.

SMMM ve YMM’lerin Çalışma Usul ve Esaslarını düzenleyen Yönetmelik’in “Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ile Yeminli Mali Müşavirlerin Yapacakları Denetimlerle İlgili Çalışma Usul ve Esasları” başlıklı 3.Bölümünde yer alan 50.maddesinde SMMM ile YMM’lerin yapacakları denetim faaliyetleri de ayrıntılı olarak belirtilmiş, aynı Yönetmeliğin 55.maddesinde de; “Meslek mensubu, kurum ve kuruluşların mali tablolarında yer alan; varlık, kaynak, gelir ve giderlerinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının ve kayıtlara doğru geçirilip geçirilmediğinin tespiti için gerekli bilgi ve belgeleri toplamak ve değerlendirmek amacı ile, Muhasebe denetimi, Bilanço denetimi, Gelir tablosunun denetimi, Vergi Denetimi, Tabloların mali analizleri, Bilançoların muhasebe kayıtlarına uygunluğunun kontrolü, Bilanço kalemlerinin standart şekle uygunluğunun kontrolü, Dönem sonuçlarının yıllık beyannameye intikalinin mevzuata uygunluğunun kontrolü’nü yapacakları belirtilmiştir. SMMM’lerle YMM’lere verilen tüm bu yetkilerde; işletmenin büyüklüğü, mali değeri gibi herhangi bir ayırım da yapılmamıştır.

SMMM’ler yaptıkları tüm bu işlemlerde kaşe ve imzalarını da kullanmakta, yapılan işlemlerin doğru ve güvenilir olduğunu onaylamaktadırlar.

3568 sayılı Kanunun 2.maddesinde de belirtildiği üzere; YMM’lerin SMMM’lerden tek farkı, Kanunun 12.maddesinde belirtilen tasdik işlerini yapmaktır. YMM’lerin, 3568 sayılı Kanunun 12.maddesinde belirtilen tasdik yetkilerinin ise, 2014/32 sayılı Sektör Duyurusunda YMM’lere verilen görevlerle hiç bir ilgisi bulunmamaktadır. Zira, 2014/32 sayılı Sektör Duyurusunda; YMM’lerin, 3568sayılı Kanunun 12.maddesi ile kendilerine verilen tasdik yetkisini gerektirecek hiçbir düzenleme yapılmamıştır.

3568 sayılı Kanun ve Yönetmeliklerle her iki meslek mensubuna eşit derecede tanınan görev ve yetkiler, hiçbir kurum, kuruluş ve/veya kişi tarafından tek taraflı uygulanamaz, sadece bir tarafın görevi olduğu gibi yansıtılarak diğer meslek mensubunun hak ve görevlerinin ihlal edilmesi, görev alanlarının daraltılmaya çalışılması gibi bir duruma sebebiyet verilemez.

2014/32 sayılı Sektör Duyurusu ekinde yer alan bilanço ve gelir tablosunun SMMM ve YMM’ler tarafından hazırlanması mümkün iken, YMM’lerin özel yetkisi dahilinde yer alan bir görev olmadığı halde bilanço ve gelir tablosunun YMM’lerce onaylanmasının istenmesi, açıkça hukuka aykırı olduğu gibi; 3568 sayılı Yasa ve Yönetmelikler uyarınca yetki almış SMMM’lerin hak ve menfaatinin ihlali sonucunu doğurmakta, bu kimselerin haklarını, eşitlik, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette göz ardı ederek Anayasa’ya, hukuk devleti ilkelerine de aykırılık teşkil etmektedir. Bu yönü ile toplumdaki adalet inancını da zedelediği, yasayla kazanılmış hakların ihlal edildiği izahtan varestedir.

Tüm ülke çapında faaliyette bulunan ve 77 yerde bulunan SMMM Odasından birine kayıtlı olarak faaliyet gösteren yaklaşık 73.000 SMMM’nin bir kenara bırakılması ve SMMM’lerin de yapabileceği salt bu iş için 8 ilde bulunan YMM Odasına kayıtlı yaklaşık 4.000 YMM’in görevlendirilmesi adalet, hakkaniyet, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile de bağdaşmamaktadır.

Yukarıda izah ettiğimiz nedenlerle söz konusu işlerin SMMM’lerinde yetkisi dahilinde olduğunun ve mali tabloların SMMM’ler tarafından da onaylanmasının sağlanması için,başta Hazine Müşteşarlığı olmak üzere ilgili Kurum ve Kuruluşlar nezdinde gerekli girişimlerde bulunulmasını ve dava dahil yasal haklarımızın korunmasını talep ederiz.

Ayrıca bu görüşümüz doğrultusunda Oda İSMMMO olarak da yasal haklarımızı kullanmak üzere gerekli girişimlerde bulunacağımızın bilinmesini isteriz.
Saygılarımızla.

Dr. Yahya ARIKAN
Başkan

DENETİM ALANINDA BİREYSELLİK İKİLEMİ…

Meslektaşlarım da çok iyi bilirler ki, özellikle şahsım olarak toplana-dağıla muhabbetini seven biri değilim.. Paylaşım ve yazılarımdan da çıkarımınızla üzerine fokuslandığımız bir pozisyonun hemen kararlarını alarak bir ne idüğü belirsizlikten kurtularak harekete geçen örgütlü bir devinimi isterim..

Klavye silahşörü olan kerameti kendinden menkul insanlar bu duvarlarda veya her bir tarafta yazar ve çizerler.Ve fakat iş pratiğe döküldüğü vakit kırk takla ile kaygan zemin de kaypaklık ederler.Hatta moderatör oldukları face sayfalarından dahi Sizi silerler..Yazıktır, günahtır.Akıl okumaya çalıştıkça yanlış yaptığımızın farkında değiliz.Bu sebeple, doğru yolculuğa yanınızda devamlı küsen ile değil Sizi anlayanlar ile yüreğinize hükmedenler ile çıkmanız lazım.
Meslek ve meslektaş aşkı ile yanan her rengin her insanda olan farklı durumu ile bilinirliğin olduğu, gerçek manada kırık camlar teoremi gibi sosyolojik ve tasarım boşluklarına hayır diyecekleri bulmak kolay olmuyor..Menfaat çakışmalarında silik tiplerin ne kadar egolarını parlatma gayretlerini iğrenç bir filmi izler gibi izliyorsunuz.
Birilerine veya bir yerlere bağlı değilsen onların gözünde yoksun..
Tüm bunların örgütlü toplum için varlıklarını kabül etseniz dahi, yaklaştıkça, örgütlü toplum faslının tıpkı üst bezirganlara hizmet olduğunu farkederek far yemiş tavşana dönüşüyorsunuz.
Mesela bir dernek var biz şucu değiliz dedikçe aslında ne kadar ocu olduğunu görüyorsunuz..Kimse ne başkanını tanır ve nede icraatı vardır.Ama vardır.Boşluk doldurulur ana hizmet ise siyasi gruba ithaf edilir..Bunun gibi aşikarları da cabası..
Ben farklıyım derseniz yalnız savaşcı gibi ne kadar savaşabilirseniz o kadar la kalmaktasınız.Yanınıza gelmeleri için bile, korkuların algısında mücadele etmek ve şahlandırmak gayretine enerjiniz gitmekte..
Tüm bu fasılların ardından tekrar denetim alanına dönecek olursak;
bireysel denetimin realite olan gölgesinde, asıl bu denetim şeklinin neden vazgeçilemediği gerçeğine bakalım..
Anadoluluk kavramının içine doğru eğildikçe, ataerkil bir yapı ve sonra feodolite düzeni hasılı hülasa birlik anlamında az olsunda benim olsun anlayışında bireyciliğin yattığını görürsünüz..
Ortaklığı bilmeyen bir bireye ekip ruhunu aşılamak ve onu şirketleşme sürecine alarak, güçlü sermayeli denetim şirketleri kurdurtmak çok zordur..Dolayısı ile bu algının değiştirilmesi ve yeni jenerasyonun bu konulara eğilerek evrilmesi için gereken bir dizi eğitim ve dahi öğretim çalışmalarını yapmak gerekir.Yani sınavı hedef alan bir eğitim politikası yerine geleceğin aydınlık yüzünü oluşturacak ve örümceklerin temizlenerek berrak güneşe doğru yürüyen toplum anlayışına yönelik, milli politika odaklı çalışmalara serfiraz etmemiz muhakkak ki şarttır.
Bil vesile bilinmesi gereken, AB yönergeleri ve tüm düzenleyici kanun ve tebliğlerde v.s. bir kişinin en az 20 metrekare de çalışma standardı varken ve en az bir denetim şirketin de 6 kişilik ekibin istihdam edileceği yer belirlenirken bireysel denetimi hangi akla izan savunur insan?
Tam tasdik veya o veya şu şekilde olsun YMM nerden böyle bir çıkarım ile kapsamında olan firmaya denetim yapabilir ki..Kayıtlamayı yapmadığı için..Peki kayıtlamayı bilmeyen biri sırf tablolarla denetim yaptığını nasıl izah edebilirsinz.Dolayısı ile bir çok büyük yolsuzlukta mahkeme edilmiş kamuya mal olan davaların denetimi (tam tasdik) YMM kontrolünde değilmiy di..Biri birilerini kollayarak birbirlei içinde iş paslayıp da kanunu delerek her türlü denetlemeyi ve tam tasdik v.s. işler yapılıyor.
Yani bu uyanıklar menfaatler bir olduğunda ekip olabilmeyi öğrenmişler.Öyle değil mi?
O zaman tam da zamanı değil mi şu çağrının,
Sözleşmelerini by pass ederek “defter tutma hizmetleri hariç” ” müşavir hizmeti ” verilecek diye sözleşmeleri düzenleyin sevgili meslektaşlar..
Cesaretle düzenleyin ama..Muhasebesi tutulmayan bir ekonomiye nasıl ders verilir inadında düzenleyin..
Bakın neler olacak..Şimdi tahayyül edin..
Kayıtlamanın da denetlemesini yapan bir denetim de ucube uydurma olan bir kamuoyundan gelenlere icat edilmiş sözüm ona bir meslek nasıl yerlere yatar..(!)Tahayyül edin..
Kendi aralarında dahi SMMM ‘den gelen YMM ‘lere nasıl bir bakış açısı ile yaklaştıklarını hepimiz bilmekteyiz.Küçük görme, aşağılma, itibarsızlaşıtrma ve dahi 6 bacaklı tarifi ile doğru tanım yaparak yazıyorum böcek gibi görme..
Kaldırılması gereken bir oluşum, YMM..Ve fakat dikkat edin SMMM ‘lerde hiç suç yok mu?
Sınava girerek bu YMM ‘liğe taşeron olan da biz değilmiyiz..
YMM distopyasına karşı ne yaptık Allah aşkınıza ???
Sürç-i lisan etmedim,içimden geleni yazdım..
Varın sağlıcakla kalın..
Selam,Saygı ve Sevgi ile..

Selahattin İPEK
SMMM-Bağımsız Denetçi
bdselahattinipek@gmail.com

HANTALLIĞIN BELGESİNE BAKIN…(!)

12/05/2008 Tarihinde ” Türkiye Denetim Standartları ve Kamu Gözetim Kurumu Kanunu Tasarısı ” , TBMM ‘ye sunulana kadar, bir çok evreden geçerek, en üst imzalar atılarak Meclis ‘e kanunlaşmak üzere gönderilmiştir.
Ve fakat kanunlaşmadı malum…

2005 ‘te yayınlanan meşhur ROSC raporu burda aynen geçiyor.
Bir şeylerin yerinden oynaması gerektiği, daha nasıl haber edilebilir.Davulla,zurnanın sesi uzaklardan hoş gelir lakin yakınlaştıkça kulağı delercesine rahatsız olursunuz..Davul da,zurna da uykuyu bölmemiş belli..
Yine uyuduk..
Aziz Nesin ‘in “ Öyle güzel uyuyordun ki ülkem, uyandırmaya kıyamadım! “ diyen siyasi erk, Türmob ‘un bu konudaki bir şey yapamazlığından bıkarak, bir gecede ve son dakikalarda olmak üzere, artık yeter diyerek 660 Sayılı KHK ile, Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu ‘nu kurmuştur.
Tersini bilen varsa beri gelsin..
Hantalllığın belgesine bir kez daha bakın..(!) Aşağıda linkini veriyorum..
Ne yazmak istediğim anlaşılacaktır…
                Geldiğimiz bugün de, geçmişte gerekenleri yapmış olsaydık, bu kadar belirsizlikte bir kaos ortamı olmayacak ve meslektaş üst birliğinin denetime olan yolculuğunda yer alacaktı..
Kanun Tasarısı 24. Maddeyi dikkatle okumanızı öneririm..
TÜRMOB’a ayrı bir parantez açılmış ancak TÜRMOB kendisine verilen bu görev ve sorumluluğu ne hikmetse elinin tersi ile itmiş olsa gerek ki, bu yetki de elinden alınmıştır.*
Daha doğrusu, bu işi kotarabilecek dinamiklik ve evrilmeye müsait yapıları olmadığından mahalle liginden AB veya Dünya düzlemine çıkabilecek tutarlıkta işlerin üzerine gidemeyerek abondone oldular..
Halbuki, 2002 krizinden sonra, 2008 de dünya için bir milattı.Mortgage ve İzlanda v.s. çökerken ve daha öncesinde var olan sox ve sukuk yasalarına rağmen bu tasarıya sahip çıkmamak, kamuoyu oluşturmamak akli değil yine fikrimce.
Sonrasında yazılan senaryolar ise spekülatif piyasayı başka pencerelere yönlendirerek, canbaza bak yaptırmaktır..
Türmob Başkanı, genellikle düzenlenen seminer ve toplantı v.s.’lerde soru / cevap bölümlerinde yaptığı ve altını çizerek “kayıtlara geçsin ” dediği ültimatom konuşmalar gibi yazmak gerekir mi bilemem ama işte bu hantallığın altını kalınca çizerek diyorum ki,kapalı  kayıtlar da var kamuoyuna yansıtılmayan bu tasarı belgeyi internet sanal dünyasında “ kayıtlara geçirmiş bulunmaktayız..

Şimdi soruyorum;

-12/05/2008 tarihinden önce Türmob, odalara bir üst yazı ile yazarak, görüş sormuş mudur?*

– Bu tasarıdan zamanında,Türkiyedeki Mali Müşavir oda başkanlarının haberi var mı?

-2008 ‘lerde asıl “ kayıtlara geçmiş “ bu kanun tasarısı, hazırlanıp, meclise olan yolculuğuna kadar
TÜRMOB ‘u ele geçiren YMM ‘ler ne yaptı?*
Meslek üst birlik örgütü olarak sizler iş işten geçip de bir gecede hak mahrumiyetine düşerek, farkındalığınıza (!) yeni mi öğrenerek uyandınız..?
                Hasılı hülasa, denetimin bağımsızlığında buluşmanın sancılarını çekmek, üyelerinin boynuna borç olmuştur.

Görünen o ki, artık Kral Çıplak !!!
Saygılarımla..

Selahattin İPEK
SMMM-Bağımsız Denetçi
bdselahattinipek@gmail.com

* Alıntı


12/5/2008 Tarihinde kararlaştırılan “Türkiye Denetim Standartları ve Kamu Gözetimi Kurumu Kanunu Tasarısı ” ile gerekçesi ektedir…

Denetçilerin “Sır” Saklama Yükümlülüğü

Türk Ticaret Kanunu (TTK) ‘nun revize edilerek yeni hali ile hayatın tüm yönlerini ele alan bir etkinlik kazanması sağlanmıştır.Özellikle ticari hayatta yapılan düzenlemeler neticesi onlarca yıldır var olan Ticaret Kanunu uygulamalarını bir kenara bırakarak yeni dünya düzenine uyumluluk kapsamına almaya çalışmıştır.
Bu uyumlaştırmalara hali ile şirketler düzleminden bakıldığında denetim olgusunu ve tabi denetçi  variyetinin önemli bir yer kapladığını görmek mümkün olmaktadır.
Amaç ve kapsama alanı olarak ülke geleceğinin temel taşı,  yolsuzluk ve kayıt dışılığa karşı kayıtlanma halinin, hile ve şaibe ortamından uzaklaşarak doğru ve dürüst toplumlarda, geleceğe yükselerek ilerlemektir.
Bu vesile ile ticari bir unsurun tarafsız ve gerçek doğrular yanında şirket ortakları ve şirketle ilgili üçüncü kişlerin doğru bir biçimde hak ve hukuklarının korunması tam da denetimin konusunu oluşturmaktadır.Bu denli vahim bir konunun uygulayıcısı konumunda olan denetçinin sorumluluğu , TTk ‘da denetimden beklenen neticenin sağlanması açısından önemli düzenlemeler getirmiştir.

14 Şubat 2011 tarihli 27846 sayılı Resmi Gazete ‘de yayınlanan TTK  ‘da “denetçilerin sır saklamadan doğan sorumluluğu(404)”, “denetçinin sorumluluğu (554)” ve sorumluluğun birden çok kişiyi kapsaması halinde “teselsül ve başvuru (557)” başlıklar ile maddler halinde yer almıştır.

     TTK 404’üncü madde denetçilerin sır saklama sorumluluğunu  ihlal etmeleri halinde, 554’üncü madde ise 404’üncü maddesinin dışında uygulanacaktır.Sorumluluk kusur ilkesine bağlanmış bulunmakla beraber kusuru da iddia eden ispatlamak durumundadır.
404. Madde ile düzenlenen sorumlulukla, 554’üncü maddede yer alan sorumluluğu karıştırmamak gerekmektedir.
Burada TTK ‘ da denetçinin sorumluluğu daha çok Alman sistemi mi veya İsviçre Sistemi mi “N.Ayşe Odman Boztosun‘ un” yapmış olduğu analizde de görüleceği üzere bu iki 404.Madde ile 554.Madde ‘nin çakıştığı yerleri veya karışıklıklara neden olabileceği lafzının revize edilmesinde yarar olacağı kanaatini taşımaktayım.
Ya yoksa davacı olan şirket veya pay sahiplerine veya şirket alacaklılarına karşı iki madde kapsamına giren sorumluluk dışı eylemlerden birini seçmek zorunda kalmaları gerekecektir.
Şartları varsa teselsüle ilişkin 557 nci madde uygulanır.
Yazı başılığına geri dönecek olursak,
“Sır” ile denetleme faaliyeti sırasında öğrenilen bilgiler anlaşılır. Sorumluluğun şartı sırrın kullanılmasıdır. Ancak sorumluluk için kullanma sonucunda bir yarar/menfaat elde edilmiş olması şart değildir. Sırrın izinle kullanılması sorumluluğu ortadan kaldırır.
Buna göre denetçiler ve bunların yardımcıları ve bağımsız denetleme kuruluşları ve temsilcileri yapmakla yükümlü oldukları denetimi dürüst ve tarafsız bir şekilde yerine getirmek ve sır saklamak zorundadırlar.
İzinsiz olarak kullanamadıkları gibi, kasten veya 
ihmal ile yükümlerini ihlal edenler şirkete ve zarar verdikleri takdirde bağlı şirketlere karşı sorumludurlar.
Zarar veren kişi birden fazla ise sorumluluk müteselsildir.

Bu hükmün yerine getirilmesinde ihmali bulunan kişiler hakkında, verdikleri zarar sebebiyle, her bir denetim için yüzbin Türk Lirasına, pay senetleri borsada işlem gören anonim şirketlerde ise üçyüzbin Türk Lirasına kadar tazminata hükmedilebilir. İhmalleriyle zarara sebebiyet veren kişilere ilişkin bu sınırlama denetime birden çok kişinin katılmış veya birden çok sorumluluk doğurucu eylemin gerçekleştirilmiş olması hâlinde uygulandığı gibi, katılanlardan bazılarının kasıtlı hareket etmiş olmaları durumunda da geçerlidir. Denetçinin bir bağımsız denetleme kuruluşu olması hâlinde sır saklama sorumluluğu bu kurumun yönetim kurulunu ve üyelerini ve çalışanlarını da kapsayacaktır.
Bu hükümlerden doğan tazmin yükümü sözleşme ile ne kaldırılabilir ne de daraltılabilir.
Denetçinin bu maddeden doğan sorumluluğuna ilişkin istemler rapor tarihinden başlayarak beş yılda zamanaşımına uğrar. Ancak, fiil suç oluşturup da Türk Ceza Kanununa göre süresi daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da o zamanaşımı uygulanır. 
Ceza mevzuatının, suç ihbarına ilişkin hükümleri saklıdır.
Denetçilerin oldukça geniş bir yelpaze halinde düzenlenen sorumlulukları ve buna karşı yapılan sorumluluk açıklarında karşılaşacakları durumlar ve alacakları cezai müeyyideler oldukça ağır ve bir o kadar da Demoklesin Kılıcı gibi denetçinin veya denetim kuruluşunun başında sallanmaktadır.
Dolayısı ile sorulması gereken soru  belki bu kadar ağırlaştırılmış bir sorumluluk sinsilesine karşı şimdilerde çoğunluğun farkında bile olmayan bağımsız denetçi bulunabilecek mi?
Senelik çok düşük ücretler karşılığında çok küçük ölçekli firmaların bile ticari sır ve/veya denetimden doğan sır kapsamında değerleneceği üzere, diğer büyük firmalarla aynı suça verilen aynı cezada dahi haksızlık olacağı aşikarken borçlar ve ceza hukukunda revizeye gidilmesinde fayda vardır

Ortada bu kadar bağımsız (!) denetçi varken riski üzerine alacak cesur  yürekleri nerden bulacağız..?

Selahattin İPEK
SMMM – Bağımsız Denetçi
bdselahattinipek@gmail.com

Kaynak:
– 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu
– N. Ayşe ODMAN BOZTOSUN, ”Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda Denetçinin Sorumluluğu,
Alman Sistemi mi, İsviçre Sistemi mi?”
– Ekrem Öncü-YMM,  Yeni TTK’da Denetçinin Sorumluluğu

“MINT” Yeni Devler

Doğu cephesinde epey zamandan beri bazı değerlerin değişimi dünyaya ekonomik yön tayin eder oldu. Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ)’nün güçlenmesi ve buna paralel olarak Rusya Ve Çin arasındaki petrol ve enerji antlaşmaları ile yine Çin ve Hindistan arasındaki büyük antlaşmalar neticesinde Batı gözünü bu bölgeye çevirerek kıymetli bir geleceğin uyanışına varmışlardır.

Bilişim ve teknoloji devrini sanayi ve imalat sektöründen devralan Batı, dolayısı ile terk ettiği üretim tandansını doğu blokuna bırakarak bir anlamda uzay teknolojisine ulaşırken bir anlamda da rantiyeci bir sınıf modeli yaratmıştır.
Tam da bu aşamada geleceğin korkulu rüyası “savaş,kıtlık,salgın ve ölüm” realitesine doğru gidildiğinin bilincinde gezegeni keşfe çıkarak bu gerçeği yok etme arayışına girmişlerdir.
Olumlu veya olumsuz seyreden AB ekonomileri, küresel gelişmelerin kendi ülkelerindeki ekonomik toparlanma için de risk oluşturduğunu vurgulayarak,  Euro Bölgesi’ndeki yavaşlamanın etkilerinin şimdiden imalat ve ihracatta görüldüğünü kaydederler. Dolayısı ile rekebatçi özelliklerini sağlayarak, ticaret dengesini geliştirmek farkındalığını bir kez daha hatırlamışlardır.
Bu sebeple resesyonunun kıyısında bocalayan EURO BÖLGESİ yüksek işsizlik, azalan büyüme, fiyatların düşmesi yönündeki reel riskle birlikte, gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerindeki yavaşlık, salgın, çatışmalar sürerken küresel ticaret görüşmelerinin gecikmesi istikrarsızlık ve belirsizliğin “tehlikeli sahnesine katkı yapıyor.”
Çin ‘i çevreleyerek Rusya vesayetinden uzak tutmaya çalışan ABD ‘nin ve AB ‘nin, stagflasyon dönemine girmesi bu arzularını başaramaz noktasına getirmiştir.Türkiye de işsizlik oranının yine yeniden çift haneye çıkması bunun en tabi göstergelerinden biridir.Lakin hakkını yememek lazım ki sınırlarının ötesinden resmi 1.7 milyon, resmi olmayan ise 2.0 milyon göçmen ile uğraşmak da işin bir başka cephesini oluşturmaktadır.
G-20 dönem başkanlığı ve Orta Vadeli Programlar ve Antartika da 29.devlet olarak laboratuar kurma girişimleri gibi bilimsel çalışmalar ve bilişim,teknoloji alanındaki inovasyon çalışmaları, askeri mühimmat alanındaki gelişmeler,yollar,köprüler,tekstil,turizm v.s. v.s. çalışmalar ışığında;
Goldman Sachs’ın eski Portföy Yönetimi Başkanı İngiliz Ekonomist Jim O’Neill, Türkiye’nin, Meksika, Endonezya, Nijerya’nın da “MINT” içerisinde, “yeni devler” arasında yer aldığını kaydetmiştir.

Türkiye’de Batılı bir anlayışla işleri yürütme arzusu ile  İslam’ın bileşiminden ve Türk siyasetinden kaynaklanan tamamen bu ülkeye has zorluklar mevcut.
Genel olarak ise yolsuzlukla mücadele ,enerji politikalarının doğru analiz edilerek belirlenmesi ve yine kendi ekonomik-siyasi klüplerini oluşturulması, en mühim öncelikler olarak öne çıkıyor.
Bu başlatılan büyük girişimler uygulanabilirse büyüme oranları gözle görülür ölçüde artabilir.
Ve fakat MINT ülkeleri dünyanın en büyük 10 ekonomisine katılabilir mı?” sorusuna O’Neill, “Evet, öyle düşünüyorum ama 30 yılı alabilir” cevabını veriyor.

Kaynak:
Dünya               : ‘Kur savaşına Çin’de katılabilir’
David Cameron  : Birleşik Krallık,Başbakan
Jim O’Neill        :Ekonomist

DENETİM DE (YAŞ) SORUN !!!

Bağımsız Denetimi ticari bir sektör olarak ele alıp bu mesleği icra edenler ile meslek arasındaki köprüyü doğru kurmakta fayda vardır.
Son zamanlarda çok tartışılır olması ise Türkiye interlandında yeni doğan ve uyanışlara sebep olan bir mesleğin doğum sancılarında geleceğe yol almak için sonuçları dikkatle analiz ederek büyütmeye çalışmamız gerekir.Meslek midir değil midir diye herhangi bir kısır döngü içine saplanmadan bu yazıda meslek olarak ana temayı oluşturacaktır.Bu vesile ile meslek ve meslektaş kavramlarında yükselerek içerik oluşturacağım..

10 Nisan 1984 tarihinde kabul edilen 84/253/ECC sayılı 8. Yönerge ile; Avrupa Birliği,Denetim yetkilerinin tanınması için IFAC (Uluslararası Muhasebeciler Federasyonu) ve FEE (Avrupa Muhasebeciler Birliği) nezdinde gerekli çalışmaları yapmış ve taraflarına aktarmıştır.
2006/43/EC Sayı ile revize edilen Avrupa Birliği 8.direktifi,muhasebe raporları üzerinde yasal açıdan denetim yapan denetçilerin sorumlulukları ve mesleki standartlarıyla ilgili olup;amacı, yasal denetçi olarak çalışan kişilerin gereksinimlerinin karşılanması ve Avrupa Birliğine üye ülkelerde denetime ilişkin düzenlemelerin sağlanmasıdır.

Tam da bu nokatada denetim mesleğinin kendi halinde zahiri olan yani görmezden gelinemeyen tarafı ile asıl ortaya konularak,açığa çıkarılması gereken ve söylenmesi gereken yanlarının ele alınarak irdelenmesi gerekir.Bir anlamda mükellef ve muhabbet ilişkisinin vukuu bulmasıdır.
Çıkarım şu, Bağımsız Denetim mesleğinin olmazsa olmazı olan kanun,tebliğ,yönetmelik v.s. ile bu mesleği icra edecek olan meslektaşların seyri sefer halleri bir realite olarak ele alındığında gerçek istatistiğin gençlere doğru kaydığını ve bu münasebetle genç beyinleri mesleğe taşıyarak asimetrik düşünce tarzını eğitim olarak vermeliyiz.
Temel meslek yasasının çıktığını varsayarsak farklı kavramları özellikle belirtilmiş ve lafzını açıkça yansıtmış olduğunu düşünelim.Yasaların deyimsel/sözel anlamı dikkatlice yorumlanmalı ve paralel mevzuat ile olan analitik bağlantı ve etkiler özenle değerlendirilmelidir. Hukuk güvenliği, kurallarda belirlilik ve öngörülebilirlik gerektirir.

Denetim meslek kanununda olası belirtilen mesleğin konusunun yeniden ve açıkça düzenlenmemesi halinde mesleğe yeni girişlerde, ruhsatlandırmada engeller ve tıkanıklıklar yaşanacaktır.
Aksi takdirde normlar hiyerarşisine aykırılık, hangi kanunların özel hangilerinin genel olduğu, önceki kanun hükümlerinin sonraki kanun hükümleri ile ortadan kaldırılacağına yönelik hukuksal tartışmalar sürekli gündemde olacaktır.

Bu vesile ile denetim genç, dinamik, araştıran, okuyan, analitik düşünen, kendini geliştiren kişilerin ve meslek mensuplarının uğraşı konusudur.
Standartları yorumlama ve denetim komitelerinin tebliğ ve açıklamaları yayımlandığında binlerce sahifelik doküman/set oluşacaktır. Diğer paralel mevzuatın/düzenlemelerin izlenmesi, sürekli eğitimlere katılma, kısa sürede yenilenen bilgilere, gelişime açık olma ciddi bir bilgi ve enerji gerektirir.
Tüm bunların 45-70 yaş aralığına ulaşmış meslek yorgunu kişilerle başarılması çok kolay değildir.
Realite ortada iken denetçi dengesi genç adayların mesleğe girişinin zorlaştırılmış ve engellenmiş olmasından ticari bir sektör olarak denetimin ne kadar sağlıklı olamayacağına delalet eder.

3568 SAYILI SERBEST MUHASEBECİ MALÎ MÜŞAVİRLİK VE YEMİNLİ MALÎ MÜŞAVİRLİK KANUNU ile bir anda üzerine inşa edilen mali müşavirlik mesleği devamlı iktidar yorgunu idareler ile yıllara yenik düşmüş ve hantallaşan yapının revize edilmesi şart olmuştur.
Bu yapılanmanın eksik ve yanlış olan bölümlerinden dersler alınarak BAĞIMSIZ DENETİM KANUNU ‘nun çıkarılması gerekmektedir.Düzenleme yapılmadığı vakit Bireysel denetimin varlığından en fazla YMM ‘lerin karlı çıkacağı aşikardır.
İş bu durum vesilesi ile haksız rekabete uğrayacak SMMM ‘ler bir an evvel kendilerini de filtrelemek sureti ile baskıcı gücünü kullanarak kurumsallaşmaya evrilmeleri şarttır.
Çatı birliğimiz TÜRMOB ‘da olduğu gibi 5/4 haksızlığının ancak kurulması planlanan Bağımsız Denetçiler Odalarının her il de ayrı ayrı oluşması ne YMM ve ne de SMMM ayrımına sebep/sonuç vermeden DENETÇİ ünvanını öne çıkarıp unvan karmaşasına son verir.
Bu vesile ile bireysel denetim gerçek ve gerekçelerini gözardı etmek yerine hukuksal bir temel yapıya oturtarak en az zararı göze almak lazım gelir.
Geçiş süreci olan bu zor durumda, kurumsal kimlikleri konuşanların dahi yazı ve çizilerinde ve söylevlerinde,her daim bireysel denetim geçmektedir.O halde köşedeki tuhafiye dükkanının nasıl bir ekonomik olgu içinde büyük riskleri yoksa,sınırlı denetime en az hacimli firmaları vermek hayra alamettir.

Ya yoksa ahkam kesmenin kimseye bir yararı olmadığından yaklaşık iki yıldır bir şeyler yaptıklarını sananların yine elleri boş kalacak ve sadece monolog yapacaklardır.
Bir vesile mükellef durumunu göremeyenler , bir yerlerde hep bir Bekci Murtaza oldugunu dusunur ve olmasını isterler.
Muhabbet ise ilerlemektir.O halde ileri gidebilmek için genç kuşakları önümüzdeki o kadar da uzun olmayan süreçte eğitim sürgitlerinde hazırlayarak az seviyeli meslek ve meslektaş siyasetinde buluşmamız lazım.
Ya yoksa bir sürüngen edasında belki ilerleyebiliriz ve fakat bir kuşun kanadında hem ilerleyip ve hemde yükselemeyiz.

Muhabbet ile…

 

Selahattin İPEK
SMMM-Bağımsız Denetçi
bdselahattinipek@gmail.com

 

Kaynak:

Ö.Tuğrul İnançer
Selahattin İpek-Bağımsız Denetim Nedir? Gelişimi hakkında hatırlatmalar
F.Şafak Soykan-Smmm /Bağımsız Denetim ve Sorunlar – Dünya

Muhasebecinin Bağımsız Denetçi olmaya yolculuğu…

Yıldızlara ulaşmaya kafamız dik koşarken önümüzü çok iyi görerek çukurun da varlığını kabul etmeliyiz. Bağımsız Denetim ve Bağımsız Denetçi ikilisindeki durumumuz aynen yukardaki yazı gibi. Bir yandan devlet yasa ve…

5 Ağustos 2014 20:08
Yıldızlara ulaşmaya kafamız dik koşarken önümüzü çok iyi görerek çukurun da varlığını kabul etmeliyiz.

Bağımsız Denetim ve Bağımsız Denetçi ikilisindeki durumumuz aynen yukardaki yazı gibi.

Bir yandan devlet yasa ve kanunlar ile meslek mensubunu boğarken diğer yandan adam sendeci yaklaşımı adet edinmiş büyük bir kitle.Ve bunlar 3568 sayılı yasa ile ortaya çıkan sığ ve hantal bir topluluk olarak bu gailede var oldular devşiren devşirdi ve evrildi, evrilemeyen zamanın geçmesini beklemektedir.(!)

İlgili yasanın revize edilmesi gerektiği artık bir vakadır.
Çünkü ne mevcut meslektaşları  ve ne de yenileri topluma kazandıramayan hali ile güven telkin etmeyen bir yapılaşmaya hizmet etmektedir.

Meslek Odalarının öngörü yoksunluğunda meslektaşın aymazlığı ile ne muhasebe mesleği ileri gidebilmiş ve dahi sonrasında ise Denetimin sıfır olduğu nerdeye kabül edilen memleketimde denetimin mesleği sancılar çekmektedir.
Tüm bu sorunların gölgesinde meslek mensuplarının kendini güncellememelerinde  sıkıntı olmasına rağmen ruhu itibari güzel bir gelecek bizleri beklemektedir.

Kabül edilebilir seviyelere gelene kadar mücadele yongasında çok kırılmalar olacak.

Denetim faslının çok net olarak önemine binaen Muhasebecilikten Bağımsız Denetçi’ ye geçiş döneminde elbet birtakım açmazlarımız olacaktır.Bunun için yapılan düzenlemeleri takip ederek işin aslını görmekte yarar vardır. TTK kanunu 397-406.maddeleri daha hala Sayın Meslektaşlar okuyamadıkları (!) için ilerde neler ile karşılanacağından bi haber hala o at gözlükler ile muhasebenin statükocuları olarak kaldılar.

“Hala giren borçlu,çıkan alacaklı” tadındalar yani..
Bağımsız denetimin bugünlere gelmesi dünya jargonunda bir süreçtir ve bunun Türkiye ye yansıması da entegre olmak adına hemen olmamıştır.
Bu kırılmalarda ise hakeden yoluna devam ederek diğerlerini sollayacak.
Şu an durağan gözüken Bağımsız Denetim camiası daha önce sınırlı sayıdaki şirketlerin incelenmesi faslını geçerek tabana yayıldıkça denetim canlanarak oluşumunu tamamlamaya çalışacaktır.
Kamu Gözetim Kurumu (KGK)bu anlamda piyasayı vesayet altında tutmadan denetler vasfında bulunmalı.
Gözetimi konfederasyon,birlik,oda,dernek her ne ise bu STK’lara bırakarak sadece yanlış yapanı haksız rekabette olanı denetlemelidir.
Eğitim ve öğretim aşamasında da yine KGK büyük görevleri üstlenerek meslektaş camiasına ulaşmalıdır.
Devletin asık suratı yerine hiç değilse geleceğinin bekaası olan bu denetim mesleğini icra edecek olanlarla gülen yüzünde vatan samimiyetini göstererek algı yaratmalıdır.
Bunun karşılığında ise Sayın Meslektaşlarımız canı gönülden evrilmeyi isteyerek gelişimlerini tamamlamaları gerekir.Yani devşirme olarak yeni kurulan dünyaya entegre olmak adına feragat edecekler.
Nasıl olacak bu..!!
Terminoloji olarak bile yan yana yazsak sayfalara sığmayacak bir terminiloji nasıl olacak da hemen akıllara kazınacak..Zamanı geldikçe bakar kaynakçasını buluruz diyen cühela takımının yüzünden bir arpa boyu yol alamadıkta arpalıklar inşa etmedikmi.
O zaman IFRS,UFRS,SOX,SUKUK,PCAOB,TI,YÖNERGE 4-7-8  v.s.v.s. tüm bu standart,kural ve yönergelerin ne anlama geldiğini öğrenememek ve bilmeden bu vatana hizmet ettiğini sanmak ne kadar acıdır..
Big four denetim neden big five olmaz ve bunlardan biri de neden Türkiye de olmaz.
Bu vesile ile yüksek risk finanslarının alınıp / satıldığı küresel köyümüzde önlemlerimizi çok daha yumuşak sert alarak az seviyeli siyasete monte etmemiz zaruridir.
Konsolide analizleri yapacak beyinlere birleşerek büyüyecek firma irileri lazımdır.
Bu büyüklükleri ekip ruhunda hazırlanan bir ve bütün finansal analiz tabloları ile risk öngörülerini azami durumunda azaltacak rasyolara ihtiyaç vardır.
Görmezden gelerek tünele girdiğiniz vakit bir yere kadar ulaşabilir ve fakat ışığa ulaşamayabilirsiniz.

Selahattin İPEK

SMMM-BAĞIMSIZ DENETÇİ

KRAL ÇIPLAK !!!

KRAL ÇIPLAK !!! Gelecek denilen zaman sorunsalı bir kaygının şaheseridir aslında. Bu sebeple geleceğimizi konuşmak kadar olağan bir davranış yoktur var olmaz da. İnançlar ve her türlü ” izm ”…

KRAL ÇIPLAK !!!
Gelecek denilen zaman sorunsalı bir kaygının şaheseridir aslında.

Bu sebeple geleceğimizi konuşmak kadar olağan bir davranış yoktur var olmaz da.

İnançlar ve her türlü ” izm ” olgusunda birey gelecek için hazırlanır ve tüm hazırlıklarınıda ona göre yapar.

Buradan yola çıkarak kurumların doğuşu ve büyümesi yani o çatıyı var eden bireylerin çığ gibi kenet olarak kuvvetle geleceğe yürümeleri de hep bir devamlı var olma sebebinde gizlidir.

Bu itibar ile Sayın Gökhan Uygur Üstadımın aşağıda paylaştığım yazısını paylaşarak grup bilinci ile düşüncelerinizi yorumlayarak kaleme almanızı ve yönlendirici önerilerinizi yazmanızı istemektir amaç.

Başlık ve içerik olarak ters paralellik kurabileceğimiz bir resim çizilebilir ve okuyucu bu şekilde bypass edilerek asıl düşünmesi gereken gündemi veya noktayı düşünmesi sağlanabilir.
Kısaca bireyin BEN MERKEZİYETÇİLİĞİNDEN BİZ MERKEZİNE geçememe sorunsalı üzerinde durabiliriz. Liderlik etme ve önder olmak her bireyin sahip olabileceği bir durum değil. Durumdan vazife çıkararak kendini yerine göre ateşe atmaktır liderlik bir anlamda. Ve o anlamı kuvvetlendiren ehilliğe de sahipseniz bu defa kitleyi yanınıza alırsınız.Nereye kadar?

İşte mihenk olan nokta burada saklı..Erdem eğer Hak ve Adaletli bir yol izleyerek memnunluk mottosunu yukarıya almış isek devamlılığını sağlamak ve ilelebet payidar kalmasını istiyorsak da temelini meri kanunlar ile iyi atarak kurumlar marifeti ile geleceğe taşımamız gerekecektir.
Kurum lideri yıllar yılı yaşatabilir ve fakat asla lider bir kurumu çok uzun zamanlara taşıyamaz…
Bu sebeple kurum yönetiminin demokratik bir ortamda,variyetine bırakılarak eşit seçme ve seçilme hakkı doğrultusunda yöneticiler tayini ile doğru çizgisinden ayrılmadan geleceğe yolculuk etmesinde fayda vardır.Bir şey kendiliğinden ortaya çıkmış oldu işte.Farkındalık..(!)
Lider seçilmez ve fakat yönetici seçilendir..Yani güç seçendedir.
Müreffeh yarınlara ulaşmanın dayanılmaz cazibesi, adımıza hareketle seçtiğimiz yöneticilerin elbet yanlış yapabilme haklarına karşı bunları önceden öngören ve duru görü sağlam denetimler ile olur.

Denetçi denilen eğer hile ve onun kardeşi şüpheden hareketle bu denetimlerini yaparak risk ve finansal analizler eşiğinde o kurumu geleceğe hazırlamakla kaimdir.

Tarihsel bir panaroma içinde bakacak olursak konuya halkın denetçiliği de öncelikle mizah kültürü ve bunun neticesinde pandomim ve dahi Türk toplumunda da Hacivat ve Karagöz ile oluşmuştur.V.s.
Yani söylenemeyen ve yazılamayanların ifade şekilleri.
Bunlar zamanla zaman içinde demokrasi çoktan sesliliğinde farklı argümanlarla denetlenir ve kurumların başında olanların yanlışları gösterilerek yerine hak eden yenilerin gelmesi sağlanır.

Su akar yolunu bulur..

Şimdi yazarın son sözü;

“Krallara hizmet etmedik etmeyeceğiz, Baronların yanında yer almadık yeni baronlar yaratmayacağız “

Bu kalbi düşünce ile yarınlar için ayağa kalktık ve dostlarımızla ağır ama emin adımlarla yolumuza devam edeceğiz.
Bizi bir araya getirmenin gayreti içinde kimseyi ötekileştirmeden ve dahi kutuplaştırmadan her kesimin sesi olmaya namzet birlik fikriyatı ile oluşumu tamamlayarak gerçek ehil olana devredene kadar bu figüre figüranlık etmeye söz verdik.
Şimdiye kadar var olupda sözüm ona kendini elit ve kebir gören markaların (!) güdümünden uzak güdülmeye dur diyenleri yanımızda görmek istiyoruz.
Bizim ayağa ve atağa kalkmamız neticesinde aslında hazirunda bulunanların ruhu cilalandı ve yaptıkları işi anlatamadıkları için daha bir alemde görünür oldular..
Önceleri kendilerini cılız ifade ederek vazgeçilemezler (!), egolarını tatmin edecek küçük gruplar kuranlar

TÜM BAĞIMSIZ DENETÇİLER BİRLİĞİ’ nin doğru,hızlı,atak ve cesur, konuya vakıf v.s. yaklaşımlar çerçevesinde ve yine teknolojinin kullanımı ile görsel temaların çarpıcı paylaşımları ile kendilerini buldular tahminindeyiz.
Kendi hallerinde orada burada görünerek seyr-ü sefer edenler aleme açılmayı fırsat bildiler.
Meslektaş camiası olarak sesini duyurmak ve bende bu taşın altında elim var demek isteyene kapımızda açık gönlümüzde açık. Kapıya vura değil herşeyden önce gönlümüze vurana buyurun gelin diyoruz.
Hasbel kader bu oluşumu götürmeye çalışanlar olarak eğer Ben daha iyi yaparım diyenler varsa onu arıyoruz ve devretmeye hazırız. Ki kalbi yaklaştığımızın işareti Sizlerin gönül gözü ile algıladığınız kadardır.

Bu sebeple kişilerin kendilerini tartarak nerede durmaları gerektiği tasarruflarındadır.

Gökhan Uygur Üstadın yazısını bilerek paylaşıp üst yazı yazmak istemedim.
Başka bir yerde yazımı paylaşmak istemiyorum diye küsme hakkını kullandığından O’nun yerine aşağıya alıyorum. Yorumlarınızla katkılarınızı bekliyoruz.
Saygılarımla..
*** YAZILAMAYANLAR YAZILABİLİYOR İSE UMUT VARDIR.

Kişiler mi önemlidir kurumlar mı sorusunu kendinize sorduğunuzda kurumlar dersiniz. Siz o kuruma önderlik ettiğinizde de bu sorunun cevabını kişiler olarak cevaplarsınız.
İnsan denilen varlığın içinden çıkamadığı tek sorun budur.
Aynı sorunu yeniden yaşıyoruz.
Bir çok kez de yaşayacağız.
Kişilerin önderlik etme becerilerinin tıkandığı yerde ideolojiler yardımına koşar.Kurumların tıkandığı yerlerde ise kişilerin fikirleri yardıma koşar.
Kişilerin olduğu yerde diğer fikirlerin önemi yoktur. Kurumların olduğu yerde ise ideolojilere yer yoktur. Her ikisinin ortak olduğu tek payda var oluş sebebinin merkezinde olmalarıdır.
Erwin Piscator’un yazdığı politik tiyatro adlı eserinde politikayı gerçekleri gösterme sanatı olarak değil, gerçeklerin istenilen yanını gösterme sanatı olarak betimlemiştir ki fazlası ile doğrudur.
Yukarıdaki yazılardan yola çıkarak bir değerlendirme yaptığımızda, Birisi yada birileri bir kurum oluşumunu kendi fikirleri üzerine kuruyor ise ,bir kurum oluşumunu kişi yada ideolojilerin dışında kurar iken diğerlerini dışarıda tutmaya çalışıyor ise ,her ikisinin de kirlenmiş olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Dolayısı ile bu tip oluşumların içinde yer almak sahip olduğum bireysel değerlerimle örtüşmez.
Zamanla su akar,yolunu bulur. Bizler sadece olayın figüranları olarak kalmaz zorundayız. Asıl kahraman bağımsız denetimdir ve layık olduğu yere belki bugün değil ama gelecekte mutlaka çıkacaktır.
Saygılarımla,  ***

Selahattin İPEK / SMMM -Bağımsız Denetçi

ipek@ipekmalimusavirlik.com

YA HEP YA HİÇ DEMEDEN ÖNCE !!!

 

YA HEP YA HİÇ DEMEDEN ÖNCE !!! Tüketici Konseyi Yönetmeliği bildiğiniz üzere 01 Ağustos 2003 yılında değişiklik yapılarak gündeme alınan yönetmelik yeni hali ile 05 Temmuz 2014 de 29051 sayılı…

YA HEP YA HİÇ DEMEDEN ÖNCE !!!

Tüketici Konseyi Yönetmeliği bildiğiniz üzere 01 Ağustos 2003 yılında değişiklik yapılarak gündeme alınan yönetmelik yeni hali ile 05 Temmuz 2014 de 29051 sayılı Resmi Gazete yayınlanarak yürürlüğe girdi.
Ve fakat meslektaşlarıma sormak isterim;
Bu kadar meslek ve meslektaş siyaseti yapıyorum diyen sizler (hakkı ile yapanları şükranla anıyorum) veya adınıza kurulduğunu söyledikleri en az yedi kişi ve dahi toplamı birçok yerde 20-30 bilemediniz 80-100 kişi üye oluşturularak kurulan bağımsız denetçi derneklerinden gereken yüksek ses çıkmamıştır.
Neden diye soranlara Tüketici Konseyi’ni oluşturan konseyi aşağıda yönetmeliği tam aldım, kontrol etsinler..
Müşavir, Denetçi veya bu meslekleri meslektaş adına savunan öneri ve eleştiriler sunan oluşumlardan biri acaba burada var mı..?
Neredeyse Bizim kapıcı Ali Efendi var ama, her nedense ne Bağımsız Denetçi ne de Mali Müşavir oluşumlarından bir üye yok..
Şimdiye kadar üyesine sahip çıkamayan ve hantal bir yapıya bürünen meslek örgütümüzün tepe ismi TÜRMOB kendini revize ederek artık daha aklı başında radikal kararlar alarak ufuklar çizmelidir.
Bu sebeple göz önünde çıplaklığı ile duran tamamı tutulmayan ve devamlı haksız olarak istediğimiz emek karşılığını alamayan bir meslektaşlar güruhu olarak ayağa kalkarak ne kadar güçlü olabileceğimizi göstermenin zamanı gelmiştir.
Meslektaş olarak tek çıkan seslerimizi artık o cılızlıktan kurtararak bir bir, yan yana gelmek sureti ile gür ve dosta güven veren fakat düşmana aman vermeyin hale getirmeliyiz.
Bakın bir şeye daha dikkat çekmek isterim Türkiye panaromasında ekonomik olarak hep şu yazılır ve çizilir;
ülkenin %95’ini %5 yönetiyor.Veya ülkenin %95 = %5 başka bir açıklaması varsa buyurun.
Gelir adaletsizliğien bakarmısınız.
Buna bu elit, ekabir sınıf PERDELEME yaparak bizden daha çok isyan eder üstelik..Bizde onların gazı ile  adaletsiz dağılım üzerinden bindirme yaparız.
Peki sorarım 10 adet defteri bile bulamayanın yanında 300-400 defteri olan yok mu

Meselenin özü olarak bu kadar da kalarak fabrika gibi çalışan müşavirlik büroları ve kendini marka sanan müşavirlerimizin fazla canını sıkmayalım..
İşte bu adaletsiz dağılımın mesleğimizde de var olmasının önüne ancak Bağımsız Denetim mesleğinin yeni yeni kurgulanan bu alt yapısın çok iyi düzenlenmesi gerekir ki yoksa kadük kalarak etkisini kaybeden 3568 sayılı yasa gibi hantal bir şeyler aktive edemeyen ve yine aktivisti olmayan bir yapıya bürünürüz.
Üst yapı örgütünün tam yetki ile standartları oluşturan ve kendisine bağlı odaları veya dernekleri ancak va ancak enforme eden yapıya evrilmesi gerekir ki Kamu Gözetim Kurumu GÖZETİM ayağında kalsın.
Yoksa önceki yapıdan yani TÜRMOB dan bir farkımız kalmaz.
TÜRMOB bir üst organ olarak bizleri göremeyip birey üzerine yapılarını oturtamadığı için yok olur gideriz.

Dolayısı ile de toplumda saygınlığı olmayan herkesin bizim mesleğimizi yaptığı bir ne idüğü belirsiz mesleği yapanlar olarak devam edip HİÇBİR ŞEY oluruz.
Sonuç mu TÜRMOB’ da artık HİÇ SAYILIYOR, yok olmuş bir tek kendi farkında değil..
Tıpkı Tüketici Konseyi 5.madde de olduğu gib…
Saygılarımla…

Selahattin İPEK

SMMM/BĞIMSIZ DENETÇİ

Yönetmelik tam metni aşağıdadır..
05 Temmuz 2014 Tarihli Resmi Gazete Sayı: 29051

Gümrük ve Ticaret Bakanlığından:

TÜKETİCİ KONSEYİ YÖNETMELİĞİ

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Dayanak ve Tanımlar

Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Tüketici Konseyinin kuruluş ve görevleri ile toplantı, çalışma usul ve esaslarını düzenlemektir.

 

Dayanak

 

MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 64 ve 84 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;

a) Bakan: Gümrük ve Ticaret Bakanını,

b) Bakanlık: Gümrük ve Ticaret Bakanlığını,

c) Bakan Yardımcısı: Gümrük ve Ticaret Bakan Yardımcısını,

ç) Başkan: Konsey Başkanını,

d) Genel Müdürlük: Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğünü,

e) Genel Müdür: Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürünü,

f) Kanun: 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu,

g) Konsey: Tüketici Konseyini,

ğ) Müsteşar: Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Müsteşarını,

h) Tüketici Örgütleri: Tüketicinin korunması amacıyla kurulan dernek, vakıf veya bunların üst kuruluşlarını,

ı) Üye: Tüketici Konseyi üyesini,

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Kuruluş ve Görevler

Kuruluş

MADDE 4 – (1) Tüketicinin sorunlarının ve ihtiyaçlarının belirlenmesi ile çıkarlarının korunmasına ilişkin gerekli tedbirleri araştırmak ve Kanunun uygulanmasına yönelik tedbirlere dair görüşleri öncelikle ele alınmak üzere ve ilgili mercilere iletmek amacıyla Tüketici Konseyi kurulur. Tüketici Konseyi yılda en az bir kez Bakanlığın koordinatörlüğünde toplanır.

 

Başkan ve üyeler

 

MADDE 5 – (1) Konsey, Bakanın veya görevlendireceği Bakan Yardımcısı, Müsteşar veya Müsteşar Yardımcısının başkanlığında aşağıda sayılan üyelerden oluşur:

 

a) Adalet Bakanlığından bir temsilci,

b) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığından bir temsilci,

c) Avrupa Birliği Bakanlığından bir temsilci,

ç) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından bir temsilci,

d) Çevre ve Şehircilik Bakanlığından bir temsilci,

e) Ekonomi Bakanlığından bir temsilci,

f) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından bir temsilci,

g) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından bir temsilci,

ğ) Gümrük ve Ticaret Bakanlığından iki temsilci,

h) İçişleri Bakanlığından bir temsilci,

ı) Kalkınma Bakanlığından bir temsilci,

i) Kültür ve Turizm Bakanlığından bir temsilci,

j) Maliye Bakanlığından bir temsilci,

k) Milli Eğitim Bakanlığından bir temsilci,

l) Sağlık Bakanlığından bir temsilci,

m) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığından bir temsilci,

n) Hazine Müsteşarlığından bir temsilci,

o) Türkiye İstatistik Kurumundan bir temsilci,

ö) Türk Standartları Enstitüsünden bir temsilci,

p) Rekabet Kurumundan bir temsilci,

r) Radyo ve Televizyon Üst Kurulundan bir temsilci,

s) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan bir temsilci,

ş) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumundan bir temsilci,

t) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan bir temsilci,

u) Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliğinden bir temsilci,

ü) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan bir temsilci,

v) Diyanet İşleri Başkanlığından bir temsilci,

y) Yükseköğretim Kurulundan bir temsilci,

z) Ankara, İstanbul ve İzmir Büyükşehir belediyelerinden birer temsilci,

aa) Türkiye Belediyeler Birliğinden bir temsilci,

bb) İşçi sendikaları konfederasyonlarından birer temsilci,

cc) Memur sendikaları konfederasyonlarından birer temsilci,

çç) Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonundan bir temsilci,

dd) Türkiye Barolar Birliğinden bir temsilci,

ee) Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinden bir temsilci,

ff) Türk Eczacıları Birliğinden bir temsilci,

gg) Türk Tabipleri Birliğinden bir temsilci,

ğğ) Türk Dişhekimleri Birliğinden bir temsilci,

hh) Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonundan iki  temsilci,

ıı) Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinden iki temsilci,

ii) Türkiye Bankalar Birliğinden bir temsilci,

jj) Türkiye Katılım Bankaları Birliğinden bir temsilci,

kk) Türkiye Seyahat Acenteleri Birliğinden  bir temsilci,

ll) Türkiye Ziraat Odaları Birliğinden bir temsilci,

mm) Türkiye Perakendeciler Federasyonundan bir temsilci,

nn) Tüm Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Federasyonundan bir temsilci,

oo) Tüketici derneklerinden yirmi temsilci,

öö) Tüketici vakıflarından birer temsilci,

pp) Tüketici derneği üst kuruluşlarından ikişer temsilci.

Tüketici dernek temsilcilerinin seçimi

MADDE 6 – (1) Konseye katılacak tüketici derneklerince aşağıda yer alan bilgi ve belgelerin bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere Genel Müdürlüğe verilmesi zorunludur:

 

a) Dernek kurucuları tarafından imzalanmış, ilgili kurumlarca onaylı dernek tüzüğü ve kuruluş bildirimi,

 

b) Yazışma ve tebligatı almaya yetkili kişi veya kişilerin adı, soyadı, T.C. kimlik numarası, yerleşim yerlerini ve tatbiki imzalarını gösterir yazı ve belgeler.

 

(2) İlgili dernekler, birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerine konu bilgi ve belgelerdeki değişiklikleri, değişiklik tarihini izleyen otuz gün içerisinde; Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra kurulacak olan tüketici dernekleri ise birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerinde sayılan bilgi ve belgeleri ilk genel kurul toplantısının yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde Genel Müdürlüğe bildirmek zorundadır.

 

(3) Konseye katılacak tüketici derneklerinin, merkez ve şubelerine kayıtlı üye sayılarını gösteren listelerin ve il veya ilçe mülki idare amirliği dernekler birimi tarafından kütüğe kaydedildiğini gösteren belgelerin aslını veya onaylınüshalarını her yıl Konseyin düzenlendiği yılın ilk ayının son işgününe kadar Genel Müdürlüğe yazılı olarak bildirmeleri zorunludur.

 

(4) Tüketici derneklerinin, konseye katılabilmeleri için konseyin düzenlendiği yıldan bir önceki yılın sonu itibariyle asgari bir yılını doldurmuş olmaları, halen faal tüketici derneği vasfını taşımaları gerekir.

 

(5) Bu maddenin dördüncü fıkrasında belirtilen kriterleri taşıyan tüketici derneklerinden, kayıtlı üye sayısı en fazla olan ilk üç dernek dörder, ilk üç dernekten sonra gelen kayıtlı üye sayısı en fazla olan ilk sekiz dernek birer temsilci olmaküzere toplam yirmi kişi konseye katılır.

 

Konseyin görevleri

 

MADDE 7 – (1) Konseyin görevleri şunlardır:

 

a) Tüketicinin ihtiyaçlarının karşılanması ve çıkarlarının korunmasına ilişkin alınacak tedbirler konusunda araştırma ve çalışmalarda bulunmak,

 

b) Tüketicinin sorunlarının evrensel tüketici hakları doğrultusunda çözülmesi amacıyla alınacak tedbirler ile Kanunun uygulanmasına yönelik tedbirlere dair görüşleri karara bağlamak ve öncelikle ele alınmak üzere ilgili mercilere aktarmak,

 

c) Tüketicinin korunması ile ilgili kanun teklifleri, yönetmelik ve tebliğler hakkında görüş oluşturmak ve önerilerde bulunmak,

 

ç) Tüketicinin korunması alanındaki gelişmeleri izlemek ve değerlendirmek,

 

d) Tüketicinin eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi amacıyla yazılı veya görsel materyaller hazırlanması konusundaönerilerde bulunmak,

 

e) Konseye katılan tüketici örgütleri temsilcileri arasından Reklam Kurulunda görevlendirilecek üyeyi seçmek,

 

f) Kuruluş amaçları doğrultusunda diğer görevleri yapmak.

 

Başkanın görevleri

 

MADDE 8 – (1) Başkanın görevleri şunlardır:

 

a) Konseye ve divana başkanlık yapmak,

 

b) Konseyin toplanma, tarih, yer ve gündemini tespit etmek,

 

c) Başkanlığa gönderilen rapor, tebliğ ve önerileri değerlendirerek uygun görülenleri görüşülmek üzere Konsey gündemine almak,

ç) Konsey çalışmalarının gündeme uygun olarak verimli ve düzenli bir şekilde yürütülmesini sağlamak,

d) Konseyin faaliyetleri ile ilgili toplantı ve görüşmelerde Konseyi temsil etmek.

Sekretarya

MADDE 9 – (1) Konseyin sekretarya hizmetleri Genel Müdürlük tarafından yürütülür.

Sekretaryanın görevleri

MADDE 10 – (1) Sekretaryanın görevleri şunlardır:

a) Konseyin çalışmalarına esas olacak ön hazırlıkları yapmak,

b) Konseyin raportörlük, dosyalama ve arşiv faaliyetlerini yürütmek,

c) Konseyin toplanma tarihi ile yer ve gündemini Konsey üyelerine bildirmek,

ç) Konsey tutanaklarını dosyalamak ve alınan kararları ilgili kurum ve kuruluşlara iletmek,

d) Başkanın veya Konseyin uygun göreceği diğer işleri yapmak.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Çalışma Usul ve Esasları

Çalışma şekli

MADDE 11 – (1) Konsey, Başkanın çağrısı üzerine yılda en az bir kez toplanır. Başkanın gerekli görmesi veyaüyelerin en az dörtte birinin Başkana yapacağı gerekçeli ve yazılı başvuru üzerine de olağanüstü toplanır. Bu tür toplantılar, başvuru tarihinden itibaren en geç iki ay içinde yapılır.

 

(2) Konseye davet, toplantı tarihinden en az bir ay önce gündem ile birlikte üyelere gönderilir.

 

Toplantı yeter sayısı

 

MADDE 12 – (1) Konsey, üye sayısının yarısından bir fazlasının katılımıyla toplanır. İlk toplantıda yeterliçoğunluk sağlanmazsa, toplantı iki ay içerisinde yapılır ve toplantı yeter sayısı aranmaz.

 

Oylama

 

MADDE 13 – (1) Konsey, gündemindeki konuları görüşerek karara bağlar. Kararlar, oylama anında hazır bulunanların oy çokluğu ile alınır. Oyların eşit çıkması halinde Başkanın oy kullandığı taraf çoğunluk sayılır.

 

(2) Kararların alınmasında açık oylama yapılır. Oylama sonucu alınan kararlar divan başkanlığınca toplantıtutanağına geçirilir.

 

Gündem

 

MADDE 14 – (1) Konsey gündemi Başkan tarafından belirlenir. Gündem maddelerinin görüşülmesine geçilmeden önce;  Konseyde temsil edilen kuruluşlardan en az beş tanesinin, başkanlığa yapılan yazılı ve gerekçeli başvurusu üzerine, Konsey üyelerinin kabul etmesi halinde gündeme madde eklenir.

 

(2) Gündemde yer verilecek hususlar şunlardır:

 

a) Toplantı divanının oluşması için bir başkan yardımcısı ile toplantı tutanaklarını düzenleyecek iki katip üyenin seçilmesi,

 

b) Toplantı tutanaklarının yazılması ve imzalanması yetkisinin divana verilmesi,

 

c) Konsey gündemiyle ilgili rapor, tebliğ ve diğer belgelerin okunması, tartışılması ve kararların alınması,

 

ç) Konseye katılan tüketici örgütleri temsilcileri arasından Reklam Kurulunda görevlendirilecek üyenin seçilmesi,

 

d) Tüketicinin korunması ile ilgili diğer hususlar.

 

Divanın kuruluşu ve görevleri

 

MADDE 15 – (1) Divan; Başkan ile Konseye katılan temsilciler arasından Konsey tarafından seçilen bir başkan yardımcısı ve iki katip üyeden oluşur.

 

(2) Divan; Konseyi gündeme uygun olarak yönetmek, oy sayımı yapmak, görüş ve öneriler ile alınan kararlarıaçıklamak, bunların tutanağa kaydedilmesini sağlamakla görevlidir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

Mali hükümler

MADDE 16 – (1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasından kaynaklanan giderler, Bakanlık bütçesinden karşılanır.

Yürürlükten kaldırılan yönetmelik

MADDE 17 – (1) 1/8/2003 tarihli ve 25186 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tüketici Konseyi Yönetmeliğiyürürlükten kaldırılmıştır.

Yürürlük

MADDE 18 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 19 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Gümrük ve Ticaret Bakanı yürütür.

 

Go to Top